Cevaplar 261

Yükleniyor...
3,162 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret bölümü, dolu dolu bir bölüm. İngilizce eğitimi aldığınız için İngilizce öğrenmemeniz mümkün değil ve ayrıca ikinci bir yabancı dil öğreniyorsunuz. Ben Fransızca öğrendim ama isteyenler İspanyolca, Rusça, Japonca dillerini seçebilir. Bu yabancı dillerde ileri düzeye gelene kadar eğitim alıyorsunuz. Böylece Erasmus başvurularınız kolaylaşıyor ve iş hayatınızda size çok yardımcı oluyor.

Benim hocalarım çok değerli hocalar ve gerçekten çok kaliteli eğitim veriyorlar. Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret bölümünde her dersinize her an bir misafir katılabiliyor. Bu kimi zaman BAT’nin İnsan Kaynakları Direktörü olabiliyor ve bu sayede networkünüzü hiçbir çaba harcamadan geliştirebiliyorsunuz. Sadece derslere devam etmeniz yeterli oluyor.

3,070 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Endüstri Mühendisliği; operasyonun ve süreçlerin her daim daha iyi ileriye gitmesi ve daha optimize çalışması üzerine çalışıyor. Ben öğrenciyken bize öğretilen sistemler o kadar kompleksleşiyordu ki; hocama bu öğretileri iş hayatında nerelerde kullanacağımızı soruyordum. Bu sorduğum sorular, iş hayatına geldiğimde fabrikada modül başında aktif olarak takip edilen bir kalite sistemi olarak karşıma çıkıyordu. Dolayısıyla derste gördüğüm şeyleri BAT Samsun Operasyonu’nda fiziken nasıl uygulandığını ve sistemlerin nasıl kullanıldığını görmüş oldum. Endüstri Mühendisi olarak bir Operasyon dünyasına girdiğinizde, bu kompleks sistemleri anlamanız çok daha kolay oluyor çünkü arkalarındaki teorilerin eğitimini daha önceden almış oluyorsunuz. İnsan ilişkileri noktasında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nde muazzam bir hoşgörü, anlayış ortamı ve insan çeşitliliği var. Ben BAT’de de buna benzer açıklılık ve çeşitlilik olan bir ortamda çalışıyorum. Okuldan dolayı bu ortama aşina olduğum için adaptasyon konusunda hiçbir sıkıntı çekmiyorum. BAT’de de çok farklı kültürlerden insanlarla çok rahat bir şekilde çalışabiliyorum.

3,054 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Üniversiteler insanların vizyon kazandıkları ve gelecek yıllarda nasıl bir yöne gitmesi gerektiği konusunda insanları hayata hazırlıyor. Dolayısıyla bölümlere gelmeden önce okulun kimliği hakkında, o kurumun size sunduğu ve kattığı vizyonla ilgili konuşmak gerekiyor. ODTÜ bu yönlerden çok faydalı bir kurum çünkü çok farklı insanlarla tanışma fırsatı sunuyor. Bu durum, özellikle Pazarlama alanında çalışmayı amaçlayan insanlar için çok değerli çünkü orada çok fazla insan tanıyıp çok fazla kültüre dokunuyorsunuz. Bunlar da sizin ufkunuzu genişleterek o insanların ne hissettiğini ve ne anladığını anlamanızı sağlıyor. Dolayısıyla bölüm tercihinden önce üniversite seçimi çok önemli diye düşünüyorum. İşletme bölümünü ben biraz temel olarak görüyorum. Çünkü bu bölümde okuduktan sonra Finans’a, Pazarlama’ya, Danışmanlık firmalarına yönelebilirsiniz veya girişimler yapabilirsiniz. İşletme bölümü tüm bunlara olanak sağlıyor fakat bunların sonrasında hangi alana yönelmek istediğiniz hakkında ilerleyen yıllarda oturup düşünmeniz ve karar vermeniz gerekiyor.

3,001 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben buraya 1 sene önce İzmir’den geldim. Burası benim için küçük bir İzmir gibi ve Samsun’un tadını sonuna kadar çıkardığımı düşünüyorum. Karadeniz çok güzel bir bölge ama burada uzun yıllar yaşamayacağımı düşünüyorum. Burada çalışırken tadını çıkarmak çok güzel ve elinizin altında yapabileceğiniz çok fazla şey var. Ulaşım çok kolay ve müthiş bir doğal güzellik var. Parti modunda olan bir insansanız size hitap etmeyebilir ama biraz daha gezip dolaşıp doğal güzelliklerin tadını çıkarmak istiyorsanız mükemmel bir yer. Dolayısıyla burada hiç zorlanmadan 2-3 sene yaşayabilirsiniz, ben gayet memnunum.

2,967 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Standart olarak bir başvuru formuyla başlıyor. Başvuru formu benim şu ana kadar gördüğüm en uzun formlardan biriydi ve içerisinde çok çetrefilli ve güzel sorular vardı. Örneğin; “Sizi eşsiz yapan şey nedir?” şeklinde son derece ucu açık bir soru vardı. Başvuru formunda esas amaç; yaptığınız şeyleri insanlara en güzel bir şekilde kağıt üstünde aktarabilmektir. İlk aşamayı geçtikten sonra İnsan Kaynakları Departmanı’yla bir telefon mülakatı oluyor. Burada genellikle yetkinlik bazlı sorular sorarak temel iletişim becerilerinize bakıyorlar. Bu aşamadan sonra departmanınızın direktörüyle ve İnsan Kaynakları’ndan üst düzey bir yöneticiyle beraber yüz yüze mülakata giriyorsunuz. Burada da neden çalışmak istediğinizi ve motivasyon sebeplerinizi görmek istiyorlar. İşle ve başvurduğunuz departmanla alakalı temel işleri ve süreçleri bilip bilmediğinizi soruyorlar. Bunun sonrasında Assessment Center’a giderek bir iş gününün simülasyonunu yapıyorsunuz. Güne bir vakayla başlıyorsunuz ve gün boyunca aynı vaka entegre bir şekilde devam ediyor. Grup mülakatlarına ve üst düzey yöneticilerle birebir müzakerelere katılıyorsunuz. Günün sonunda da şirkette değiştirmek istediğiniz şeyleri sunum haline getirerek direktörlere sunuyorsunuz. Bu süreç aşağı yukarı 1 gün boyunca sürüyor ve aşamalar bittiğinde size geri bildirimler veriyorlar. Bu geri bildirimlerle işe girip girmediğinizi de öğrenmiş oluyorsunuz.