Serdar Turan
Production Engineering Technical Planning Head of Section
2010 yılından beri BSH şirketinde çalışıyor.
BSH’da hikayem 2010 yılında başladı. İlk olarak Mekanik Bakım Bölümü’nde başladım. Yaklaşık iki seneden biraz fazla bakım bölümünde çalıştıktan sonra şimdiki müdürümüz Serkan Bey bir teklif yaptı: “Mühendislik departmanına geçmek ister misin? Projelerimizde Makine ve Ekipman Alım, Kurulum Sorumlusu’na ihtiyacımız var. Seni de bütün teknolojilere olan tecrüben ve bilgin üzerine çok uygun aday olarak görüyoruz.”. Çok güzel bir teklifti benim için. O teklif üzerine mühendislik departmanında proje kısmına geçtim. Yaklaşık 1 sene kadar bahsettiğim projede çalıştıktan sonra yine mühendislik departmanı içinde kısım değiştirerek Teknik Planlama Alan Yöneticisi oldum.
Gelişim eğrimizin sürekli dik olduğunu, kendimi sürekli geliştirdiğimi ve BSH’ın da buna ciddi katkıda bulunduğunu görüyorum. Bu beni gerçekten çok motive ediyor. Her zaman bambaşka fırsatlar çıkıyor. Uluslararası bir şirket. Bu da başka gelişim alanları doğuruyor. Görevim gereği çok fazla seyahatim oluyor. Bu gerçekten çok güzel. Çünkü; her seyahatte değişik bir kültürü görüyorum, öğreniyorum, onu tecrübe ediyorum ve bu da beni bir şekilde geliştiriyor. Her şeyden önce değişik ülkeleri geziyorum ve değişik ülkenin insanlarıyla bir iş, bir toplantı yapıyorum. Bir şey ortaya koymaya çalışıyorum. Bu gerçekten bir avantaj. Kendinizi hangi yönde geliştirmek istiyorsanız, BSH’da her zaman bunun birden fazla fırsatı var. Ne yönde geliştirmek istiyor olursanız olun şirket buna sürekli açık durumda. Size izin vermekten öteye geçip, teşvik de ediyor bu konuda. Genel olarak BSH’da bunlar gerçekten çok motive edici şeyler diyebilirim.
Biz teknik planlama 1 ve 2 olarak yaklaşık 10 kişilik bir ekibiz. Ekip arkadaşlarımla birlikte önce fabrikanın yatırım bütçesini planlıyoruz ve yönetiyoruz. Fabrikanın kapasite hesaplarını yönetiyoruz. Sorumlusu olduğumuz teknolojiler var, yani bütün teknolojilerden biz sorumluyuz. O teknolojilere makine ekipman alımı ve kurulumunu yönetiyoruz. Fabrikayla birlikte koordine ediyoruz. Yine bunlara ilaveten iyileştirme çalışmalarına destek veriyoruz. Ürünler üzerinde sorumluluğumuz var. Ürünlerin, bizim şirket içi tabiri olarak, “release”i dediğimiz tam belki karşılamıyor ama onaylarının alınmasında sorumluluğumuz var. Bir de fabrikanın sabit kıymetleri var. Sabit kıymetlerle ilgili de bir takip ve raporlama sorumluluğumuz var. Bunları tabi çok genel hatlarıyla anlatıyorum. Bizim aslında şu anda olduğu gibi proje dönemimiz var. Proje döneminde en çok yaptığımız iş makine ekipmanı almak, kurmak ve tabi ki bunları kapasitelere uygun bir şekilde yapmak. Bunları yönetiyoruz. Mesela bir ürün üretmemiz gerekiyor, buzdolabını oluşturan parçalardan bir teknoloji döküm tesisi örneğin. Döküm tesisinin bir alım ve kurulum süreci var, onu yönetiyoruz. Makine ekipmanını kabaca 36 fazda, 36 değişik adımda alıyoruz. Bunları planlıyoruz ve her aşamanın da takibi ve sorumluluğu bizim üzerimizde oluyor. Sonunda da makineyi alıp, getirip, kurduktan sonra; onun hem teknik, hem iş güvenliği, hem de ürettiği ürünün onay süreçleri var. Onları yönetip, işi bitirip, teslim edip sonra da takibini yapıyoruz.
Planlama yapıyoruz, bir şeyi planlıyoruz ve daha sonra o işin gerçekleşmesi lazım. Mesela kabaca 100 işi planlıyorsak 99’unu mükemmel planlamışızdır, ama 1 tanesinde belki de bizden kaynaklı olmayan bir aksilik olmuştur. O bir tanesinin olmaması gerçekten kalan 99’unun mükemmel olmasını da anlamsız kılabiliyor bazen. Yani hiçbir şeyi atlamamamız gerekiyor. Bu bizim için bir zorluk. Şöyle düşünün; çok mükemmel bir arabamız var. Gerçekten her şeyiyle, bütün donanımıyla, güvenliğiyle, rahatlığıyla çok iyi bir arabamız var. Onu yapmışız. Ama tam o arabaya ihtiyacımız olduğu an benzinini koymayı unutmuşuz ve o arabayı kullanamıyoruz. Bizim de o 1 tane iş, hangisinin olduğu önemli değil, olmazsa gerçekten işin çoğunun anlamı kalmıyor. Geri kalanını mükemmel yapmış olmayı bile götürüyor. Bu anlamda bir zorluk bizim için. Ama tabi bir yandan da fırsat oluyor. Hem kendimizi geliştirmek, hem de bütünsel düşünebilmek anlamında. O yüzden biraz da bu işimize tatlı bir dozda stres getiriyor ki mesela ben, o stresi seviyorum.
Teknik kısmı, sahada, yani üretimin olduğu yerde; planlama kısmını da masa başı olarak düşünebiliriz. Yani bu işi, güncel durumun gerektirdiğine göre, vaktimin kabaca yüzde 50’sini sahada ve üretimin olduğu yerde, yarısını da masa başında geçirdiğim bir iş olarak düşünebiliriz. Seyahat etmenin ve iletişimin de çok fazla olduğunu düşünürsek; seyahat etmeyi, aksiyonu ve bu şekilde çalışmayı seven; durağandan, statikten daha çok, aktif bir şekilde çalışmak isteyen, yenilikleri öğrenmeye açık, değişik kültür bilincine sahip ve o şekilde ilerlemeyi seven arkadaşlara rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir iş.
Makine Mühendisliği belki de çocukluktan gelen bir tutku benim için. Çünkü, ilk farkındalığımla birlikte fark ettiğim şey legolar oldu. İkiz kardeşimle legolarla oynamayı çok seviyorduk. En çok oynadığımız oyuncak sürekli legolardı. Birçok oyuncağımız arasından en çok ona vakit ayırıyorduk. Biraz daha büyüdükçe ve biraz daha farkındalığımız arttıkça mekanik şeylere veya bu şekilde makinelere ilgi duymaya başladık ve anlamaya çalıştık; “Nasıl çalışıyor, niye böyle, bu niye var?”. En basiti bisikletinden arabasına kadar nasıl çalışıyor diye merak ettik ve bu tutku hiçbir zaman azalmadı hatta giderek büyüdü. Üniversitede tercihimi yaparken Makine Mühendisi olmak istediğimden ve o bölümde keyif alacağımdan gerçekten çok emindim. Daha sonra ikiz kardeşimle ikimiz Makine Mühendisliği tercihini yaptık ve ikimiz de aynı bölümü kazandık. Okul da tabi ki hem mesleki hem kişisel gelişim anlamında çok fazla şey kattı. Üniversite gerçekten bu anlamda önemli. Kendinizi bir yandan teknik olarak geliştirirken, aynı BSH gibi İTÜ’de de kişisel olarak da geliştirebiliyorsunuz. Çok fazla olanak var. Yine üniversitedeyken de uluslararası işler yapma şansım oldu. Öğrenci kulüplerinin sayesinde çok değişik, yarı akademik yarı sosyal tecrübelerim oldu. Orada da hem teknik olarak eğitimimi aldım, hem de bu anlamda kendimi geliştirdim. Çok fazla şey kattı. Üniversitenin bugünkü bende katkısı büyüktür diyebilirim.
Bir iş yerine gittiğinizde “İşleyiş nasıl, insanlar nasıl iletişim kuruyor, süreçler nasıl yürüyor ve siz o kısım içerisinde gerçekten çalışıyor olsanız o işte mutlu olur musunuz, o sizin istediğiniz iş mi?”. Kendinizi onlar yerine koyup, bu şekilde gözlem yaparak aslında ne istediğinizi veya en azından ne istemediğinizi görebilirsiniz. Stajları bu şekilde görmelerini tavsiye edebilirim. Duyduğum bir söz var, bir insan yaptığı işi severse bir gün bile çalışmazmış. Gerçekten işini sevmek çok önemli. Çünkü işinizi sevdiğiniz zaman çalışıyormuşsunuz gibi gelmiyor. Severek yapmak her şeyden önemli. O yüzden sevdikleri işlerin neler olabileceğini iyi analiz edip, kendilerinin ne istediklerini iyi ortaya çıkarmaları gerektiğini düşünüyorum. Ve tabi ki daha sonra da ona doğru yönelmeleri lazım.

Benzer Kişiler

Manufacturing Engineering Manager
Manufacturing Engineering Manager
Product Professional, Dishwashing
Technical Product Management Head of Section
Production Systems Plastic Processes Expert
Product Professional, Dishwashing
Profilo Special Products Manager
Production Systems Plastic Processes Expert