Koray Atilla
Gövde Üretim Yöneticisi
2007 yılından beri TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. şirketinde çalışıyor.
Tofaş maceram 2007 yılında başladı. İlk olarak Süspansiyon Üretim Müdürlüğü‘nde Üretim Takım Lideri olarak göreve başladım. Vardiyalı olarak çalışıyordum ve birlikte çalışmış olduğum ekibimle birlikte amacım, iş güvenliği çerçevesinde iş gerçekleştirmekti. Sonrasında aynı müdürlükte Mühendislik biriminde sırasıyla; Üretim Uzmanı, Proses Uzmanı ve bizim yağ üretiminde kullanmış olduğumuz WCM Wordclass Manufacturing Birim Sorumlusu olarak çalışmaya devam ettim. 2011 yılına geldiğimizde bu görevlerin sonrasında Üretim Yöneticisi olarak atandım ve Süspansiyon Üretim Müdürlüğü‘nde 2014 yılına kadar çalıştım. Sonrasında 2014 yılında FIAT Crysler‘in yönlendirmesiyle Brezilya Jeep fabrikasında 2 yıl boyunca Gövde Üretim Müdürü olarak çalışmaya başladım. Gövde Yönetim Müdürlüğü görevimi bitirdikten sonra yaklaşık 5 ay önce şu anda içinde bulunduğumuz Gövde Atölyesi‘nde Gövde Üretim Yöneticisi olarak çalışıyorum.
Çalıştığımız departmanlarda farklı teknik süreçleriyle çalışıyoruz. Bu sayede teknik yönlerle kendimizi geliştirmeye imkanı buluyoruz. Bunun yanı sıra, davranışsal olarak daha farklı kişilerle çalıştığımızda, daha farklı davranışsal etkinliklerimiz ortaya çıkıyor ve bunları geliştirme fırsatı buluyoruz. Bir üretimin sonrasında bir başka birimde bu üretimin nelere sebep olduğunu gördüğünüzde bütünsel bir bakış açısı sağlayıp, bunu paylaşma mutluluğunu oluşturmuş oluyoruz. Bu da en kısa yoldan çok yönlü düşünmemizi sağlıyor.
Tofaş’ta Üretim Departmanı, üretimin iş güvenliği çerçevesinde gerçekleşmesinden sorumludur. İş güvenliği ve kalite sonrasında en verimli şekilde üretimi sağlamak, bize gelen programları, müşterinin taleplerini en kaliteli ve en verimli olarak müşteriye teslim etmek gibi görevlerimiz vardır. Üretim programlarımız, Talep Üretim Planlama Departmanı’ndan geliyor. Almış olduğumuz programları sistemimize girerek çok fazla çeşitte, gövde ve montaj hatlarında çok farklı araçlar üretiyoruz. Bizler, girmiş olduğumuz bu programlardaki araçların üretimlerini sırasıyla gerçekleştiriyoruz. Benim görev ve sorumluluklarıma gelirsek; şu an yaklaşık 25 Mühendis beyaz yakalı çalışanımız, 70 Ekip Liderimiz ve 1150 mavi yakalı Operatörümüzün olduğu bir alandan sorumluyum. Öncelikle; aracın gövdesini üretip, press atölyesinde basılmış olan sacların transferiyle birlikte, tam otomatik robotik hatlarımıza malzemelerimizi yüklüyoruz. Ardından robotların yardımıyla parça birleşimini gerçekleştirip, nihai ürünü yani bu atölyenin üretmesi gereken gövdeleri üretip, bir sonraki süreç olan Boyama Müdürlüğü’ne transfer ediyoruz.
08:30 - 18:30 arası çalışıyoruz. Üretim Yöneticileri olarak bizler, biraz daha erken gelmeye çalışıyoruz fabrikaya. Sabah geldiğimde direkt olarak atölyeye çıkıyorum. Kısa bir atölye turu attıktan sonra yerime gidip günü planlıyorum. Toplantılar yaparak üretim gidişatı gibi durumları kontrol ediyorum. Ayrıca Tofaş olarak sabah işe geldiğimizde çalışma ekibimize selam vermek en önemli değerlerimizden biridir. Ardından bir önceki günün kalite problemleri, verimlilik problemleri varsa iş güvenliği problemleri gibi durumları değerlendiriyoruz. Sonrasında rutin toplantılarımız başlıyor ve rutin toplantılarımızda kalite problemlerini konuştuğumuz günler oluyor. Üretim programlarında bir değişiklik veya ilave bir kaynak ihtiyacımız varsa bunları değerlendirip ileriye dönük planlamalar yapıyoruz.
Öncelikli olarak kayıplarımızı belirliyoruz. Hangi alanda kaybımız varsa, bu kayıpları elimine etmek ve doğru projeyi bulabilmek için doğru kayıplara yöneliyoruz. Kalite alanında kayıplarımız var ise kaliteyle ilgili projeler, Ergonomik İş Güvenliği ile ilgili risklerimiz varsa bunlar için projeler ve ayrıca verimlilik ile ilgili kayıpları engellemek için farklı projeler üretiyoruz. Bir projeye örnek vermek gerekirse; Robotik Hat’ta toplamda 14 robotla çalışan bir ekibimiz vardı. Bu robotların yörünge hareketlerini inceledik. Atmış olduğu bazı puntoları farklı robotlara kaydırabilir miyiz gibi soruları gözlemledik. Sonrasında gördük ki; robotların hareketlerini ve yörüngelerini değiştirerek, mevcut robotun yapmış olduğu işi, diğer robotlara dağıtabildiğimizi farkettik. Bu sayede bu robotun işini, hattın içindeki diğer robotlara dağıttık ve oradaki robotu hattı içerisinden çıkarttık. Bu robotumuzu da manuel istasyonlarımızda çalışanlarımızın yer yer ağır parçalar kaldırması gereken süreçlerde değerlendirip, robotlara bu işi yaptırarak çalışanlarımızın ergonomik problemlerini çözmüş olduk. Bu şekilde birçok alanda robotik projelerimiz oldu. Worldclass Manufacturing ile tanışmamız ve Tofaş’taki 2006 yılından ve robotik alanlarda ve otomasyondaki Know-How’ımızı arttırmamızdan önce bu işleri dışarıdan yabancı firmalar ile yapıyorduk. Fakat şu anda bütün robotik projelerimizi kendi iç kaynaklarımızla hem daha ucuz maliyetle hem de daha kısa sürede devreye alabiliyoruz.
Üretim Organizasyonu’nu inceleyecek olursak; Üretim Yöneticiliği, Mühendislik Yöneticiliği ve Bakım Yöneticiliği olarak üç temel fonksiyonumuz var. Her bir yöneticiliğin çalışma prensipleri altında, beyaz yaka olarak adlandırdığımız Mühendis personelimiz bulunuyor. Bu Mühendis personellerini Üretim Takım Lideri olarak adlandırıyoruz. Üretim Takım Liderleri altında ise eski deyimle usta başı diyebileceğimiz Yalın Ekip Liderleri var. Yalın Ekip Liderleri; liderliğini yaptığı ekibe, üretimde ihtiyacı olan konularda destek ve kalite problemlerinin çözümünden, onların yönetiminden sorumludur. Yalın ekiplerimiz ise; 8-10 kişilik gruplardan oluşmaktadır. Aslına baktığımızda, işin mutfağında olan ve gerçekten arabayı üreten arkadaşlarımızı düşündüğümüzde, şu an toplamda 1700 kişilik bir ekibimiz bulunmaktadır.
Bana göre Üretim alanı, kariyer fırsatları açısından en yoğun yerdir çünkü bizler Üretim’de Satın Alma, Ar-Ge, Kalite, Lojistik, IT, İnsan Kaynakları gibi birçok birimle iç içe çalışıyoruz ve bu sayede yaptığımız işin sorumluluğunu, önemli kritik noktalarını daha iyi öğrenmiş oluyoruz. Örneğin; Ar-Ge’de yeni bir ürün tasarlayıp devreye alıyoruz. Üretim’de belirli bir başarılı elde ettiğimizde ya da belli süreçlerde kendimizi geliştirdiğimiz zaman ürünü daha iyi tanıyoruz. Bu sayede ürüne değiyoruz. Ürüne dokunduğumuzda, bu dokunmanın avantajıyla, ürünün kritik noktalarını ve risklerini, çalışan açısından ergonomik kolaylıklarını ve birçok noktasını daha iyi anlayabiliyoruz.Bir sonraki projede yeni bir ürün tasarladığımızda ya da yeni ürün devreye aldığımızda Üretim’de kazanmış olduğumuz tecrübelerimizi çok daha kolay bir biçimde yeni ürüne uygulayabiliyoruz. Üretim’den Ar-Ge’ye geçen arkadaşlarımızla görüştüğümüzde ve onlardan aldığımız geri bildirimlere baktığımızda, direkt olarak Ar-Ge’de başlamış arkadaşlarımızla aralarında gerçekten bir tecrübe farkı olması ve üretime dokunmaları, onları kariyerlerinde bir adım daha öne taşıyor.
TOFAŞ her ne kadar bir Türk fabrikası olsa da dünyada 100’den fazla ülkeye üretim yapıyor. Aynı zamanda Fiat bünyesinde bir fabrikayız ve 2006 sonrasında WCM Worldclass Manufacturing yelpazesi ile birlikte çok daha fazla kariyer fırsatları oluşmaya başladı. Proje dönemlerinde Ar-Ge’de çalışan arkadaşlarımız İtalya Ar-Ge ile birlikte ortak çalışma yürütüyor. Bu çalışmalar gerek bizim üretmiş olduğumuz modeller için gerekse diğer Fiat fabrikalarının üreteceği modellere destek çalışmaları oluyor. Aynı şekilde Worldclass Manufucturing’te TOFAŞ’ın 2006 yılından bu güne kadar aldığı yol sayesinde Fiat’ın üç otomobil üretim fabrikasından biri olması gerekçesiyle çok ciddi bir söz sahibi olduk. Bu sayede üretmiş olduğumuz metodları Worldclass Manufucturing’e ve tüm dünyaya anlatır konuma geldik.
Yurtdışında görev aldığım dönemde iki yıl boyunca Brezilya’da yaşadım. Tabii ki farklı bir ülkede yaşıyorsunuz, farklı kültürleri görüyorsunuz, çalışma ekibinde farklı milletlerden insanlar oluyor. Bu durum size yeni yetkinlikler kazandırıyor. Davranışsal yetkinliklerin yanı sıra teknik olarak da çok fazla yeni bilgiler ve yeni kazanımlar elde ettim. Örneğin; benim gitmiş olduğum fabrika, yeşil alan dediğimiz Greenfield’da yeni kurulan bir fabrikaydı. İlk olarak görüşmeye gittiğimde ve projeyi bana anlattıklarında, bölgede çalıştığım alanı sadece bir şeker pancarı tarlası olarak gördüm. Bir yıl inşaatların yapılması, robotların kurulması ve hatların devreye alınması sürdü. Bir yılda da seri üretime geçti. Bu gözle baktığımızda, Greenfield’da yeşil alandan seri üretime gelme aşamasına kadar tüm safalarında, bütün teknik bölümlerinde ve o tüm süreçlerde çalışma imkanım oldu. Bu sayede teknik, davranışsal ve sosyal olarak her anlamda farklı kazanımlar elde ettim.
Teknoloji ilerledikçe otomotiv sektörü de gelişiyor. Farklı zaman aralıklarında müşteri talepleri de buna bağlı olarak değişiyor. Müşteri taleplerinin değişmesine bizler de ayak uydurmak zorundayız. Müşteri beklentilerinin zaman zaman kuşak farklılarından dolayı değişmesi ile birlikte müşterinin talepleride değişiyor. Genel olarak baktığımızda, güçlü bir Ar-Ge altyapısı olan otomotiv firmaları bu değişimlere ayak uydurduğu için çok daha kolay ayakta kalabiliyor. Bundan sonraki yıllarda da güçlü Ar-Ge altyapısı olan, müşteri beklentilerini daha iyi anlayıp buna göre ürün süren otomotiv firmalarının daha avantajlı ve bir adım önde olacağını düşünüyorum. Türkiye pazarına baktığımızda 2012 yılından 2016 yılına kadar çok fazla büyüyen bir otomotiv sektörü var. Bu büyümede de gerçekten Ar-Ge altyapısı güçlü olan firmaların bir adım daha öne çıktığı görüyoruz.
Üretim alanında çalışmak için öncelikli olarak; bütünsel bakış, paydaş mutluluğu, müşteri memnuniyeti, sonuç odaklılık, dinamik olmak ve sonuçlara gerçekten analitik düşünerek yaklaşmanız gerekir. Bir sorun olduğunda onu analiz etmeniz, öncelikli olarak hızlı bir şekilde geçici çözümleri, sonrasında da kalıcı önlemleri alarak problemin kökten çözülmesini sağlamanız gerekmektedir. Bu da en önemli noktalardan biri olan bizi sonuç odaklılığa taşır. Üretim hattında her 1 dakikada 1 araç üretiyoruz. Yani herhangi bir problemde yapmış olacağınız küçük bir hata ya da 5 dakikalık bir gecikme, size 5 tane aracın yanlış üretilmesine ya da ıskarta olmasına kadar gidebilecek problemlere neden olabilir.
Üretim‘in birçok zorluğu var. Ancak bu zorluklar sizlerin sistemlerinin güçlülüğüne, prosedürlerinizin ne kadar güçlü olduğuna ve prosedürleri ne kadar doğru uyguladığınıza bağlı olarak değişiyor. Üretim‘de dinamiklik her zaman her noktada değişebiliyor. Dişli çarkları düşündüğümüzde birçok çark var ve herhangi bir çarkın hareket etmesinde bir problem olması, herhangi bir yavaşlık, bir kalite problemi ya da çarkın orada olmaması direkt olarak Üretim‘de sizin karşınıza problem olarak geliyor. Buna bağlı olarak yaşamış olduğumuz problemlere ani reaksiyonlar göstermemiz en önemli ve en zor yanımızdır. Çünkü bu tarz dinamik problemleri yönetirken ister istemez baskı, stres yönetimi, zaman yönetimi ve sonuç odaklılık ön plana çıkan hususlar oluyor.
Aslında iki yönü var. Birincisi; gün sonunda eve gittiğimde şu duygu benim için çok önemli: Bugün biz 1500 adet araç ürettik. Bunu ben arkadaşlarımla veya ailemle konuştuğumda bile “Ya siz günde 1500 adet araç mı üretiyorsunuz?“ şeklinde sorular alıyorum. Ben Üretimci olarak diyorum ki: “Evet, ben bugün atölyemde 1500 adet araç ürettim. Diğer atölyede 1500 adet aracın montesini veya boya süreçlerini gerçekleştirdim.“Nihayetinde benim için en mutluluk veren ve haz duyduğum nokta budur. İkincisi; trafikte yolda araçlarımızı gördüğümüzde şunu söyleyebiliyoruz: “Biz bu araca dokunduk. Ben bu aracın gövdesinde, şu parçayı yaptım. Montajında farklı bir parçasını ben taktım. Bu aracın koltuğunu, tavanını ben boyadım,“ bunu söyleyebilmek Üretim‘in en çok haz veren yönlerinden biri.
Üretim her zaman işin mutfağıdır. İşin asıl yapıldığı yerdir ve sizler Üretim‘de çalıştığınızda ürünü daha iyi tanıma fırsatınız var ve üretimin sonrasında ise birçok alanda bu tecrübeniz ile birlikte çok daha kolay bir şekilde ileriye doğru yol alabilirsiniz.
Balıkesir Üniversitesi 1993 yılına kadar Uludağ Üniversitesi‘ne bağlı olarak Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi olarak devam eden, 1993 yılından sonra da kendi ismiyle kurulmuş bir üniversitedir. Akademisyen kadrosuna baktığımızda eski ve tecrübeli personelden oluşması sayesinde, ben birçok teknik bilgimi üniversite yıllarımda teorik olarak almıştım. Sonrasında bu teknik bilgiyi pratik ortamda değerlendirme şansım oldu. Balıkesir‘i genel olarak değerlendirecek olursak; Türkiye‘deki diğer şehirlere göre küçük bir şehir ama küçük şehir olmanın getirdiği ilave avantajlar da var. Örnek vermek gerekirse; İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere göre nispeten daha ucuz ve öğrencinin çok rahat yaşayabildiği, ulaşım imkanları çok fazla olan ve kalabalığın olmamasından dolayı rahat hareket edebildiğiniz bir şehir. Trafik problemini yaşamadığınız, yaz aylarında Edremit, Altınoluk, Ayvalık, Asos gibi ilçelerinin olduğu, öğrenciler için aslında çok da zor olmayan küçük tatiller yapabildiğiniz sempatik bir şehirdir.
Makine Mühendisliği‘nin iş imkanlarına baktığımızda, çok geniş bir yelpazesi olduğunu görüyoruz. Örneğin; birlikte okumuş olduğum arkadaşlarımdan ya da çevremden, diğer Makine Mühendisi arkadaşlara baktığımda; gıda sektöründe, otomotiv sektöründe, tekstil sektöründe, hatta ilaç sektöründe bile çalışan arkadaşlarım var.

Benzer Kişiler

Manufacturing Engineering Manager
Production Engineering Technical Planning Head of Section
Profilo Special Products Manager
Product Professional, Dishwashing
Production Systems Plastic Processes Expert
Technical Product Management Head of Section
Product Professional, Dishwashing
Production Systems Plastic Processes Expert
Production Engineering Technical Planning Head of Section