Cevaplar 264

Filtrele:Sırala:

Mimarlık Bölümü mezunu ne iş yapar? İş imkanları nelerdir? (12 Cevap)

Mimarlık mezunları birden çok farklı yollarda çalışma imkanı bulurlar. Ofis kurmak, ofiste çalışmak, projelerde bulunmak, yenilik getirmek, bazı konularda farklılık getirmek, kopyacı mimarda olabilirsin(tavsiye edilmeyen davranış) ya da ben tamamen bağımsız olup kendi kendime yetebilirim diyebilirsin. Ama gün geçtikçe mimarlık öğrencilerinin sıkıntı çektikleri konular özellikle Türkiye'de üniversite mezunu olduğun gün Mimarlar Odasına üye olup hemen İstanbul göbeğinde gökdelen dike bilebiliyorsun. Bu da kötü sonuçlar çıkaran yapılaşmalara neden oluyor ilgisin olmayan insaların bile anladığı çirkinlikler. İş bulabilmek zor değildir mimar olarak ama niteliksiz bir mimar olarak iş bulup çalışmak teknikerden farksız olmak gibidir. O yüzden Türkiye'de çok fazla mimarlık şirketleri var ve bu konuda çok fazla iş mimarlığı hayal edilmeyen bir durumla karşı karşıya getiriyor.

Ankara şehrinde öğrenci olmanın eksileri nelerdir? (140 Cevap)

"Eksileri" tanımına ilk uyan şey havası. Hava kışın soğuk, hatta çok soğuk. Alışmanız süreç alabilir.

Ankara gri şehir, genel olarak memur ve bürokrasi şehri. O sıkıcılığı ve monotonluğu her yere yansımış durumda. Eğlence alanları çok kısıtlı. Tunalı/Bestekar, Arjantin/Filistin, Sakarya, Park Caddesi gibi kısıtlı alanlara sahip. Zaten Bestekar'a gittiğinizde, tanıdığınız birçok insana rastlarsınız.

Denizi yok yazan var hâlâ! Yok, birkaç yüz milyon yıl ufukta da gözükmüyor, artık bu klişenin bitmesi gerekli. Ama evet yok, olsaydı İstanbul'u daha çok sevemezdik.

Eymir gölü gibi mini yerler harici çok fazla vakit geçirebileceğiniz bir güzelliği yoktur. AVM'lerle dolu bir şehir. Son senelerde konser imkanları ve sergi imkanları artsa da, hâlâ sanat alanında çok zayıf.

Ulaşım imkanları hala çok kötü. Örneğin 22:30 sonrası Ümitköy gibi modernize bi bölgeden, Bahçeli/Tunalı gibi semtlere taksi harici inemiyorsunuz. Örneğin ben Ankara'ya ilk geldiğimde Gordion yeni yapılıyordu, Metro o sene hadi bilemedin sonraki sene açılıyordu, yıl oldu 2013..

Sıla Aras sordu.

Üniversitede Yabancı Dil alanında bir bölüm okumak isteyen biri kendini geliştirmek için neler yapabilir? (5 Cevap)

Öncelikle İngiliz/Fransız/Alman/İspanyol kültürünü bir araştırın derim. Bölüme geçmeden önce hem gerçekten o tarafa ilginiz var mı öğrenmek hem de içgörünüzü geliştirmek adına faydalı olacaktır. Dil olarak sizi zorluyor mu ona da bakmalısınız, 4 sene boyunca belki de hiç bilmediğiniz bir dilin Edebiyatını öğreneceksiniz ve minimum 1 sene Hazırlık senesinin size zulüm gelmeyeceğinden emin olmalısınız :) Hazırlık senesinde öğreneceği dilden nefret ederek okulu bırakan ve sınava tekrar hazırlanan çok arkadaşım oldu. Bu yüzden o dile yatkınlığınız var mı önce bunu sorgulamalısınız. Mezun olduktan sonra büyük ihtimalle ana diliniz gibi konuştuğunuz bir dil olacak bölümünüzün dili. Hazırlık senesinden önce dil kurslarına da gidebilirsiniz fakat üniversite sınavı esnasında buna vaktiniz olmayabilir. Sonuçlar açıklandıktan sonra hızlandırılmış bir dil kursu mantıklı olabilir. Ya da üniversiteye geçme senesinden önceki senelerde istediğiniz bölümün kültürünü iyice öğrenmek adına yurt dışına gidip oralı arkadaşlar edinin ve onlarla hep iletişimde kalın derim :) Yurt dışı bağlantıları Dil bölümü mezunlarının her zaman işine yarar!

Girişimci olmak isteyen kişilere tavsiyeleriniz nelerdir? (2 Cevap)

Kendi şirketini kurup kapatmış, yıllardır onlarca girişim ve girişimci tanımış, onlarca kurumsal - kurumsal olmayan firmayla iş yapmış ve 2 yıldır bir girişimde çalışan biri olarak yaşadıklarımdan, gördüklerimden çıkardığım derslerden birkaç tavsiye vereceğim. 

Öncelikle bir girişim kuran veya kurmaya kalkan herkes o sihirli fikre çok fazla takılıyor. Fikir 100 birimlik girişimciliğin bence %10u. Geri kalan %10u network, %29u çok çalışmak, %51i ise EKİP. 

Ekip konusunu neredeyse her girişimci üstüne basa basa söyler. Klişe haline gelmiş bir şey olsa da, gerçekten bir girişimde en önemli şey ekip. Eskiden bana da ekip konusu saçma gelirdi, fikrin daha önemli olduğunu düşünürdüm ama yaşadıkça gördüm ki fikri, networkü, eğitimi çok sağlam kişiler-şirketler ekibi kaliteli olmadığı için battı.

Ekip nasıl kuracağız derseniz de bence iş hayatında 4 tip insan var. 

1.si çok çalışmayı sevmeyen, işi para kazanmak için bir araç olarak görenler. Bu arkadaşlar belli saatler içinde işe gelir, kendilerine verilen işleri yavaş yavaş yapar evine gider. Bu tip insanları bence ekibinize almayın. Girişimcilik böyle bir şey değil. Bu kafadaysanız hiç girişimciliğe de bulaşmayın çünkü girişimcilik tabiri caizse “it gibi” çalışmayı gerektiriyor. Bu arada bu tip insanlar genelden aileden zengin ve ''kafası rahat'' olarak tabir edilen kişilerdir.

2.tip insan ise çok zeki ve yaratıcı olmayan ama belli bir uzmanlığı olup, çok çalışan kişilerdir. Bu tip insanlar girişimciliğin ruhuna uygun olarak “it gibi” çalışırlar. Aynı zamanda bu arkadaşlar birden fazla görev yapar ama teknik insanlar olduklarından yaratıcılık adına pek bir şey ortaya koyamazlar. Bu tip insanları bulursanız bence hemen ekibinize alın. İşinizi belli bir seviyede tutacak, çok çalışarak sizi ve ekibi motive edeceklerdir.

3.tip insansa hem “it gibi” çalışan hem de zeki olanlardır. Bu tip insanları bulmak çok zor hatta imkansız gibidir. Çünkü gelecek vaat eder ve sizin vereceğiniz maaşın kat be kat üstünü kazanacak potansiyeli vardır.  Bu tip insanları bulursanız hemen ekibinize dahil edin ve hatta şirketinize ortak edin. Bu tip insanlar sağlam eğitimi olan, sağlam eğitimlerinden dolayı iyi bir network sahibi de kişilerdir. Girişiminizden çok para kazanmanız, exit yapmanız bu tipteki insanların ekibinizde bulunma sayısıyla doğru orantılıdır. 

4.tip ise en tehlikeli olan tiptir. Bu tipteki insanlar zeki, iyi eğitimli, vizyon sahibi ama çalışmayan tiplerdir. Sizi etkiler, işe yön verir, kafa açar ama ekibe dahil ederseniz hele ortak yaparsanız maksimum 2 yıla batarsınız. Çalışmadığı için motivasyon düşürür, güven verir ama çalışmadığı için hiçbir şey yapmaz. Yeni kurulan bir girişimde çalışmayan kişi Steve Jobs bile olsa bence hemen o işten uzaklaştırılmalıdır. Çünkü girişimciyseniz “it gibi” çalışmalısınız. 

Fikri buldunuz, ekibi kurdunuz asıl olaysa şimdi başlıyor. Linkedininize, kartvizitinize yazdığınız havalı titleların içini doldurmanız gerekecek çünkü artık siz bir yöneticisiniz. KDV nedir, gelir vergisi nedir, damga vergisi nedir, SGK primi nedir vs bunları bilmeniz gerekiyor. Mesela 2018 itibariyle kurucu olarak minimum 598 TL her ay Bağkur primi ödemeniz gerekiyor. Kestiğiniz her faturanın %18'ini kdv olarak, %20sini de gelir vergisi olarak devlete vermeniz gerekecek. Keza 2.500 TL net maaş vereceğiniz bir kişi çalıştırırsanız bunun şirketinize maliyeti aylık ortalama 4.500 TL olacak (yol-yemek hariç). Tabii normal şirketlerde bunun için bir kişi hatta bir departman çalışıyor ama bunları tek başınıza veya ortağınızla birlikte yapmanız gerekecek.

Bunla da kalmayacak ekibinizin motivasyonunu yüksek tutmanız gerekecek. Yemek kartına para yatmayacak size soracaklar, bilgisayar bozulacak size gelecekler. Ofisiniz varsa su bile bitse, bu işin sorumlusu olarak sizi görüp size soracaklar. Siz aynı anda normal bir şirkette 4-5 kişinin yapması gereken işleri tek başınıza yapacaksınız. Asıl olarak satışla veya ürünle ilgileniyorsanız bunun yanında bunlarla da ilgilenmeniz gerekecek. Yani dışardan görüldüğü gibi kendi işimin patronu olayım her gün sabahın köründe işe gitmeyeyim, emir almayayım, akşam istediğim saatte çıkayım, haftasonları çalışmayayım gibi hayalleriniz varsa bunları unutun. Emin olun bir şirkette çalışsanız, kendi işinizdekinden %50 daha az çalışacaksınız.

Tabii bunlarla da bitmedi. Bir de işin psikolojik boyutu var. Örneğin okuldan mezun olur olmaz kendi işinizi kurdunuz. Arkadaşlarınız muhtemelen en alt pozisyondan başladıkları için zorluk çekecekler. Siz onlara bakıp ne güzel kendi işimi kurdum vs diyeceksiniz. Şansınız da varsa hemen hemen aynı paraları da kazanacaksınız ama sizin şirketi büyütmeniz arkadaşlarınızın yükselmesinden daha zor olacak. Yıllar içerisinde arkadaşlarınız titlelarına title ekleyip yükselirken, maaşları artarken siz büyük ihtimalle bir süre aynı noktada kalacaksınız. Bu durumun da üzerinizde bir yerden sonra baskı oluşturma ihtimali yüksek. 

Bir diğer konuda girişimci olmanın zamanlaması. Ülkemizde şöyle bir yanılgı var bence. Girişimcilik sanki üniversitede okuyan veya yeni mezun insanların yapması gereken bir şeymiş gibi lanse ediliyor. Sanki gençlerin oyun alanı gibi bir hava veriliyor. Arkadaşlar Türkiye'de yaşadığınızı unutmayın. Amerika'daki girişimleri kendinize rol model almayın. Üniversitede okuyorken girişimde bulunulabilir. Okuduğunuz için daha rahat hareket edebilirsiniz ama mezun olduktan sonra bu işe kalkışmamak bence daha mantıklı. Girip bir yerde çalışmak, kurumsal hayatı görmek, tecrübe edinmek size bir çok şey katacak. Diğer türlüsü sizi sudan çıkmış balığa döndürecek. Zaten ülkemizdeki büyük girişimlere ve girişimcilere baktığınızda -burada batmayanlardan, exit yapmış veya büyük yatırım almış olanlardan bahsediyorum- neredeyse hepsi büyük firmalarda çalışmış, tecrübe edinmiş ve otuzlu yaşlarında girişimci olmuş kişiler olduğunu göreceksiniz. 

Bu konuda en basitinden şöyle düşünün, iyi bir fikriniz var ama iş hayatına dair hiçbir şey bilmiyorsunuz. Kime nasıl ulaşacağınızı, nasıl toplantı alacağınızı bile bilmiyorsunuz ve 22-23 yaşındasınız. 4-5 yıl profesyonel olarak iş hayatı içerisinde yeralırsanız, otuzlu yaşlarınıza doğru geldiğinizde bunların hepsini biliyor olursunuz. Gerçekten girişimci de biriyseniz networkünüzü genişletmiş olma ihtimaliniz de yüksek. 

Tabii tüm bu zorlu tablonun yanında girişimcilik iş hayatında kendine güvenen herkesin denemesi gereken bir şeydir. Girişimcilik bir hayaldir ve bu hayale ortak olan kişilerle iş yapmanın hazzı bambaşka bir şeydir. Hiçbir yerde bu hazzı yaşayamazsınız. Fikriniz ve ekibiniz gerçekten sağlamsa günde 15 saat çalışmak ne sizi ne de ekip arkadaşlarınıza yormaz. İş hayatındaki dedikodular vs sizin çalıştığınız ortamda olmaz, huzurlu ve mutlu bir şekilde çalışırsınız. Bir de işleriniz gerçekten iyi giderse, -Türkiye şartlarında çok nadir de olsa exit yaparsanız veya çok iyi bir yatırım alırsanız- maddi ve manevi olarak, hayatta olduğunuz süre boyunca iş anlamında yaşayacağınız en büyük tatmini yaşarsınız. Birkaç paragraf önce bahsettiğim titlelarına title katan arkadaşlarınızın, büyük bir şirkette ceo olsalar dahi, hayatları boyunca kazanamadığı parayı kazanıp çok güzel bir hayat yaşayabilirsiniz. 

Son olarak girişimcilik bence her zaman yeninin peşinde olmak, yeniyi yaratmaktır. Olan bir şeyi iyi şekilde uygulamak kurumsal firmaların veya kobilerin yapacağı iştir. Bu bağlamda siz son tavsiyem Türkiye'nin bence en yaratıcı reklam ajanslarından biri olan BLAB'ın kurucularından Taylan Yapıcı'nın yazdığı BLAB'ın kuruluş hikayesini okumanız olur. Gerçekten ilham verici, girişimci olmak isteyenlerin kesinlikle okuması gereken bir hikaye olduğunu düşünüyorum. Yazıya https://goo.gl/SH3Rq1 bu linkten ulaşabilirsiniz.

Kocaeli Üniversitesi'nin yurt imkanları nasıl? (15 Cevap)

Yurt imkanı konusunda çok zengin olan Kocaeli Üniversitesinde çoğunlukla KYK yurtları olmak üzere özel yurtlar da bulunmaktadır. Özel yurtların bazıları devlet yurduna dönüştüğünden öğrenci yurt bulma konusunda sıkıntı çekmez. Son dönemlerde yeni KYK yurtları öğrenciler tarafından çok tercih edilmektedir.