Vakur Antalyalı
Satış Direktörü
2009 yılından beri Pronet şirketinde çalışıyor.
Bir kere bu şirketin ruhu var. İçeride inanılmaz bir enerji var. İşe girdikten sonra bunu daha iyi anlayabiliyorsunuz. Evet, iş çok hızlı, kendi kendimizle yarışıyoruz, her sabah bir öncekinden daha iyi bir şeyler yapmak için uyanıyoruz. Çok iyi dostluklar var. Yapmış olduğumuz iş insanların hayatlarına dokunuyor. Bir de bu tarafı var... İnsanları geliştirmek, onların hayatlarına dokunmak, burada beni çok motive ediyor diyebilirim. Kariyer planlaması tarafında da, sizinle doğru orantılı olan bir sistem var. Siz eğer ki, doğru işleri yapıyorsanız, kendinizi geliştiriyorsanız ve birilerinin gelişmesine yardımcı oluyorsanız, kendi kariyer planınızı kendiniz yönetebiliyorsunuz. Bunlar beni çok motive ediyor.

Diğer Cevapları

Pronet'e 'satıcı' olarak girdiğinizde, 'güvenlik danışmanı' olarak geçiyorsunuz. Burada sizden beklenen; perakende müşterilerine, ev kullanıcılarına, orta ölçekli iş yerlerine güvenlik sistemi hakkında bilgi verip, satış yapmanız. Müdür Yardımcısı olduktan sonra ise; ekibinizde sizin eski rolünüzü üstlenen arkadaşlara, bildiklerinizi aktarıyorsunuz. 'Bu iş nasıl yapılır, ne olursa başarılı olursunuz, sahada önünüze ne gibi engeller çıkabilir?' vb. Bizim işimizde en önemli şey pes etmemek. Pes etmeyip, engellerle nasıl baş edileceğini anlatıyorsunuz. Ekibinizle birlikte ortak bir hedefiniz var ve bu hedefi gerçekleştirmek için onları geliştirmeniz de gerekiyor. Arka planda, onların gelişimine de çok zaman harcıyorsunuz. Aidiyet duygusuyla birlikte, insanların bir şeyler öğrenip, kendi başına bu işi yapabildiklerini görmeniz inanılmaz mutluluk veriyor. Satış Müdürü olduğunuz zaman da; güvenlik danışmanlarından sonra artık, yönetici (satış müdürü yardımcıları) yönetmeye başlıyorsunuz. Ben, güvenlik danışmanı olarak başladığım için işin her aşamasında çalışmıştım. İşin hem keyifli taraflarını hem de zorluklarını birebir yaşadığınız için de know how'ınızı onlarla paylaşıyorsunuz. Satış Müdürlüğü sonrasında da Pronet'te kariyeriniz bitmiyor. Önümüzde bunun birçok örneği var. Satış Müdürlüğünün ardından, daha büyük takımlar yöneteceğiniz, müdürleri yöneteceğiniz bir pozisyonuz var: Satış Direktörlüğü. Bu sefer şirketteki satış müdürlerini yönetmeye başlıyorsunuz. İş biraz da strateji boyutuna geçiyor. Alternatif satış kanalları nasıl yaratılır, sahada tıkandığımız noktalar ya da engeller nasıl aşılır? İyi yaptığınız ve geliştirilmesi gereken yanlar nelerdir? Bunları belirleyip, strateji ile desteklediğiniz bir satış direktörlüğü var. Satış Direktörlüğünden sonra ise 'Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı' geliyor. Kendinizi geliştirdiğiniz sürece Pronet bu görevleri yapma imkânını size sunuyor.
Her sabah 08:00'de ofiste oluyorum. Yaklaşık 08:00-08:45 arası, günlük rutin olarak bakmış olduğum raporlar var. Cevaplanmamış bekleyen maillere bakıp, kendi kişisel gelişimle ilgili yapılması, tamamlanması gereken işlerle ilgileniyorum. Saat 09:00 gibi de ekip toplantıları başlıyor. Hemen her gün bu toplantılara katılmaya gayret ediyorum. Çünkü o gün sahaya çıkmadan önce son dokunuşlar oluyor. Günlük, rutin paylaşılması gereken güncel bilgileri paylaşıyorum. Takım arkadaşlarımın o günle ilgili bizden beklentileri varsa, onları alıyorum. Daha sonra ise yapılacak bire bir görüşmeleri gerçekleştiriyorum. Haftanın bir günü, komple takımla yapmış olduğumuz bir toplantı var. 'Ayın neresindeyiz, nereye gidiyoruz, planın ne kadarını gerçekleştirmiş durumdayız?' diye bakıyoruz. Haftanın bir günü de tüm takım toplantısı oluyor. Yine; 'ayın neresinde olduğumuzu, büyük resmin neresinde olduğumuzu' değerlendirdiğimiz toplantılar oluyor. Eğer dışarıda bir proje görüşmesi varsa ya da bulunmam gereken başka bir görüşme varsa katılıyorum. Belli günlerde, takımı büyütme tarafında ise İK ile gerçekleştirdiğimiz mülakatlara giriyorum. Günlük rutin içerisinde; kendi takımımız içinde rol almak olmak isteyenleri (bunların arasında yeni mezun ya da deneyimli arkadaşlar olabiliyor), tanıdığım ve günün sonunda kadroya kattığım, onlara nereye gitmek istediğimizi anlattığım mülakatlar oluyor.
Satış ekibi olarak çalıştığımız bir çok proje var. Son dönemde çalıştıklarımızdan biraz bahsetmek isterim. Bölgesel yapılanma, lead dağıtım sistemleri, portföy yönetimi, key account yönetimi ve kişisel gelişimle ilgili birçok projede çalışmaktayız.
Şirketin değerleri var ve herkes bu kültüre ortak şu anda. Herkes takım çalışması yapmaya, işbirliği ve dayanışma içinde çalışmaya özen gösteriyor. Herkes girişimci bir ruha sahip. Bir fikri olan varsa ve bu fikrin de bir şeylere hizmet edeceğini düşünüyorsa, bunu açık açık dile getirebiliyor. Kültürümüzün içinde en çok kullandığımız 'açık iletişim' var. Siz, şu anda iletişme geçmek istediğiniz herhangi biriyle, herhangi bir departmanla, önünüzde hiç bir engel olmadan gidip açık açık her şeyi konuşabiliyorsunuz. Taraftar müşteri yaratmakla ilgili bir kültürümüz var. Biz her zaman müşteriyi patronumuz olarak biliriz. Memnun etmek istediğimiz taraf müşteridir. O yüzden yaptığımız çalışmaların hepsi bu 4 değere tekabül eder. Bütün bunlar da Pronet çalışanlarının kültürünü oluşturuyor.
Dönüp baktığınız zaman, bir önceki hafta ile yeni haftayı kıyasladığınızda, büyümeyi bütün arkadaşlarımız bire bir yaşıyor. Çok hareketli bir ortamımız var, tempo sürekli yüksek. Sahada yaşamış oldukları deneyimin de çok eğlenceli tarafları var. Ayrıca; yerinizde saymıyorsunuz, sürekli kariyer anlamında kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Sürekli önünüze fırsatlar çıkabiliyor. İş çok rutin değil. İnsanlarla yapıldığı ve sahadaki herkes bizim potansiyel müşterimiz olduğu, farklı farklı meslek kollarıyla görüştüğümüz için inanılmaz bir bilgi birikimi olabiliyor. İçeride çok kalabalık ekiplerle çalışıyoruz. Burada çalışacak arkadaşları çok güzel dostluklar bekliyor. Çünkü bu iş aslında sahada arkadaşlıkla da yapılıyor. Müşteriler ile belli bir süre sonra arkadaş olabiliyorsunuz. Bunların hepsi aslında bu işin size sağladığı olanaklar.
Biliyorsunuz artık teknoloji gelişti ve insanlar evlerini uzaktan kontrol etmek istiyorlar. Birçoğumuz, banka işlemlerimizi ve diğer tüm işlemleri akıllı telefonları kullanarak yapmaya başladık. Şu an çıkartmış olduğumuz Pronet Plus ürünümüz de size akıllı ev sistemlerini, akıllı telefon uygulaması üzerinden kontrol ettirebiliyor. Bununla ne yapabiliyorsunuz? Evinizin ışıklarına, kombinize, kapınıza müdahale edebiliyorsunuz. Alarm sistemini uzaktan açıp kapatabiliyorsunuz. Son olarak yaptığımız projelerden biri bu. Son dönemlerde dikkat ediyorsanız, tüm reklamlarda akıllı ev sistemleri, otomasyon sistemleri var. Bizim en güncel ürünümüz, müşterilerden en çok talep aldığımız ürünler arasında bunlar var. Şu an bu proje bizi çok heyecanlandırıyor. Çünkü artık sadece hırsızlığa karşı değil, insanların hayatını kolaylaştıracak birçok alternatif kanalda yer almaktayız.
Aslında, Pronet'te satış alanında çalışmamın birçok sebebi var. Birincisi her gün yeni birilerini görüyorsunuz ki bu çok çok önemli bir şey. Farklı insan profillerini anlamayı öğreniyorsunuz. İnsanların hayatlarına dokunuyorsunuz, sevdiklerini ve değer verdiklerini koruyorsunuz. Bu sistemi sattıktan sonra sizi biri arıyor ve diyor ki; 'Apartmanda bir hırsızlık yaşandı ve sizin sayenizde benim kapıma bile dokunmamışlar. Çok teşekkür ederim.' Bu, insanı gerçekten çok mutlu ediyor. Ya da bir müşteriniz bir sağlık problemi yaşamış ve siz oraya ambulans müdahalesi yaptırmışsınız, bu sayede hayatta kalmış. Arayıp; 'Şu anda sizin sayenizde hayattayım.' diyor. Bunlar gerçekten çok değerli şeyler. Bununla birlikte, inanılmaz bir çevre yapıyorsunuz. Çünkü bu işte herkese dokunuyorsunuz. Bunların içinde; ünlüler, iş adamları, belli şirketlerin yönetim kurullarında olanlar, küçük-orta ölçekli şirketler, ev kullanıcıları var. Aklınıza gelebilecek her yer potansiyel müşteri adayınız olduğu için sürekli o insanlarla görüşüyor ve sürekli kendi kendinize network yapıyorsunuz. Bazen düşünüyorum; buradan çıkan bir insan, her sektörde tanıdığı olan bir insan haline geliyor. Çünkü her sektöre dokunabiliyor. Bence işin en büyük artılarından biri bu. Bu işin bir de maddi boyutu var. Çok ciddi maddi kazanç sağlayabileceğiniz, bu kazançla birlikte kendinizi kişisel olarak geliştirebilirsiniz. Eğitime harcayabilirsiniz ya da çok daha iyi hayat standartlarında yaşayabilirsiniz. Pronet bu imkânların hepsini size sunuyor. Bu yüzden de bence burası çok değerli bir yer.
Zor yanları aslında yok denecek kadar az. Tabi bu, sizin neye zor dediğiniz ile de alakalı. Kendi açımdan düşünecek olursam, zor yanı bence şu: Bir problem yaşamış insanlarla karşılaştığınız, onların başından geçenleri gördüğünüz zaman gerçekten çok üzülüyorsunuz. Diyorsunuz ki; 'Bu kişilere keşke daha önce ulaşma şansım, imkânım olsaydı.' Onun dışında, stres var mı? Evet var. İşin yoğunluğu ve temposu derseniz, hepsi burada var. Bunlarla birlikte, satış alanında çalışabileceğiniz en büyük şirketlerden biri diyebilirim.
Pronet'te kariyer tamamen sizinle doğru orantılı. Siz dersiniz ki: 'Kimsenin sorumluluğunu istemiyorum, tamamen uzman satışçı olarak çalışmak istiyorum.' O yola girebiliyorsunuz. Tamamen satış alanında uzmanlaşabiliyorsunuz. Müşteri yönetmeye devam edebiliyorsunuz. Ama derseniz ki: 'Bildiklerimi birine aktarmak, ekip yönetmek, birilerinin hayatına dokunup, onları yetiştirmek, daha fazla sorumluluk almak istiyorum.' Satış Müdür Yardımcısı olarak bir ekip kurup, o ekibin performansından ve gelişiminden sorumlu olabiliyorsunuz. Derseniz ki: 'Daha fazla sorumluluk almak istiyorum.' Bu sefer de Müdür Yardımcılarını yönetmek için Satış Müdürü oluyorsunuz. Satış Müdürü olduğunuz zaman da yöneticileri yönetmeye başlıyorsunuz. İşin her aşaması burada zevkli ve eğlenceli geçiyor. Dediğim gibi; şirketin bir ruhu var, çalıştığımız arkadaşlar gerçekten bu işe yürek veren, satış alanında kariyer yapmak isteyen kişiler olduğu için işin her aşaması gerçekten çok zevkli.
Aslında bizim iki tane alımımız oluyor. Bir tanesi; daha önce hayatında hiç satış yapmamış yeni mezun ya da yeni mezun değil ama farklı farklı işlerde çalışmış, hayatımın bir döneminde de satış deneyeyim, diyen arkadaşlar. Burada hangi okuldan mezun oldukları (bölüm olarak) çok önemli değil. Çünkü biz, firma olarak satışı öğretmek istiyoruz. Bizim şöyle bir amacımız yok: Satışı bilerek gelsin. Eğer gönlünde gerçekten satış yapmak varsa, satışı öğrenmek istiyorsa, bizim için değerli biridir. Burada neye bakıyoruz? Başarı odaklı mı değil mi, sonuç odaklı mı? Takım içinde çalışacağı için de; takım çalışmasına uygun olup olmadığına bakıyoruz. Şirketin sürekli değişen ve gelişen bir yapısı var. Normal piyasa şartlarına, global dünyaya göre, bulunduğu sektörde sürekli kendini geliştiriyor, gerisinde kalmıyor. Çalışacak arkadaşın da değişime ve gelişime açık olması gerekir. Bununla birlikte, diğer tarafta ise zaten hayatını satışla kazanan, satıcılık işini profesyonel olarak, meslek olarak yapan arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlar geldiği zaman da onlara sadece ürünü öğretiyoruz çünkü satışı zaten biliyorlar. Mevcut işlerinde belki kariyer beklentileri karşılanmıyor ya da kazançlarından memnun değiller. Burası onlar için ikinci bir yer, ikinci bir şans haline geliyor. O arkadaşlarla da çalışabiliyoruz. Benim girmiş olduğum mülakatlarda, hep dikkat ettiğim şey: Aday burayı gerçekten istiyor mu, satıcılık onun için bir meslek mi? Ama gönlünün bir tarafında satış varsa, Pronet olarak o kişiye bu işi öğretme konusunda her türlü feda karlığa katlanıyoruz.
İş hayatını önceden görebilmeleri ve kendilerinde farkındalık yaratması için birkaç farklı firmada staj yapmalılar. İş hayatı sürekli rutin olarak gitmiyor. İyi günler de kötü günler de geçiriyorsunuz. Önünüze engeller de çıkabiliyor. Bu engeller karşısında yılmamanız, çaba sarf etmeye devam etmeniz gerekiyor. Kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Çünkü artık kendinizi geliştirmediğinizde eskiyorsunuz. Kendinizi sürekli yeni ve diri tutmanız gerekiyor. Eğer satış alanında bir kariyer düşünüyorsanız, 'ben gerçekten satıcılık mesleğini edinmek istiyorum' diyorsanız, kesinlikle Pronet'e uğramanız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü, Pronet bu işi sizin meslek olarak edinmenizi sağlayabiliyor. Bu işi size gerçekten öğretebiliyor. Satışla ilgili kariyer yapmak istiyorsanız, burada bütün bunların hepsine sahipsiniz. Her şey sizin elinizde oluyor. Hangi bölümden mezun olduğunuzun çok bir önemi yok. Sizin gönlünüzde satışın yatıp yatmadığı önemli. Yani, gönlünüzden satış geçiyorsa Pronet bence gerçekten bir satış akademisi ve kesinlikle buraya yolunuzun düşmesi gerekiyor.

Benzer Kişiler

Customer Marketing Director
Türkiye Satış Direktörü
Kurumsal Müşteri İlişkileri Yöneticisi
Profilo Special Products Manager
Channel Sales Development Manager
Teknik Satış Mühendisi
Advertising Operations Manager
İş Ortağı Yöneticisi
Kurumsal Bankacılık Müşteri İlişkileri Temsilcisi