Fizyoterapi öğrenim gördüğünüz esnada teorik bilginin yanısıra pratiğe daha çok dayalı bir bölüm. Siz öğrenci olarak aktif olarak yer alıyorsunuz derslerde. Mezun olduktan sonra işsizlik sıkıntısı çekmeyeceğiniz bir bölüm. her şehirde de yapılabilir. bölgesel bir yığılma söz konusu değil. mesleki hazza gelirsek; işte asıl olay burada başlıyor. Çünkü fizyoterapi çok fazla emek ve sabır isteyen bir meslek. bir hastayı bir hekim 1 kez görecekken siz aynı hastayı 1 yıl tedaviye alacaksınız. Ama tedavi esnasında hasta gelişimini görmek, alacağınız feedback başardığınız kanıtı olacak.
Dokuz Eylül şehir üniversiteciliğini benimsemiş bir üniversite. Yani kampüs sistemi yok. Fakülteler İzmir'in çeşitli yerlerine dağılmış durumda. Ama Dokuz Eylül Üniversitesi'ne ait çoğu fakültenin aksine Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü sağlık kampüsü içinde Balçova'da yer alıyor. Balçova da deniz kenarında yer almış şirin bir yer. Diğer bölümler yoğunluk olarak Buca'da yer alıyor.
Kendi bölümüm için konuşmak gerekirse öğretim kadrosu ve materyal olanağıdır. Diğer üniversitelerin fizyoterapi bölümlerinde bulunmayan bir çok imkana sahip.
Dokuz Eylül Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü Hacettepe ve İstanbul Üniversiteleri'nden sonra kurulmuştur. Bu bakımdan köklü bir geçmişe, oturmuş bir öğretim üyesi kadrosuna sahip. Benim tercih döneminde İstanbul Üniversitesi tutmasına rağmen Dokuz Eylül'ü tercih etmemin en büyük sebebi ise İzmir'dir.
İzmir her kesime hitap edebilen bir şehir. Özellikle öğrenci olmak için ideal. Kültür düzeyi diğer illere göre yüksek bi şehir İzmir. Bu yüzden yaşam şartları da ona göre şekillenmiş. Ulaşım şartları, eğlence sektörü, kültürel etkinlikler açısında gayet doyurucu.