Melike Güleli
Pazarlama İletişimi Müdürü
2004 yılından beri TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. şirketinde çalışıyor.
TOFAŞ'taki hikayem stajla birlikte 13 yıl ediyor. Üniversitedeyken bu alanda staj yapmak istiyordum. Ben de Koç Üniversitesi’nde okurken araştırmalara başladım. O sırada yaz stajı arıyordum ve bir anda karşıma TOFAŞ’tan daha uzun dönemli bir staj imkanı çıktı ve 2003 yılının Nisan ayında TOFAŞ’ın kapısından içeri girdim. Orada Pazar analizleri yaparak Dış Ticaret bölümünde başladım. Bir yandan okuyup bir yandan işe geliyordum. Mezun olduktan sonra 1 sene İtalya’daki Fiat’a gittim ve orada çalıştım. Orada Fiat Grubu’nun birçok markası var ama ben Lancia markasında Uluslararası Pazarlama Ekibi’ndeydim. Döndüğümde direkt TOFAŞ’ta Fiat markasının Pazarlama Ekibi’ne girdim. Orada 5 yıl boyunca Uzman pozisyonda çalıştım, İletişim’den sorumluydum. Son 5 yıl Yönetici pozisyonunda çalıştım ve Müdür olarak atandım. Böylece 13 yılı tamamladım.
Pazarlama İletişimi markayı ve ürünleri dışarıya tanıtmaktan sorumlu olan birimdir. Eskiden TOFAŞ’ta bu birimin ismi Reklam Yöneticiliği idi. Fakat gün geçtikçe iletişim evriliyor ve tek başına reklam demek yeterli olmuyor. O yüzden global olarak da Marketing Communications olarak da geçer. Türkçede de Pazarlama İletişimi olarak evrildi. Bu birim birçok fonksiyondan sorumludur. Çizgi Üstü Atl dediğimiz Reklam İletişimi’nden sorumludur. Marka modellerinin kitlelere ulaşmasını sağlar, tüm televizyon, gazete, radyo, outdoor gibi mecralarda ürünün ve markanın tanıtımını yapar ve tüm bu kreatif süreçten sorumludur. Bunun dışında Dijital Pazarlama bu birimin bir fonksiyonudur. Dijital ve dijital olmayan tüm mecraların medya planlamasından sorumludur. Çizgi Altı Btl dediğimiz; promosyonlar, basılı malzemeler, showroom içi ürünlerin üretiminden sorumludur. Bunun dışında Doğrudan Pazarlama Aktiviteleri bu birimin sorumluluğundadır. Sergilemeler, marka iş birlikleri, yaratıcılıkla müşteriye ulaşabilme ve bu süreçlerin yönetilmesi konusunda sorumludur. Bunun dışında Fiat markasının çok ciddi bir bayi ağı var ve bütün ülkeye yayılmış durumda. Dolayısıyla bütün o bayilerin kendilerinin yaptığı pazarlama aktiviteleri ve pazarlama planları var. Bu yüzden bu birim aynı zamanda tüm o planların koordinasyonundan sorumludur. Hem planlama aşamasında destek verilmesinden hem de uygulamaya geçtiğinde o bayileri beslemekten sorumludur. Örneğin; Dijital Pazarlama hepimizin bildiğin gibi sürekli gelişen bir alan. Bu konuda bayilerimiz zaman zaman geri kalabiliyor. Daha fazla istekleri olabiliyor. Dolayısıyla biz onlara destek veriyoruz ve Crm Birimi ile birlikte konferanslar düzenliyoruz. Bu birim aynı zamanda bayilerimizin de kendi yetkinliklerini arttırmasından da sorumlu diyebiliriz.
Güne sporla başlıyorum. TOFAŞ’ın içinde bir spor salonu var, kapıdan içeri girer girmez o salona gidiyorum. Bu sayede enerjimi yükseltiyorum. Yerime oturduktan sonra günün programına bakıyorum çünkü çok fazla toplantı oluyor. Daha sonra bir Yapılacaklar Listesi hazırlıyorum. İletişim çok dinamik bir iş, Pazarlama da oldukça dinamik bir alan olduğu için bir şeyleri atlamamak gerekiyor. Bunun dışında oldukça dinamik ve genç bir ekibim var. Bahsettiğim tüm Pazarlama İletişim fonksiyonlarından sorumlu birer kişi var ve hepsi de kendi alanlarında yetkin kişilerdir. Dolayısıyla gün içerisinde onlarla sık sık zaman geçiriyorum. Hem işleri konuşuyoruz hem de sürekli yeni fikirler geliyor. Bunları hep birlikte değerlendiriyoruz. Herkesin farklı fikirleri oluyor, onları tartışıyoruz. Bunun dışında çalıştığımız reklam ve dijital ajanslarla mutlaka toplantı düzenliyoruz. Şirket dışı aktiviteler olduğu için mümkün olduğu kadar dışarı çıkıp neler olduğuna bakmak gerekiyor. Çünkü hem orada insanların tepkilerini görme şansım oluyor hem de oradayken daha iyi bir şekilde kontrol edebiliyorum. Yılda yaklaşık 10 kez bayi ziyareti yapıyorum. Çünkü bayilerimiz onların yanlarında olmamızı istiyorlar. Bu onlara güç veriyor, bu da bizim beslenmemizi sağlıyor. Çünkü müşteriler ilk bayilere gidiyor. Dolayısıyla müşterilerimizden aldıkları yorum ve görüşleri bize aktarmaları önem arz ediyor.
Bir marka yöneticisi; markanın geçmişini, var olma nedenini, vizyon ve misyonunu iyi tanımalıdır. Markayı iyi tanırsa onunla ilgili iyi şeyler yapabilir ve markayı bir adım öteye taşıyabilir. Ayrıca sevmesi de çok önemlidir ama bu içten gelen bir durum. Ben kendimden örnek verecek olursam; Fiat markasını Fiat’ın Torino merkezinde tanıdım ve markayla aramda çok duygusal bir bağ oluştu. Fiat markasının çıkış nedenini benimsedim. Çok fazla insanı otomobil sahibi yapmak üzere var olmuş bir marka olduğu için ilk andan itibaren tanıdıkça daha çok sevmeye başladım. Çalıştığınız markayı seviyorsanız daha tutkulu bir şekilde çalışıyorsunuz, onunla ilgili daha fazla şey yapmak istiyorsunuz ve markayı iyi yerlere getirmeyi hedefliyorsunuz. Dolayısıyla ortalama bir fikirle yetinmeden üste çıkmak istiyorsunuz. Ben ve ekibim de o sevgiyle çalışarak o markayı üstlere taşımayı hedefliyoruz.
Fiat markası Kompakt Sedan sınıfında Egea adında yepyeni bir model çıkardı ve Türkiye’de üretildi. 40’tan fazla ülkeye ihracatı yapıldı. Dolayısıyla bu durum TOFAŞ için bir gurur kaynağıdır. Türkiye’de çok büyük hedeflerle pazara çıktı. Bizim sorumluluğumuz da bu modelin iletişimini en etkili bir şekilde yapmaktı. Ayaklarımızı yere sağlam bir şekilde basmak istiyorduk. Herhangi bir risk alamazdık. Bu yüzden pazarlama araştırmalarıyla işe başladık. Oradaki potansiyel müşterileri çağırdık ve modelimizi gösterdik. Bu modelle ilgili geri dönüşler aldık. Tam da orada kampanyanın oluşma süreci başladı. Araştırma şirketlerinden aldığımız sonuçlarla yaratıcı ajanslarımıza başvurduk ve onlar da kampanya hakkında çalışmaya başladı. Bu sayede Erdal Beşikçioğlu ile çalıştık. Çok da etkili ve başarılı bir kampanya oldu. Bir de bunun medya planlama aşaması vardı. Burada da çok ciddi bir medya planlaması çalışmaları yapıldı, çok ciddi bir televizyon kullanımı gerçekleşti. Bunun dışında dijital ajanslar devredeydi. Egea ile ilgili bir web sitesi yapıldı. Çok farklı dijital reklam çalışmaları yapıldı. Dolayısıyla bu modeli tüm mecralarda, en etkili şekilde nasıl duyurabiliriz konusunda çok uzun ve entegre bir çalışmamız oldu. Sonuçları da oldukça başarılıydı. Sosyal medyada çok ciddi ve pozitif bir dönüş aldık. Bunun dışında Effie’de iki tane ödül aldık. Ben de bu kadar büyük bir proje içerisinde yer almaktan oldukça mutluyum.
Pazarlama alanı ve Pazarlama İletişimi benim sorumlu olduğum alanlar ama bunun dışında Pazarlama içerisinde farklı fonksiyonlar da var. Örneğin Ürün Yönetimi; bir ürünün pazardaki konumunun, donanımının ve stratejisinin belirlenmesini, pazara o ürünün uygunluğunun ortaya çıkarması konusunda çalışan bir ekiptir. Dolayısıyla ben otomobille ilgilenen kişilere bu bölümü tavsiye ederim. Çünkü otomobillere ilgisi varsa çok severek çalışacağı bir alan. Bunun dışında Pazar Araştırmaları bölümü var. Bir iletişim kampanyasının ortaya çıkarılmasında ilk başvurulan nokta birimdir ve tüm süreçlerin ölçümlenmesinde önemli bir yer tutar. Yeni bir ürün ortaya çıkarıldığı zaman üretim anlamında birçok araştırmalar yapılır ve o araştırmalar sonucunda, o ürün son haline getirilir. Tasarımsal anlamda bile farklılıklar yapılabilir. Dolayısıyla bu çok keyifli bir bölümdür. Bunun dışında fiyatlandırmadan sorumlu kampanyalar yapılıyor. Kendi bölümümde olan Pazarlama İletişimi ise çok keyifli bir bölümdür. Pazarlama’nın geneli böyledir. Bu bölümü de tavsiye ederim. Bunun dışında Dijital Pazarlama giderek önem kazanan bir alan. Bu konuda mutlaka mezunların kendilerini geliştirmesi çok önemlidir. Çünkü Dijital Pazarlama’nın payı giderek artıyor. Bunun dışında geleneksel mecralar dediğimiz; televizyon, gazete ve radyo çok önemlidir. Özellikle televizyonun önemi hiçbir zaman azalmayacaktır. Dolayısıyla bu alanda da önemli kariyer fırsatları vardır diye düşünüyorum.
Beklentim şöyle ki; araştırmalarını ve okumalarını istiyorum. Masaya oturduklarında Pazarlama İletişimi ile ilgili olan sitelere girsinler, yurtdışındaki örneklere baksınlar ve onları araştırsınlar. Otomotiv özelinde neler yapıldığına baksınlar. O konuda kendilerini geliştirmeleri ve sonrasında bunu marka için uygulamaları gerekiyor. Tamamen temiz ve kirlenmemiş beyinler olduğu için kendilerini sıfırdan geliştirebilirler. Mümkünse bir proje hakkında çalışmalarını isterim. O projeyle ilgili eğer varsa, ürün lansmanı projesinde diğer ekiplerle beraber çalışmasını ve onlara güç katmasını beklerim.
Otomotiv sektörünün oldukça fazla katkısı var ve bu sektörü seviyorum. Çok yoğun bir rekabet ve çok fazla rakip var. Dolayısıyla oyunu iyi oynayıp, iyi kurgulamak gerekiyor. TOFAŞ’a da bu sektörün lider şirketlerinden diyebiliriz. Öncü, yenilikçi ve kendini geliştiren bir şirket. Her zaman önüne sağlam hedefler koyar ve azla yetinmez. Bu hedeflere ulaşmak için de yoğun bir çalışma içerisine girer. Bu da beni oldukça motive ediyor. Bunun dışında çalışma ortamı da çok önemli. Bu kadar uzun süre şirkette çalışıyorsanız ortamın da huzur verici olması gerekir. Bir yandan da ekip ruhu var ve herkes hedeflere ulaşabilmek için bir uyum içerisinde çalışıyor. Kendi sorumluluklarının bilincindeler ve o sorumlulukları yerine getiriyorlar. Hep birlikte bir sinerji içerisinde en iyi sonuçları elde etmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla o ekip ruhu ve şirketin gücü beni oldukça motive ettiği için 13 yıldır bu şirkette çalışmaya devam ediyorum.
Sürekli ülke ve sektör gündemini takip etmek gerekiyor. Çünkü Pazarlama çok dinamik ve sürekli gelişen bir alan. Toplumda da sürekli bir ilerleme olduğu için artık eski teoriler geçerli olmamaya başladı. Yepyeni teoriler ve fikirler ortaya çıkıyor. Trendler değişiyor ve sürekli o trendleri takip etmek gerekiyor. Dolayısıyla her zaman daha iyisini yapmak için çalışmak ve okumak lazım. Pazarlama alanında yoğun bir iş temposu olduğu için bunun farkında olarak işe başlamak lazım.
Çok dinamik bir alan olduğu için sürekli yeni işler yapıyorsunuz. Her lansman yeni bir iş olduğu için hiçbir zaman rutine girmiyorsunuz. Benim en çok hoşuma giden tarafı budur. Bazı birimler hep aynı işleri yaptıkları için çok sıkılırlar ama burada aynı durum söz konusu değil. Tanımlar belli ama bu tanımlar kendi içinde sürekli gelişiyor. Dijital Pazarlama bundan 5 yıl önce o kadar konuşulmuyordu ve daha küçük bütçeleri vardı. Şu an bütçemizin çok önemli bir kısmını kaplıyor. Dolayısıyla orası sürekli gelişiyor ve bizim de sürekli öğrenmemiz gerekiyor. Bu yüzden bu dinamizm ve yenilikler beni cezp ediyor. Bunun dışında marka içerisinde sürekli bir yenilenme var ve yeni modeller geliyor. Onların finansmanlarını yapıyoruz. Hepsi birer ayrı proje ve hepsi üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu yüzden o rutine girmeden ve sürekli keyif alarak çalışıyorum. Bu sayede de doğru bir seçim yaptığımı görüyorum.
Hızlı hareket etmek ve pazardaki değişikliklere anında cevap verebilmek lazım. Dolayısıyla kampanya, iletişim ve organizasyon anlamında çok kısıtlı zamanlarda etkili işler çıkarmak gerekebiliyor. Bunlar da bazen stres yaratabiliyor. Bir de Pazarlama’da her şey göz önünde ve dışarıya açık durumda. Bir televizyon reklamı veya bir organizasyon yaptığınızda milyonlarca insan görüyor. Oradaki en ufak hata bile olsa insanlar bu hatayı yakalıyor. Bu tür olumsuz durumlar olunca insanı bazen demotive edebiliyor. Bu yüzden zor tarafı; her şeyin içinde olmanızın gerekliliği ve bunun yarattığı stres diyebilirim.
Pazarlama İletişimi; markanın, ürünlerin ve hizmetin müşteriye aktarılarak tanıtımlarının yapılmasıdır. Müşteriyle arasında kurduğu bir köprüdür ve bu köprüde tüm iletişim çalışmaları yer alır. Çünkü markanın kendini tanıtmaya, oradaki yeniliği anlatmaya ve çıkardığı bir kampanya varsa onun bilgisini vermeye ihtiyacı vardır. Tüm bunları müşteriye ulaştırmaya yarayan bir birimdir.
Kesinlikle kendilerini geliştirmeleri, okumaları, internetten araştırma yapmaları ve staj yapmaları lazım. Mutlaka staj yapsınlar ve orada ne istediklerine karar versinler. Çünkü Pazarlama içerisinde de birçok alan var. Sektör seçimi önemli olduğu için sektörleri araştırsınlar. Mümkün olduğu kadar şirketlere gidip insanlarla tanışsınlar ve o işi tanısınlar. Bunları yaptıktan sonra da kariyer hayatlarına başlayabilirler. Ama Pazarlama alanında kariyer yapmak istiyorlarsa her zaman yenilikçi olmaları, bir adım öteye gidecek fikirler bulmaları, dinamizme sahip olmaları ve o dinamik ortamda iyi bir biçimde çalışmaları için kendilerini şimdiden hazırlamaları lazım.
Uluslararası İlişkiler mezunu özünde Dış İlişkiler’e girer. Orada da bir diplomat olur. Fakat günümüz şartlarında bu durum da biraz evrildi. Şu an ülkede özel şirketler çok güçlü durumda ve küreselleşme var. Çok uluslu şirketlerin varlığı söz konusu olduğu için Uluslararası İlişkiler öğrencileri de bu alana doğru bir şekilde yönelebiliyorlar. Orada gördükleri tarih dersleri, edindikleri vizyon ve genel kültürle çok uluslu şirketlerde de çok rahat bir şekilde çalışma imkanı kazanıyorlar. Örneğin; ben de şu an Fiat ve Koç ortaklığında kurulmuş, çok uluslu bir şirket olan TOFAŞ’ta çalışıyorum. Benimle beraber okuyan öğrencilere baktığımda da, onlar da bu şekilde global şirketlerde, genellikle Pazarlama alanında çalışıyorlar. Dış Ticaret alanında da kariyer yapmış kişiler var, bu alanlara da yönelebilirler. Okurken staj yapmak ve staj yaparken de ne istediklerini bulmaları önemli. Bunu bulabilirlerse okulda okurken seçmeli derslerle kendilerini farklı alanlarda besleyebilirler. Ben böyle yaptım. Uluslararası İlişkiler okurken, bir şirkette Pazarlama alanında çalışmayı kafama koymuştum. O yüzden de Pazarlama, Finans, Muhasebe gibi dersler alarak o alanlarda da kendimi geliştirdim. Dolayısıyla en başa dönersek, Uluslararası İlişkiler diplomat yetiştirir. Ama günümüzde artık bu böyle değil. Özel şirketlerde Satış, Pazarlama veya Dış Ticaret alanlarında kariyer yapmayı sağlayan bir bölümdür.
Koç Üniversitesi hem Öğretim Görevlileri hem de öğrencilere sunduğu sosyal, kültürel ve sportif imkanları açısından çok güzel olan bir üniversite. Dolayısıyla orada güzel bir ortamda okuyarak güzel ve değerli arkadaşlıklar edindim. Bu durum profesyonel anlamda da önemlidir. Çünkü oradan mezun olan insanlar iş hayatında önemli yerlere geliyorlar. Uluslararası İlişkiler bölümü de çok keyifle okunan bir bölüm ve bu bölüm genel kültür ve vizyon kazanmama neden oldu. Derslerde ülkelerin ilişkilerini öğreniyoruz ama öğrenirken de geriye dönüp işin siyasi felsefesini ve tarihi yönünü okuyarak çok ciddi bir altyapı kazanmış oluyoruz. Bana en çok kattığı şey, genel kültür ve bakış açımı değiştirerek vizyon katması diyebilirim.

Benzer Kişiler

Global Account Director, Unilever Food Solutions
Home and Personal Care Vice President
Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı
Windows ve Cihazlar İş Grubu Yöneticisi
Customer Development Vice President
Laundry Regional Category Vice President
NDG Business Manager
Interactive Marketing Manager
Assistant Brand Manager
Advertising Operations Manager