Serpil Gümüş
Bilgi Teknolojileri Proje Müdürü
2006 yılından beri Pronet şirketinde çalışıyor.
Pronet Bilgi Teknolojileri çatısı altında 5 ana bölüm bulunuyor: Proje Yönetim Ofisi, Yazılım Müdürlüğü, İş Zekası, IT Helpdesk ve Kritik Sistemler. Bu ekiplerimiz, kendi alanında uzman, özel yetişmiş arkadaşlarımızdır. Hepsi oldukça deneyimli arkadaşlarımızdır. Kısaca rollerden bahsedecek olursak, öncelikle kendi birimimden başlamak isterim. Proje Yönetim Ofisi’nde; Proje Yöneticisi, Proje Analisti olarak iki ayrı rolümüz mevcut. Proje Analistleri de aslında birer Junior Proje Yöneticisi gibi çalışıyorlar. Projelerin başlangıç aşamasından bitiş aşamasına kadar her noktasında rol alıyorlar. Sadece birazcık deneyim farkımız var. Daha sonrasında zaten bir sonraki adımda kariyer hedefleri, Proje Yöneticisi olmak yolunda. Burada, onları o şekilde yetiştiriyoruz. Yazılım ekiplerimizde ise, kıdemli ve kıdemsiz yazılım uzmanlarımız mevcut. Belli bir deneyimi kazandıktan sonra arkadaşlarımızın kariyer basamaklarını da planlamış bulunmaktayız. İş Zekası ekibi, şirketin bütün raporlama süreçlerini yönetiyor. Onlar da oldukça yeni teknolojileri kullanıyorlar bu konuda. IT Helpdesk ekibi aslında her zaman içimizde en zor işi yapanlardandır. Sürekli olarak, son kullanıcıyla yüz yüze çalışırlar ve onlardan gelen her türlü talep ve sorun bildirimini hızlı bir şekilde çözmek görevleridir. Dolayısıyla, onlar bu işin emekçileridir diyebiliriz. Kritik Sistemler ekibi bizim için oldukça önemli bir ekip. Çünkü sistemlerimizin 7/24 ayakta olası gerekiyor, performanslı çalışması gerekiyor. Bunlar, bizim yaptığımız işin en temelinde yer alıyor. Dolayısıyla, Bilgi Teknolojileri ekibine sürekli yatırım yapıyoruz. Yeni arkadaşları aramıza katmakta oldukça heyecanlıyız. Bu noktada sadece deneyimli arkadaşlarla değil yetiştirilmek üzere de pek çok kişiyle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Giderek de ekibimizi büyütüyoruz.

Diğer Cevapları

Proje Yönetim Ofisi olarak bizim en büyük sorumluluğumuz aslında şirketin kaynaklarını doğru bir şekilde yönetmek, doğru işleri yapmak, doğru işlere zaman harcamak. Dolayısıyla da sadece proje yönetimi olarak bakmamak gerekiyor. Her zaman algılarımız açık, bize gelen her türlü talebi en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyoruz. Bazen çok kısa sürelerde gerçekleştirebiliyoruz. Bazen gerçekten çok uzun soluklu olabiliyor. Dolayısıyla burada algılarımız açık bir şekilde sürekli olarak insanları dinliyoruz, danışmanlık da veriyoruz hatta. Bazı işleri nasıl yapabileceklerini, yeni bir proje olup olmayacağını, hepsini bizim aracılığımızla gerçekleştirebiliyorlar.
Bilgi Teknolojileri Proje Müdürü, bizim şirketimiz içerisinde hem Business tarafında hem IT tarafında yapılmak istenen projelerin en başından en sonuna kadar tüm sürecini yönetmekle yükümlüdür. Tabii ki tek başına değildir, bir ekibi var. Bu ekip, analistlerden, proje yöneticilerinden oluşuyor. Tabii ki çok yakın bir şekilde de yazılım ekipleriyle çalışıyoruz. Bizim işimiz güvenlik, sevdiklerinizi koruyoruz, sizi koruyoruz. Dolayısıyla da bu işi çok layıkıyla yapabilmek için ciddi bir teknolojik altyapıya ihtiyaç duyuyoruz. Bu teknolojik altyapıda hem maliyetler çok önemli hem zaman çok önemli hem de işin kalitesi çok önemli. Dolayısıyla, yapılmak istenen işleri zamanında, kalitesinde ve şirketin faydasında olacak şekilde yönetmek ve bunların gerçekleşmesin karar vermek noktasında benim pozisyonum oldukça önemli. Şirket genelinde, Fikir Küpü dediğimiz bir uygulamamız var. Oradan gelen fikirler olsun, iş birimlerinin yöneticileri ya da uzmanları olsun, her türlü bize gelip, yeni bir geliştirme talebinde bulunabiliyorlar. Bunlar bazen çok büyük projelere dönüşebiliyor ya da şirketin üst yönetimi önceliklerine göre farklı bir metotla, yeni bir iş yapmak istiyorsa, yine bize geliyor ve bu projeyi yönetmemizi istiyor. Özellikle IT kaynaklarını kullanan projelerde biz daha çok görev yapıyoruz. Hedefimiz de en başta planladığımız şekilde, zamanında, kalitesinde ve doğru maliyette bu projelerin gerçekleşmesini sağlamak oluyor.
Günlük olarak yaptığımız scrum toplantılarına eğer müsaitsem katılıyorum. Bu toplantılarda, yazılım ekipleri ve analist arkadaşlarımızla birlikte; “Dün ne yaptık?”, “Yarın ne yapacağız?”, “Bugün ne yapmayı planlıyoruz?” gibi soruları soruyoruz, kısa geçiyor zaten. Özellikle, takıldıkları noktalar var mı, bunun için bizim yapabileceğimiz bir şey var mı diye soruyoruz özellikle ki önlerini açmaya çalışıyoruz. Alınması gereken kararlar, önümüzde ortaya çıkan riskler nelerdir diye ekip arkadaşlarımla birlikte değerlendiriyorum. Özellikle, gündemimizde yeni bir proje varsa bu projeyi ekiple birlikte detaylı bir şekilde inceliyoruz, planlıyoruz, risklerimizi belirliyoruz. Bu işi daha iyi nasıl yönetiriz, ona bakıyoruz. Özellikle, kullanmak istediğimiz bir proje yönetim metodolojisi varsa onu belirliyoruz. Ekibini belirliyoruz ve oldukça yoğun bir döneme adım atıyoruz. Pronet, çok hızlı büyüyen, dinamik bir firma olduğu için gelen projeleri de aynı dinamiklikte yönetmek gerekiyor. Dolayısıyla, bazen proje yönetim metotlarının dışına çıktığımız, daha günübirlik çözümler ürettiğimiz şeyler olabiliyor. Dolayısıyla da bunu ekiple sürekli olarak değerlendirmek durumundayız. Günün büyük bir çoğunluğu bu şekilde projelerin durumu ya da ilerideki yapılması gereken adımları planlamakla geçiyor.
Pronet oldukça dinamik bir firma, proje talepleri çok fazla oluyor. Dolayısıyla biz en faydalı olanı seçiyoruz. Akabinde de bunu öncelikle, kendi içimizde mi yazmalıyız yoksa dışarıdan bir üçüncü parti firmadan mı destek almalıyız ya da zaten var olan bir ürünü mü implamente etmeliyiz diye bir karar vermemiz gerekiyor. Bu kararı verdikten sonra sistemlerimizi ve ekiplerimizi ona göre oluşturup, yolumuzu çiziyoruz. Genellikle de verdiğimiz kararlarda oldukça başarılı olduğumuzu söyleyebilirim. Son dönemde de yeni trendleri takip ediyoruz ve cloud sistemlerle ilgili olarak çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Genel olarak da yaptığımız her yazılımı web tabanlı yapmaya gayret sarf ediyoruz. Yazılım ekiplerimiz bu noktada bize oldukça fazla destek oluyorlar.
Pronet bir güvenlik firması ama aslında teknoloji firması olarak düşünebilirsiniz. Çünkü yaptığımız işi layıkıyla yapabilmek için çok geniş bir teknolojik altyapıya sahip olmamız gerekiyor ve her zaman bunları en güncel halde tutmamız gerekiyor ve bunu sadece core business olarak düşünmeyin. Yani alarm sinyallerini izleyen sistemlerden bahsetmiyorum sadece. Onlar zaten en güncel teknolojide, en sağlam altyapıda olmak zorunda. Ama müşteriyle ilişkilerimizi yönettiğimiz, taleplerini dinlediğimiz ve her zaman müşterimize faydalı olmaya çalıştığımız her türlü teknolojik altyapı, Pronet bünyesinde oldukça önemli olarak agle ediliyor. Genel olarak günümüz teknolojisinde yükselen trendleri takip ediyoruz, cloud teknolojilerine bu dönem çok fazla yatırım yapıyoruz. Özellikle son dönemde CNM sistemimiz üzerine ciddi yatırımlar sağladık. Business Intelligence konseptinde raporlama ve analitik bakış açısı olarak şirketi yönetebilmek için gerekli yatırımları yapıyoruz. Dolayısıyla, çok net bir şekilde söyleyebiliriz ki Pronet, bir teknoloji firması kadar teknolojiye yatırım yapıyor ve bu giderek de artıyor.
Pronet, oldukça genç ve dinamik bir ekibe sahip. Bu ekiple birlikte aynı hedefe koşmak, güzel bir haz veriyor. Başarı odağı oldukça yüksek bir insanımdır. Firmanın büyümesinde payım olduğunu hissetmek, bana gerçekten itici bir güç oluyor. Bugüne kadar hedeflediğimiz her şeyi gerçekleştirdik. Şu andan itibaren yeni hedeflerimiz var. Bu hedefleri de gerçekleştirebileceğimize inancım tam. Buradaki ekibe güveniyorum, yaptığımız işlerin doğru olduğuna inanıyorum. Her şeyden önce, doğru bir şey yapıldığında takdir edildiğini düşünüyorum. Büyük bir kurumsal firmada daha stabil bir roldense, Pronet gibi dinamik ve hedefleri olan bir firmada, sürekli büyüyen bir firmada olmak bana daha büyük bir mutluluk veriyor sanıyorum.
2006 Nisan itibariyle Pronet maceram başladı. Pronet öncesinde ERP Danışmanlığı yapıyordum daha çok. Pronet’te başladıktan sonra sırasıyla; Yazılım Bölüm Sorumlusu, Yazılım ve Geliştirme Müdürü, akabinde transformasyon projesiyle birlikte Bilgi Teknolojileri Değişim Proje Müdürü ve en son olarak da Bilgi Teknolojileri Proje Müdürü olarak görev yapıyorum.
Bizim üniversite sınavına girdiğimiz dönemde, Bilgisayar Mühendisliği çok popülerdi. Eğer bir matematik mezunuysanız, seçebileceğiniz birkaç tane branş vardı. Elektronik bunlardan bir tanesiydi, bilgisayar en büyük ihtimaldi zaten. Çok fazla bilinçli yapılmış bir tercih değildi ama sonradan gördüm ki şansım yaver gitmiş. Aslında benim kendi yetkinliklerime uygun bir mesleği seçebilmişim. O yüzden önümüzdeki yıllarda sınavlara girecek, üniversiteye hazırlanan gençlere en büyük tavsiyem; işlerini şansa bırakmasınlar, sadece popüler diye ya da o dönem revaçta diye bir mesleği seçmesinler, mutlaka kendi özelliklerine, kendi ilgi alanlarına en uygun mesleğe yönelsinler.
Pronet’te beni çeken şey, iş görüşmesi yaptığım müdür ve genel müdür yardımcısı düzeyindeki kişilerin, neredeyse benimle yaşıt ya da benden birazcık daha büyük olmalarıydı. Oldukça genç, dinamik ve hedefleri olan bir ekipti. Hatta ben de şöyle düşünmüştüm: “Bu ekibe dâhil olursam ben de onlarla birlikte büyürüm ve bu hedeflerde bir payım olur.” Dolayısıyla da Pronet’e çok büyük bir hevesle başladım. Zaten sonrasında da aynen öyle oldu. Koyulan hedefler birer birer gerçekleştirildi. Şu anda da 2013’ten itibaren yeni hedeflerimiz var. Bu hedeflerde de yine şirketimle birlikte çalışmayı planlıyorum önümüzdeki yıllarda.
İşim gereği olarak oldukça teknik, çok net olması gereken bir iş. 1 ve 0’lardan oluşuyor takdir edersiniz ki. Ama ihtiyaçlar ne yazık ki öyle değil. Hiçbir zaman net bir şekilde talebi öğrenemezsiniz. Talebi öğrenmek için ya da bunu nasıl gerçekleştirebileceğiniz planlamak için çok fazla efor sarf etmeniz gerekir. Bu noktada, iletişimi yüksek ekiplerle çalışmanız sizin faydanıza. Ama eğer ekibinizde de iletişimi yüksek, IT tarafında yetkin insanlar yoksa oldukça zorlanıyorsunuz. Neyse ki Pronet’te oldukça iletişimi de yüksek, teknik kapasitesi de yüksek bir ekibimiz var. Dolayısıyla bizim için çok fazla sorun olmuyor.
Bilgi Teknolojileri alanında çalışan iki farklı tür insan vardır. Bir tanesi, daha stabil ve görev odaklı iş yapmayı sevdiği için buna daha yetkin olduğu için bu alanı tercih etmiştir. Bunlar daha çok teknik rollerdedir. İkinci tür inanlar ise, iletişimi yüksek, başarı odağı yüksek ve sonuç odaklı insanlardır. Bunlar da daha çok proje yönetim rollerini üstlenirler. Ben, ikinci tür insanlara dâhilim. Benim için her şeyden önce, yaptığım işin başarılı olması ve insanlar tarafından takdir edilmesi gerekiyor. Tamamen de bu takdiri bulduğumu söyleyebilirim. Çünkü bilgi teknolojileri rolleri olmadan şirketlerde neredeyse hiçbir iş gerçekleşmez. Her zaman belli bir süreç sizsiz yürümez. Dolayısıyla gerçekten tatmini yüksek bir iş yaptığımızı söyleyebilirim.
Vizyoner olmanız lazım. Yeni trendleri sürekli olarak takip etmeniz lazım. Bu yeni trendleri, kendi işlerinize nasıl yansıtırsınız ve birlikte nasıl harmanlarsınız, bunu sürekli olarak düşünüyor olmanız lazım. İyi bir takım oyuncusu, iyi bir ekip yöneticisi olmanız lazım ve genel olarak iletişiminizi yüksek tutmanız gerekiyor. Sadece yaptığınız işe focuslanırsanız, bilgi teknolojileri alanında belli bir yere kadar gelirsiniz. Ondan ötesine gitmek oldukça zor olacaktır sizin için. Genel olarak benim çalışma tarzımda, iletişim çok ön plandadır. Hiçbir zaman sadece kendi payıma focuslanmam, resmin genelini görmek isterim ve sadece teknik bakış açısıyla işe odaklanmam. Bu da, iş birimleriyle aramda her zaman ciddi bir iletişim oluşmasına neden olmuştur. Bir Bilgi Teknolojileri Uzmanı olarak iş birimleriyle iletişiminizi yüksek tuttuğunuz zaman, başarının ilk adımını atmışsınız demektir.
Öncelikle içinize dönmeniz gerekiyor ve kendi yetkinliklerinizin farkına varmanız gerekiyor. Burada iki farklı grup olduğunu düşünüyorum ben. Bir tanesi; proje yönetimi, analiz, test süreçlerinde daha başarılı olacak, iletişim yönü daha güçlü olan bir grup. Diğeri de; olmazsa olmazımız, teknolojik altyapıdan anlayan, biraz geek dediğimiz, derin işlerle ilgilenmeyi seven ama daha kapalı çalışan grup. Dolayısıyla bu iki gruba da yönelik farklı farklı pozisyonlar şu anda günümüzde teknoloji firmalarında mevcut.
Eğer bilgi teknolojilerinde çalışmak istiyorsanız, öncelikle bir kendinize döneceksiniz. Bakacaksınız, ben neleri yapabilirim, neleri yapamam. Sadece teknolojiden anlıyor olmak, bu işte başarılı olacağınız anlamına gelmez. Sadece matematiğinizin iyi olması, iyi bir mühendis olacağınız anlamına gelmez ya da bilgisayar mühendisi olmanız, kodlamada süper olacağınız anlamına gelmez. Dolayısıyla, öncelikle kendi özelliklerinizi keşfetmeniz gerekiyor, sonrasında kendi özelliklerinize en uygun iş kolunu seçmeniz gerekiyor. Artık eskisi gibi, bilgisayar mühendisleri yazılım yapar, matematik mühendisleri yazılım yapar gibi kavramlar kalmadı. Bilgi teknolojilerinde çok fazla rol var ve bunlardan sanıyorum %50 civarı kodlamayla ilgili roller. Onun dışında kalan rollerin hepsi, o kodlama yapan ekibin yönetilmesiyle ilgili roller. Dolayısıyla bir kendinize bakacaksınız, neyi yapabilirim, neyi yapamam, bunu bir tartacaksınız. Karar verdiğiniz noktada, sürekli inceleme yapmanız lazım, eğitimlere gitmeniz lazım, internet üzerinden kendinizi geliştirmeniz lazım. Sürekli, durmadan durmadan öğrenmeniz lazım. Akabinde de zaten başarı size gelecektir.

Benzer Kişiler

Genel Müdür Yardımcısı
Optimizasyon Mühendisi
Head of Advertising Technologies
Müşteri Hizmetleri Birim Yöneticisi
Teknik Operasyonlar Müdürü
İşe Alım Müdür Yardımcısı
Satış Direktörü
Product Information Solutions Head of Section (IT)
Android Developer