Saylan Karınca
Production Systems Plastic Processes Expert
2013 yılından beri BSH şirketinde çalışıyor.
Mezun olduktan sonra yaklaşık 4 yıl farklı firmalarda çalıştım. 2 yıl kadar önce son firmamda bir karar vermem gerekiyordu. Daha fazla bilgi edinmek için ya yurtdışına gidecektim, ya da uluslararası bir firmada çalışacaktım. Tam o esnada BSH da Plastik Process Mühendisliği ilanı vermişti. O ilana başvurdum. Ve ben de kabul aldım, başladım. Yüksek lisan için yurt dışına gitseydim sadece yüksek lisans yapmış olacaktım. Ama BSH uluslararası bir firma olduğu için, hem yurtdışındaki lokasyonlarda çalışma, hem de bu esnada yüksek lisans yapma şansınız var. Yani size sadece yüksek lisans değil, çifte şans yani, aynı zamanda çalışma şansı da sunuyor.
Her sabah fabrikadan fabrikaya değişen şekilde saat bazen 8:00, 8:15, 9:00’da bütün departmanların katıldığı bir sabah toplantısı yapılıyor. Bu sabah toplantısında genelde bir önceki günün problemleri, duruşları, arızaları ve bunlar için de klasik BSH deyimi: “Bir daha olmaması için ne yapmalıyız?” tartışılıyor, aksiyonlar alınıyor, sorumlular belirleniyor. Bunun dışında benim işimin iki yönü var: birincisi, üretimin takibi ve iyileştirilmesi; ikincisi process yani processte çıkan sorunlar, arızaların giderilmesi. Birinci söylediğim iş tamamen masa başı işi. Biraz bürokrasi, iyileştirme, form hazırlanması, çalışanların, operatörlerin, vardiyaların ayarlanması, plan yapılması gibi. İkinci söylediğim kısım ise makinede bir sorun çıktığı zaman direk aşağı gidip, sahada çalışmak. Ve buna girdiğiniz zaman zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Makineyle haşır neşir oluyorsunuz, saatlerce uğraşıyorsunuz. Dolayısıyla saat 6, 7, 8 oluyor ve gün bir anda bitmiş oluyor. Takvimdeki bütün toplantıları kaçırmış oluyorsunuz. Yani üretimde ve bu kadar dinamik bir işte çalışmanın avantajı mı diyeyim, dezavantajı mi diyeyim, herkes başka bir açıdan bakabilir buna, her günüm birbirinden farklı. Yani monotonluktan çok uzak bir iş.
Endüstri Mühendislği Departmanı altında Plastik Process Uzmanı olarak çalışıyorum. Sorumluluk alanım; bir plastik parçanın tasarım aşamasından, son ürün olana kadarki sürecin hepsini kapsıyor. Bazı süreçlerde direk danışman olarak, bazı süreçlerde ise direk uygulayıcı olarak görev alıyorum. Mesela plastik parçanın daha sonra enjeksiyon makinasında sorunsuz ve hızlı üretilmesi için ilk tasarım aşamasında bazı dikkat edilmesi gereken noktalar var. Burada yardımcı olarak görev alıyorum. Toplantılara çağırılıyorum. Toplantılara katılıyorum. Daha sonra kalıp tasarımı başlıyor, bundan da ben sorumlu değilim. Ama processin daha iyi olması için benim kalıba tamamen hakim olmam lazım. Kalıp toplantılarına katlıyorum. Burada da yine process olarak kalıbın nasıl daha iyi olabileceği konusunda fikirler veriyorum. Daha sonra kalıp bana geliyor ve ben bu kalıbı çalıştırıyorum. Çalıştırdıktan sonra da bunun montaj hattına veya müşteriye sevkinden sorumluyum. Kalıpların bazıları içeride, bir kısmı da dışarı da üretiliyor. Bir elektrik süpürgesinde mesela 20 tane plastik parça varsa, bunun 3-4 tanesi içeride üretiliyor. Geri kalan 15-16 tanesi dışarıda üretiliyor. Ben, in-house diyoruz kendi ürettiğimiz parçalara, in-house parçalardan sorumluyum. Ama aynı zamanda fabrikanın plastik uzmanı olarak görev yaptığım için, tedarikçide üretilen parçalarda çıkan sorunlarda müdahale etme amacıyla tedarikçilere de gidiyorum.
Yaptığım iş aslında makine ve kimya mühendisliğinin bir kesişim noktası gibi. Ne yazık ki Türkiye’de bu işin eğitimini veren üniversite yok. Ben de bunun acısını çektim. Bir makine mühendisi olarak plastik öğrenmeye çalıştım. Bunun için çok çabaladım. Çünkü makine mühendisliği bildiğiniz kadar kimya mühendisliğini de bilmeniz gerekiyor. Bir polimerin özelliklerini anlayabilmek ve polimerin davranışlarını inceleyip, ona göre çalıştırabilmek için. Bu işin yapılması için fizik, matematik bunların gerçekten sevilmesi gerekiyor. Çünkü karşılaştığınız sorunlarda her gün fizik hesaplarına giriyorsunuz. Fizik burada sadece üniversite görülüp unutulan bir konu olarak kalmıyor. Bunun dışında takım çalışmasını gerçekten sevmeniz gerekiyor. Çünkü çok geniş bir plastik alanı var. Process var, makine var, polimerin kendisi var, kalıp var. Öyle ki, bu işte çalışırken sürekli kendi alanında uzmanlaşmış insanlarla konuşmanız, onlara danışmanız gerekiyor. Dolayısıyla farkında olmadan bilgi ve tecrübeniz artıyor. Zaten ne yaparsanız yapın, başarılı olmak için araştırma ve geliştirmeye açık olmalısınız. Ama plastikte farklı bir durum var. Çünkü günümüzde plastik en fazla kullanılan malzeme. Ve müşteri ihtiyaçları sürekli değişiyor, artıyor. Daha hafif olsun, daha ucuz olsun isteniyor. Her gün yeni kimyasal formüller yaratılıyor ve bunu her gün takip etmek zorundasınız. Hangi yeni polimerler üretilmiş, bunu nerede kullanabiliriz, müşteri daha hafif istiyor bunu nasıl yapabiliriz? Uçak yapacağız daha hafif olsun, uzaya gideceğiz izolasyon olsun. Sürekli bu yenilikleri takip etmeniz gerekiyor.
İlk plastik hayatımıza 1800’lü yılların sonunda girmiş. Bilardo topları o zaman fildişlerinden yapılıyor. Bir bilardo üreticisi 10.000$ ödüllü bir yarışma düzenliyor. Bu fildişi toplara alternatif bulunmasını istiyor. Bir bilim adamı da sentetik bir polimer üreterek, buna alternatif üretiyor ve o zaman bu bütün dünyanın ilgisini çekiyor. Sentetik polimerler hayatımızda yaygınlaşıyor. O günden bugüne de gelen en büyük tartışma çevreye olan atıklar. Zaman içerisinde, 60’lı 70’li yıllarda Amerika’da okyanuslarda bulunan büyük plastik kitleleri, plastik pet şişeler sağlıklı mı değil mi tartışmaları, medikal ürünlerde %90-95 plastiğe geçildi artık öyle ki bunlar sürekli vücutla temas içerisinde ve bunların güvenirliği sürekli tartışılıyor. Ülkemizde de çok sık meydana gelen polikarbonat damacana tartışmaları, cam damacana kullanılmasını teşvik eden reklamlar. Plastik her ne kadar güvenli olsa da, bilim adamları bunu daha güvenli ve sürdürülebilir hale gelmesi için hala çalışıyor. Neler yapılıyor? Doğada çözünür plastikler üretilmeye çalışılıyor. Bunun yanında biyolojik atık malzemelerinden plastik üretilmeye çalışılıyor. Diğer bir kesim ise geri dönüşümünü hızlandırmaya ve daha verimli hale getirmeye çalışıyor. Bazı Avrupa ülkeleri bu geri dönüşüm processinde çok yaptırıma sahip. Mesela Norveç’in geçtiğimiz sene ülkede çöpü bitti ve İsveç’ten plastik çöp satın aldılar. Bizim ülkemizde de yavaş yavaş bazı gümrük kuralları uygulanmaya başladı. Ülkemizde de geri dönüşüm processi önümüzdeki senelerde çok revaşta olacaktır.
BSH’da beni en çok motive eden şey çalışma arkadaşlarımın görev ve sorumluluklarının bilincinde olması ve gerçekten çalıştığım herkesin yaptığı işte uzmanlaşmış olması. Bunda şirketin de etkisi var. Ben burada plastik process uzmanıysam şirket beni ilgili eğitimlere yolluyor. Ben talep ediyorum, şirket de her zaman bu konuyu destekliyor. Takım çalışmasına yatkınlık normalde özelliklerinizde hep atlanan bir şey ama uluslararası bir şirket olması sayesinde yabancı çalışma arkadaşlarınız oluyor ve yurtdışından çalışma arkadaşlarıyla çalışmaya başlayınca anlıyorsunuz ki, takım çalışması çok daha farklı bir şey. Onların kültürü, bakış açısı ve iş ciddiyeti çok farklı. Onlarla aynı frekansa girip çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Öyle ki kendinizden ödün veriyorsunuz. Aslında esneklik, takım çalışmasına yatkınlık bunlar çok zor şeyler. Gerçek takım çalışması deneyimini bu şirkette, bu şekilde çok rahat alabiliyorsunuz. Aynı zamanda şirket bünyesinde Avrupa’da farklı lokasyonlarda fabrikalar var. BSH size bu fabrikalarda çalışma imkanı da sunuyor. Mesela ben önümüzdeki aylarda Polonya Küçük Aletleri Fabrikası’na gideceğim ve iki sene boyunca Polonya’da çalışacağım. Aynı zamanda orada çalıştığım süre boyunca yüksek lisansımı yapacağım. Ve şirket bunu destekliyor.
Eğitim sistemi içerisinde özellikle Türkiye’de çok az bir kesim arzu ettiği mesleğe ulaşıyor. İş hayatında tesadüfen girdiği bir mesleği daha sonra sevip, bu alanda kariyer yapmaya çalışan çok insan gördüm. Dolayısıyla sevdiğiniz işi yapamıyorsanız, yaptığınız işi sevmeye bakın. Çünkü yaptığınız işi sevmezseniz, yaptığınız işe tutunmazsanız hiçbir zaman hiçbir işte başarılı olamazsınız. Bu process uzmanlığı da olabilir simit satmak da olabilir. Üniversitede çok fazla boş vakit var. Bu vakitlerin değerlendirilmesi gerekiyor. İş hayatına başladıktan sonra boş vakit bulamıyorsunuz. Ben ne yaptıysam üniversitede yaptım. 3 tane yabancı dil öğrendim. 3 tane çizim programı öğrendim. Mesleğimle ilgili kurslara gittim. Ama mezun olup iş hayatına girdikten sonra aşırı yoğun çalışma temposu ve yorgunluk sizin kendinizi geliştirmeniz karşısında bir engel olarak duruyor. Dolayısıyla üniversite hayatının gerek sosyal aktivitelerle gerek stajlarla çok iyi değerlendirilmesi lazım. Özellikle uzun dönemli stajlar çok önemli. Çünkü kısa dönemli stajlar kimseye bir şey katmıyor. Sizden sorumlu kişi de size çok fazla sorumluluk vermiyor. Sadece kısa sürekli bir gözlem yapabiliyorsunuz. Ancak o yaşlarda, o tecrübede de o gözlemi değerlendirebilecek alt yapınız olmuyor. Dolayısıyla size bunu aktarabilecek sindirtebilecek bir mentora ihtiyacınız var. Bunlar da uzun dönemli stajlarda oluyor. Stajlarda kesinlikle iyi pozisyonlardaki insanlarla iletişim kurulması gerekiyor. Bu sadece günaydın-günaydın veya oturup dün akşamki futbol maçından bahsetmek değil. İnsanlara kendi kariyerlerinizden bahsedin. Kendi hedeflerinizden bahsedin. Ne yapmak istediğinizden bahsedin. Çünkü konuştuğunuz her insan size yeni bir kapı açabilir. Farklı bir fırsat çıkabilir karşınıza.

Benzer Kişiler

Manufacturing Engineering Manager
Profilo Special Products Manager
Technical Product Management Head of Section
Manufacturing Engineering Manager
Product Professional, Dishwashing
Production Engineering Technical Planning Head of Section
Production Engineering Technical Planning Head of Section
Product Professional, Dishwashing