Reha Özkan
Technical Product Management Head of Section
2008 yılından beri BSH şirketinde çalışıyor.
BSH’la tanışmam aslında üniversite yıllarımda oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okuyordum o zamanlar. 3. sınıftım. Makine Mühendisliği ve İşletme Mühendisliği okuyordum. BSH da tanıtım gününe İTÜ’ye gelmişti. Ben de BSH’ı tanımak adına katılmıştım. Orada iş olanaklarından ve part time çalışma olanaklarından bahsettiler. Bu part time çalışma olanaklarından birisi de satın almadaydı. Satın almanın da, makine mühendisliği ve işletme mühendisliği, benim özelliklerime uygun olacağını düşünüyordum. Part time olmuş olması da benim için bir avantajdı. Çünkü son yıl haftada 2-3 günüm boştu. O yüzden kariyer gününde böyle bir iş fırsatını öğrenince başvurmuştum. Bunun sonucunda da part time olarak BSH’da başladım. Öğrencilik yıllarım bittikten sonra da BSH’da full time olarak satın alma departmanında devam ettim. 2 yıl Satın Alma Mühendisi olarak çalıştım. 2 yıl sonra grubun başına Satın Alma Müdürü oldum. 3.5 yıl çamaşır makinesi fabrikasının Satın Alma Alan Yöneticiliği’ni yerine getirdikten sonra, yaklaşık 3-4 ay önce yeni bir departman kuruldu: Teknik Ürün Yönetimi. Teknik Ürün Yönetimi’nde böyle bir fırsat çıktı. Ben de farklı vizyonlar, farklı tecrübeler kazanmak adına bu yöne yönelmek istedim. Son 3-3.5 aydır da bu departmanda bir fiil olarak çalışıyorum.
BSH’da açıkçası benim en çok önemsediğim şey iş tatmini. İşten tatmin olmak çok önemli. BSH’da da çalıştığım 7 yılda şu izlenimi edindim: BSH karar vermede her zaman çok fazla düşünüyor, çok fazla irdeliyor, detaylara iniyor. Fakat eninde sonunda her zaman doğru karar verdiğini, hep doğru atılımları, hep doğru adımları attığını gördüm. Hem piyasada hem iç işleyişte. Bunları görmek insanı hakikaten motive ediyor. Çünkü şirketin de doğru adımlar attığını görmek, doğru kararları verdiğini görmek, iş tatmini olarak senin de doğru bir şey yaptığını gösteriyor. Doğru kararları gördükçe de sen de iyi bir iş tatminine sahip oluyorsun. Bu bence iş hayatında öğrenciler için de çok önemli bir konu. Çalıştığın, emek sarf ettiğin şeyin maddi olarak geri dönüşünü alıyor olsan da, sonucunda da iyi bir çıktısını görmek, piyasada iyi sattığını görmek gerçekten iş tatmini olarak çok önemli. Diğer taraftan BSH’nın kariyer olanakları da çok güzel. İnsanlara değer veriyor. Zaten vizyonu da çalışanların ilk tercihi olmak. Bu yüzden çalışanına da bireysel gelişim planları, eğitimler sunuyor ve bunları birebir takip ediyor. Aslında her şirket eğitim sunuyordur ama insanın ihtiyaçlarına göre bir eğitim sunması da çok güzel bir şey. İnsanın potansiyel gelişim alanlarını irdeleyip, bulup ona göre bir eğitim sunması ve ona göre, o özelliklerini geliştiriyor olması benim çok önemsediğim, beni de çok tatmin eden BSH’nın önemli bir özelliği.
Ben BSH’da part time olarak başladığımda 3. sınıfın sonundaydım. 4. sınıfın tamamını da üç gün burada çalışarak geçirdim. Hakikaten BSH’da hem çalışıp, hem öğrenci olmanın çok büyük faydasını gördüm. Özellikle işletme mühendisliği okuduğumdan son yıllarımda edindiğim bütün bilgi birikimimi iş hayatıma da aktarabiliyordum. Pratik olarak da bunları tecrübe ediyor olmak çok büyük bir avantaj. Diğer taraftan BSH’da devam ettiğimden dolayı öğrencilik yıllarında kazandığım tecrübenin, ki bu operasyonel tecrübe oluyor genelde, iş hayatına çok ciddi katkısı oluyor. Çünkü ben mezun olup BSH’da full time işe başladığımda diğerlerinin bir adım önünde, tamamen işi bilen, tecrübeli bir eleman olarak başladım. Yani yeni başlayan tecrübeli bir arkadaş BSH dışından gelip de BSH’a başladığında, onlardan bir adım daha önde oluyorum. Çünkü BSH’daki süreçleri, processleri, insanları tanıyor olmak, işi biliyor olmak seni bir adım daha öne geçiriyor. Genelde insanlar öğrenciyken yükselmenin zor olduğunu düşünür. Ben mezun olduktan 2 yıl sonra yönetici pozisyonuna yükselebildim. Buna tabi ki sadece 2 yıl çalışmam değil, part time 1 yılımın katkısı da çok ciddi anlamda oldu. Toplamda aslında 2 yıl değil, 3 yıllık bir tecrübeyle yönetici olma şansına sahip oldum. İnsanlar öğrenciyken yönetici olmanın zorluğundan da bahsederler. Belli bir tecrübe, belli bir kıdeme erişmesi gerektiğini. Öyle bir şey yok. Eğer insanın kendi potansiyeli varsa ve bunu da ortaya çıkartıyorsa kesinlikle genç yaşta da yönetici olabiliyorlar.
Daha önce de çamaşır makinesi fabrikasının satın alma departmanında çalışıyordum. Satın alma departmanında da fabrikanın montaj ettiği parçaları yan sanayilerden, tedarikçilerden almak, kontratlarını imzalamak, fiyatlarını anlaşmak gibi sorumluluklara sahiptim. O departmanda da açıkçası parçaları teknik olarak bilmek çok önemliydi. Çünkü teknik parçaları bilmek, tedarikçilerle yaptığım pazarlıklarda fiyatları anlaşırken argümanlarımı da güçlendiriyor ve ona göre de fiyatlarında daha iyi anlaşmamı sağlıyordu. Ama diğer taraftan tabi fiyat anlaştığın için de maliyetlerini bilmek, maliyet analizlerini, maliyet kırılımlarını, ham madde maliyetlerini bilmek, hani biraz daha işletme tarafını da bilmek önemli hale geliyordu. Satın almada da hem teknik, hem işletme ya da finansal yönünün güçlü olması çok önemli. Aslında satın alma biraz daha finansal bir departman olarak algılanıyor ama bana göre teknik yönünün daha güçlü olması gereken bir alan. Çünkü tekniği ne kadar iyi biliyorsan tedarikçilerle de, yan sanayiyle de o kadar iyi pazarlıklar edebiliyorsun. Tekniğin detayına indikçe de oradan küçük kazançlar, şirkete faydalar sağlayabiliyorsun.
Benim aslında lise yıllarında da hep istediğim İşletme Mühendisi olmaktı. Bir işletmede her türlü departmanda bilgi sahibi olup, bir şekilde yönetim kademesinde yer almaktı. O yüzden lise yıllarında hayalim hep işletme mühendisliğiydi. Fakat üniversite sınavına girdikten sonra makine mühendisliğini kazandım. Aslında makine mühendisliğini kazandıktan sonra çok sevdim. Çok sevdiğim bir bölüm oldu. Makine mühendisliğinde işin tamamen teknik boyutunu, teknik detaylarını öğrenebildim. 1. sınıf sonunda başarımla beraber 2. bir bölüm okuma şansı elde ettim. Ondan dolayı hayalim de işletme mühendisliği olduğu için bu bölümü tercih ettim. Bu sayede 2 bölümü de bitirdim. Bu hakikaten iş hayatında bana çok büyük avantaj sağladı. Hem tekniğin biraz daha detaylarını bilmek, hem de finans, yöneylem vesaire konularını da bilip, ikisini bağdaştırmak. İş hayatında da şu an çalıştığım departmanda, bu iki konuyu da kullanabildiğimden, çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
Açıkçası ben okul yıllarımda özellikle staj yapmayı ve part time çalışmayı çok önemsedim. İş hayatında da onun meyvesini yiyorum. O yüzden öğrencilere tavsiyem yazlarını hiç boş geçirmesinler. Bir işle uğraşsınlar, bir departmanda çalışsınlar, bir staj yapsınlar. Dergiler okusunlar, sempozyumlara gitsinler, kulüplere katılsınlar. Sadece kendi bölümleri değil, diğer alanlarda da bilgi sahibi olup daha çok bilgi edinsinler. Bunun iş hayatında da insana katkısı oluyor. Her konudan az çok bilmek, bir konuda bir fikir sahibi olabilmek iş hayatında da çok önemli.
Teknik Ürün Yönetimi’nde eğer bir ürünü devreye almak ya da doğru ürünü bulduktan sonra kararını çıkartmak hakikaten zorlayıcı bir şey. Çünkü doğru ürünü doğru ülke için, doğru piyasa için bulabiliyorsun; fakat onun kararını aldırmak çok kolay olmayabiliyor. Ne oluyor mesela? Ürünü buluyorsun, kesinlikle diyorsun bu ürün bize bu markette gerekiyor. Ama hesaplamaları yaptığımda belki çok fazla kar edemiyorsun, ya da hiç kar edemiyorsun. Ama diğer tarafta çok ciddi ürün satabilme potansiyeline sahip oluyorsun. Bu durumda tabi üst yönetimi de ikna etmen gerekiyor. Karara katkı sağlaması ve bu kararı onaylaması gerekiyor. Bu işler tabi kolay olmuyor. Onlar da diğer tarafta çıktı görmek istiyor, kar görmek istiyor. Onları da gösteremeyince çok zorlanıyorsun. Şirkete bir şeyler çıkartmaya, bir yerde artı kazandırmaya çalışırken diğer tarafta para olarak bir çıktısı olmuyor. Belki şirkete ciddi anlamda ciro yaptıracaksın. Ciddi anlamda piyasa değerini de arttıracaksın. Ama sonuçta her şirketin de baktığı şey kar. Karlı ürünler de çıkmayabiliyor. Tabi bunu ikna etmek de çok kolay olmuyor. Aslında benim en çok zorlandığım konu bu oluyor.
Teknik ürün yönetimi esnasında kesinlikle bir teknik backgrounda sahip olunması gerekiyor. Çünkü ürünün teknik özelliklerine, mesela çekme dayanımına, bir takım teknik verilerine hakim olunması gerekiyor. O yüzden kişinin kesinlikle mühendis kökenli olması gerekiyor. Diğer taraftan ürünlerin ne kadar yatırım, ne kadar maliyette üretilmesi gerektiğini, ne kadar finansal çıktıya dönüşebileceğini, ne kadar karlılık getirebileceğini de hesaplıyor olması gerekiyor. O yüzden ek olarak finansal backgroundunun da olması gerekiyor. En azından finansla tecrübesinin olması gerekiyor. Ve son olarak benim gördüğüm kadarıyla bir koordinasyon yeteneğinin olması gerekiyor. Çünkü bizimkisi tamamen bir köprü departmanı. Ar-Ge ile satış arasında, satıştan aldığı bilgileri doğru yorumlayarak, doğru koordine ederek; Ar-Ge’de de doğru ürünlerin tasarlanmasını, doğru ürünlerin üretilmesini sağlamak. O yüzden tamamen bu çerçevede bütün departmanları koordine ediyor, fabrikayı doğru koordine ediyor, Ar-Ge’yi doğru koordine ediyor ve satıştan, pazarlamadan da doğru bilgileri çeviriyor olması gerekiyor. O yüzden koordinasyon yeteneğinin de olması şart. Açıkçası şu 3 özelliğin de hepsi tam olmasa bile hepsinden anlıyor, ve doğru şekilde koordine ediyor olması gerekiyor.
Bu departman eskiden de vardı ama Almanya’daydı. Şimdi daha çok BSH’nın, en azından strateji olarak bölgelerde büyüme, bölgelerde gelişme hedefi var. O yüzden şu anda Marketing Departmanları ve Teknik Ürün Yönetimi Departmanları’nın bölgelere kurulmasının amacı bölgenin gerçek ihtiyacını anlayabilmek. Çünkü Almanya’daki merkez ofisteki bir arkadaşın, Türkiye’deki veya Suudi Arabistan’daki, Afrika’daki, Rusya’daki ihtiyacı anlaması da çok kolay olmayabilir. Oradaki ihtiyacı anlayabilmesi için bu bölgeden insanlar seçiliyor ki, bu bölgedeki insanlar hem ülkelerde doğru iletişimi kurabilsinler, hem de doğru teknik cevapları sunabilsinler. Çünkü hani örnek vermek gerekirse 14 kilo algılayışlı bir makine yapılır ama çok büyük bir makine olur. Pazar, 14 kilo kapasiteye sahip olabilecek daha küçük bir makine istiyordur. Bunun algısını için de lokal insanlarla bu çözümleri geliştirmek daha doğru. Ar-Ge yine Almanya’da devam ediyor. Bizim asıl yaptığımız iş zaten Ar-Ge’ye teknik olarak ne çözüme sahip olması gerektiğini anlatmak. Ve onların da doğru Ar-Ge faaliyetlerini sürdürmesi ve bizim için doğru ürünleri geliştirmesi. Merkezi olarak Ar-Ge departmanımız da Almanya’da devam ediyor ama en azından teknik olarak ürünlerin ihtiyaçlarını biz buradan onlara sağlıyor oluyoruz.
Genelde “Product Management” diye bir konu vardır bütün şirketlerde. Bu BSH’da iki kısma ayrılır: bir Teknik Ürün Yönetimi, bir de ürün yönetiminin biraz daha market ve pazar tarafı. Aslında Teknik Ürün Yönetimi ile bu iki departman beraber çalışıyorlar. Pazarlama departmanından, pazardan aldıkları bilgileri biraz daha tekniğe dönüştüren bir departman. Ben şu an çamaşır ürünlerine bakıyorum. Çamaşır ürünlerinde; çamaşır makinesi, kurutucu ve çamaşırlı kurutma makinesi gibi ürünler var. Bu ürünlerin marketteki ihtiyacını anladıktan sonra, bu ihtiyaca göre ne gibi teknik özellikler sunulabileceğini yöneten bir departman. Mesela çamaşır makinesinde 7, 8, 9 kilolar şu anda revaşta. Ama gelecekte daha da artması planlanıyor. Mesela 14 kilo bir çamaşır makinesi ihtiyacı olması durumunda “bunu teknik olarak ürüne nasıl dönüştürebiliriz, ne kadar boyutta olabilir, nasıl özelliklere sahip olabilir, yorgan yıkayabilir mi?” gibi özelliklerini teknik olarak nasıl karşılanabileceğini yani aslında biraz daha Ar-Ge proje yönetim tarafını koordine eden bir departman. Aslında Teknik Ürün Yönetimi’nin genel olarak yaptığı gelecek 5 yıl ve ondan sonraki 5 yıldaki ürünleri marketin ihtiyacına göre planlamak ve bunların üzerine çalışıyor, projelendiriyor ve hayata geçiriyor olmak.
Özellikle bizim departmanda müşterinin ya da marketin algısını öğrenmek çok önemli. BSH içinde bir bilgilendirme sistemimiz var. Genelde “rakipler neler yapıyor, piyasa ne durumda, bu ayki gerçekleşen satış rakamları, market rakamları neler, rakiplerimizin odaklandığı inovatif çözümler neler?” bunların bir haber yazısı oluyor. Genelde ilk saatim bu haber yazılarını incelemekle geçiyor. Bu haber yazılarında özellikle diğer firmaların finansal figürlerini ve markette ne gibi stratejilerinin olduğunu öğrendiğin için, bizim için de ne gibi kontrataklar veya yaptırımlar olabilir, onların stratejisini kurabiliyoruz. Açıkçası günüm ilk olarak bunları incelemekle geçiyor. Daha sonra devam eden projelerimizin durumlarını proje liderlerinden, Ar-Ge departmanlarından öğrenerek hedeflenen değerlere göre kalitede, maliyette veya zamanda herhangi bir aksama olup olmadığını kontrol ediyor ve eğer bir aksama varsa nasıl bir aksiyon alabiliriz, nasıl zamanında ürünümüzü markete sokabiliriz diye araştırarak zamanımız geçiyor. Diğer taraftan teknik ürün yönetiminde, “ürettiğimiz ürünlerde ufak tefek detaylarla markette nasıl farklılık yaratabiliriz?” araştırması ile geçiyor. Mesela, çamaşır makinesinde en ufak değişiklik olarak yapabileceğin gösterge grupları var. Gösterge camında renkli bir ışık kullanmak, farklı bir cam kullanmak tamamen farklı bir ürün yaratmanı sağlayabiliyor. Bu, markete kısa dönemli atak yapabileceğin ufak tefek şeylerle avantaj yakalayabilmek. Bu fikirleri hayata geçirerek de kısa vadede, 3-5 ayda markette farklı bir ürünle, farklı bir yüzle boy göstererek oradan da bir market share kazanma şansına sahip olabiliyorsun. Bunun dışında yeni bir inovatif fikir olabiliyor, “onu nasıl hayata geçirebiliriz ve rakiplerden önce nasıl sahada yer alabiliriz”i düşünebiliyoruz. Ve diğer taraftan tabi ki uzun vadede ürünlerimizin de piyasa da eskimemesi iin neler yapılabilieceği. Eskidikçe de yerini alabilecek ürünler olması gerekiyor. Çünkü beyaz eşya sektöründe ortalama olarak makinelerin ömürleri 5-6 yıldır. 5-6 yıldır eğer bir ürünü piyasada tutuyorsanız artık eskimiştir, yenilenmeye ihtiyacı vardır. Teknolojik olarak da gelişim olduğu için 5-6 yılda kesinlikle o ürün yenileniyor ve gündeme ayak uyduruyor olması gerekiyor. Burada tabi rakiplerden bir adım ön planda olmak çok önemli. O yüzden biz de, özellikle teknik ürün yönetiminde pre-development dediğimiz ön araştırma projeleriyle piyasadaki inovatif çözümleri var ve geliştirilebilecek şeyleri araştırıyoruz.

Benzer Kişiler

Production Systems Plastic Processes Expert
Production Engineering Technical Planning Head of Section
Product Professional, Dishwashing
Production Systems Plastic Processes Expert
Product Professional, Dishwashing
Production Engineering Technical Planning Head of Section
Profilo Special Products Manager
Manufacturing Engineering Manager