Kemal Özel
İnsan Kaynakları Müdürü
2011 yılından beri Microsoft şirketinde çalışıyor.
Ben Marmara Üniversitesi'nden Almanca İşletme Enformatiği bölümünden mezun oldum. Aslında bölüm oldukça teknik bir bölüm. Yani hem bilgisayar mühendisliğinin hem işletmenin karışık olduğu yer. Kod yazmanın bile olduğu bir bölüm, öyle düşünebilirsiniz. İnsan kaynakları ve kod yazmak ne alaka diyenler olacaktır şimdi. Hikaye biraz enteresan bir şekilde başladı. İlk olarak bir ilaç firmasında İnsan Kaynakları Sistemleri Uzmanı diyebileceğimiz bir görev altında çalışmaya başladım. Yaklaşık bir sene burada IT projeleri yaptım. Yani IT’nin HR’a dokunan kısımlarında çalıştım. Sonrasında da bu bir senenin sonrasına doğru, İnsan Kaynakları Direktörü beni insan kaynakları ekibine almak istedi. Ben de kabul ettim ve insan kaynaklarında çalışma maceram aslında orada başladı. İnsan Kaynakları İş Ortağı olarak çalıştım orada. Sonrasında askerlik dönüşü bir telekom operatöründe çalışmaya başladım. Yaklaşık iki buçuk sene de orada İnsan Kaynakları İş Ortağı olarak çalıştım. Sonrasında Microsoft macerası başladı. Burada yine iki sene İnsan Kaynakları İş Ortağı rolüyle ağırlıklı olarak satış ekipleri, servis ekipleri ve pazarlama ekiplerinden sorumlu olarak çalışmaya başladım. Son iki senedir de İnsan Kaynakları Müdürü olarak görev yapıyorum.
Şirketin gitmiş olduğu noktada şirketin vizyonu misyonu ve stratejileri doğrultusunda insan kaynakları ekibi olarak bizim ciddi bir sorumluluğumuz var. Neden derseniz hepimizin bildiği gibi aslında çalışanlar bir şirket için en değerli kaynaklar. Ondan dolayı bu kaynakları en iyi şekilde almak ve şirkete almış olduğumuz bu çalışanları en iyi şekilde eğitmek, onlara gerekli eğitimleri sağlamak, gelişimlerine katkıda bulunmak; yönetim ekibi ve yöneticilerin de yine aynı şekilde insanları eğitebilecekleri şekilde donanmalarını sağlamak ve sonrasında da bu insanları çok daha büyük rollere taşımak. Tabi bunları aslında şirketin gitmekte olduğu strateji ve vizyon doğrultusunda en iyi kaynağı bulundurma, onları yetiştirme ve şirkette çok iyi yerlere taşıma amacıyla yapıyoruz. Bunun için çok fazla, değişik uygulamalarımız var. İnsan kaynakları içerisinde işe alımdan tutun da yetenek yönetimine, ücret ve farklar yönetimine, organizasyonel gelişime kadar birçok farklı süreçler var. Tüm bu süreçlerin organizasyonunu ve insanlarla şirketin yararında yürütülmesi İnsan Kaynakları Müdürü’nün genel sorumlulukları olarak düşünebilirsiniz.
Neredeyse her zaman ofis içerisinde çalışıyoruz. Tabi biz Microsoft içerisinde sadece Türkiye’de değil globalde de esnek çalışmaya sahip bir şirketiz. Yani dışarıdan da çalışabiliyoruz, evden de çalışabiliyoruz. Onun için illaki benim ofise gelmem gerekmiyor. Ama ben kişisel olarak ofiste diğer arkadaşlarla beraber çalışmayı sevdiğim için her zaman ofise geliyorum. Bunun haricinde ofiste çok yoğunluklu şekilde toplantılarla geçiyor günüm. Yani baktığınız zaman 45 saatlik bir çalışma diliminin herhalde bir 35 saati toplantılar içerisinde geçiyordur. Tabi toplantılar içerisinde ağırlıklı olarak içeride yapmış olduğumuz ekip toplantıları var. Farklı ekiplerle, yöneticilerle, departman yöneticileriyle yapmış olduğumuz toplantılar var. Amerika’yla yada bizim Ortadoğu-Afrika bölgesindeki değişik ekiplerle yapmış olduğumuz görüşmelerimiz var. Bunların da yanında tabi ki mülakatlar var. Aslında Microsoft’a girmek için mülakat sürecinde olan adaylarla yapmış olduğumuz mülakatlar bunların içinde en büyük pay sahibi olanlar diye düşünebilirsiniz. Bunun yanında tabi ki günlük koşuşturma içerisinde çok fazla iş oluyor. Genelde sabah planladığım şeylere baktığım zaman çok farklı şeyleri yapıp, onların hala ajandada beklediğini görebiliyorum. Bu tabi ki Microsoft’un biraz hızlı yapısından kaynaklanıyor. Gerçekten çok planlı programlı şekilde ilerlediğiniz zaman her şeyi yapamayabiliyorsunuz. Biraz esnek ve adaptasyonunuzun yüksek olması gerekiyor. Özellikle gün içerisinde değişen ajandalara uymanız şart.
Öncelikle insan odaklı olmayı söyleyebiliriz. İnsanlar ile ilişki kurmayı, iletişim içerisinde bulunmayı sevmeyi söyleyebiliriz. Çünkü İnsan Kaynakları’nın hangi alanında olursanız olun, bir gününüz insan odaklı sorunlara problemlere çözüm bulmakla geçiyor. Onun için insanlarla iletişim içerisinde olmak, insanların problemlerine çözümler üretebilmek gerçekten olmazsa olmaz. Tabi bunun yanında İnsan Kaynakları’nın birçok farklı alanı var. Departman yöneticileri olsun, Genel Müdür Yardımcısı seviyesi olsun ve aynı zamanda aslında normal uzman seviyesinde çalışan kişilere kadar şirketin hemen hemen tamamıyla biz iletişim içerisindeyiz. Yani ben şu an Microsoft’ta çalışan insanların %99.9’unu tanıyorum, böyle de düşünebilirsiniz. Bu da tabi sürekli onlarla iletişim içerisinde olmaktan, onları tanımaktan sorunlarına çözümler üretmekten geçiyor. Bir yandan da iş birimlerine çok yakından çalışıyoruz. İş birimleri nasıl, ne gibi işlerle ilgileniyor diye inceleyip yakından çalışıyoruz. Tabi ki öncelikle en iyi yetenekleri, ihtiyaçları duydukları doğrultuda aslında bulabilmek için çalışıyoruz. Bunun için işe alım ekipleri ile çok yakından çalışıyoruz. Aynı zamanda da bölümler içerisinde özellikle organizasyonel anlamda birtakım yenilikler ve düzenlemeler yapılması gerekiyorsa bunları beraber planlıyoruz. Ondan dolayı da aslında insan kaynaklarında çalışan bir kişinin organizasyon anlamda da genel resmi görebilmesi ve analitik düşünebilmesi oldukça önemli. Aslında analitik düşünmek veya matematiksel zeka çok fazla insan kaynaklarında yer alan yetkinliklerden bir tanesi olmasa da, bence en önemli şeylerden bir tanesi. Özellikle son zamanlarda çok daha fazla artmış durumda bu. Şu an dünyada özellikle insan kaynakları alanında en çok konuşulan şeylerden bir tanesi HR metrikleri (HR-Analytics) konsepti. Bunun içerisinde sadece rapor, sadece kaç tane alım var, kaç tanesi kadın, kaç tanesi erkek gibi soru bakış açısından ziyade biraz ileriye dönük analizler çıkarabilecek ve bu anlamda da üst düzey yöneticilerimize değişik insan kaynakları faaliyetleri konusunda karar vermelerini rahatlatıcı, yol gösterici bir takım datalar, veriler sunabilmek. Hem bu datalara erişmek hem de bunu yorumlamak ve reaksiyona dönüştürmek insan kaynaklarının özellikle birkaç yıl içerisinde çok fazla odaklanacağı alanlardan bir tanesi olacak gibi gözüküyor. Bunun için de analitik düşünme insan kaynakları içerisinde de geçerli bir yetkinlik diye düşünüyorum.
İnsan Kaynakları aslında çalışan ve işveren arasında bir tampon vazifesi görüyor zaman zaman. Yani bir yanda işveren var, işverenden kastım aslında üst düzey yöneticilerimiz, ama bir yandan da tüm çalışanlar var. Aslında hepimiz, ben de dahil çalışanız sonuçta. Ama baktığınız zaman özellikle insanla alakalı problemlerde çok iki arada bir derede kaldığımız olabiliyor. Vermemiz gereken zor kararlar olabiliyor. İnsan Kaynakları genelde işten gönderen taraf olarak bilinir. Tabii ki böyle değil. İnsan Kaynakları burada belli bir pay sahibidir ama bunu esas yapan iş tarafıdır. Çünkü esas kararları onlar verirler ve biz biraz daha uygulayıcı roldeyiz. Ama duygusal anlamda ve birçoğunu da yakından tanıdığımız kişilerle yolları ayırmak gerçekten kolay bir iş değil. Bence benim İnsan Kaynakları Müdürü olarak en çok zorlandığım ve açıkçası çok da hoşlanmadığım şeylerden bir tanesi bu. İşin içinde insan olunca ister istemez belli duygular işin içine girebiliyor. Ne olursa olsun sonuçta bu kişiler bizim çok yakından çalıştığımız arkadaşlarımız. Buna benzer zor kararları kendilerine bildirmek, bunlarla ilgili reaksiyonları almak bence benim en zorlandığım yer.
Aslında İnsan Kaynakları’nda beni en çok motive eden şey insanlarla birebir çok fazla iletişim kuruyor olmak ve onların sorunlarına çözüm bulabilme imkanına sahip olmak. İnsan Kaynakları çok kritik organizasyon içerisinde. Özellikle üst yönetim ve Genel Müdür ile çok fazla iş yapıyoruz. En yakın çalıştığımız kişiler onlar. Üst düzeyle birebir çalışma imkânına sahip olmak ve onların insanlarla ilgili kararları almalarına destek veren bir konumda olmak benim için oldukça cazip bir şey. Bu iki faktör dışında İnsan Kaynakları alanına baktığımız zaman aslında birebir dokunabildiğiniz bir alan olduğunu görebiliyorsunuz. Yani tabii ki satış, pazarlama farklı. Kendilerine özel metrikleri var. Ama bizim etkimiz sayısal bir şey olmaktan ziyade aslında kişinin size teşekkür etmesi de olabiliyor. Ya da gerçekten uzun zamandır üstüne yatırım yaptığınız bir kişinin çok iyi pozisyonlara gitmesi de olabiliyor. Ya da özellikle Microsoft için söylersem, Türkiye'de yer alan yetenekli gördüğümüz ve ona yatırım yaptığınız bir kişinin farklı ekiplerde sorumluluklar alması, yöneticiliğe terfi etmesi ya da bölgeye gitmesi gibi gelişmeleri görmek insanı çok mutlu ve motive eden şeyler. Yani aslında insanların büyüdüğünü, bulundukları pozisyonlarda geliştiklerini görmek, buna birebir tanıklık etmek benim için bu alanda bulunmamın en önemli sebeplerinden bir tanesi.
Öncelikle aslında burada biraz da kendimize pay çıkartmak gerekiyor. Ben burada toplamış olduğumuz çalışan kalitesinin oldukça üst düzeyde olduğunu düşünüyorum. Yani gerek dışarıdan alırken, gerekse içeriden terfi yaparken gerçekten çok ince eleyip sık dokuyoruz. Bundan dolayı da içeride bulunan arkadaşlarımızın iyi birikim, deneyim ve en önemlisi de insani anlamda gerçekten oldukça iyi yerlerde olduklarını düşünüyorum. Aslında Microsoft’ta bu insanlarla beraber çalışmak benim için çok motive edici bir şey. İkincisi ise sektör. Bulunduğumuz sektör teknoloji sektörü. Teknoloji sektörü biliyorsunuz inanılmaz hızlı değişiyor, çok gelişiyor ve durağan bir sektör olmaması insana çok fazla şey öğretiyor. Sürekli farklı farklı ürünler, farklı farklı teknolojiler çıkıyor. Aslında teknoloji sektöründe bugünden ziyade geleceği konuşuyorsunuz. Böyle bir sektörde bulunmak ve bu sektörün en önemli iki üç oyuncusundan bir tanesi olmak benim için çok güzel bir imkan. 3. sebep de Microsoft’un vizyonu. Microsoft’un vizyonuna baktığınız zaman tüm gezegendeki gerek bireysel kişileri, gerekse kurumların en üst düzeyde performanslarını göstermelerini sağlamak. Bu kadar büyük bir vizyona sahip bir şirkette çalışmak ve bu uğurda gerçekten çalışıyor olmak bence inanılmaz motive edici, insanı inanılmaz güçlendirici bir şey. Bu saymış olduğum 3 sebepten dolayı da Microsoft’ta çalışmak benim için oldukça motıve edici bir şey.
Yeni mezun programında 18 aylık profesyonel çalışma süresini geçmemiş olan kişiler değerlendiriliyor. MACH programı içerisinde herhangi bir departman ayrımımız yok. Ama tabi ki iyi düzeyde İngilizce bilgisi şart. Zaten süreç içerisinde ilk aşamamız da bununla başlıyor. Kendilerine online İngilizce bir sınav gidiyor ve bu sınavı yapıyorlar. Burada iki şey ölçüyoruz; hem İngilizce hem de orada verilmiş olan caselere, arkadaşların vermiş olduğu sorulara göre bir başarı puanı çıkıyor. Bu başarı puanı tabi ki bizim için en önemli kriterlerden bir tanesi oluyor. MACH programına girmek çok kolay değil. Çünkü bu sınav sonrasında bir de değerlendirme merkezi yapıyoruz şirketimiz içerisinde. İki tip değerlendirme merkezi var; bir tanesini biz burada Türkiye’de yapıyoruz. Öncelikle buradaki kendi yöneticilerimiz ve insan kaynakları olarak kendi yürütmüş olduğumuz bir çalışma ardından en iyi adaylarımızı Ortadoğu-Afrika bölgesine gönderiyoruz. Aynı zamanda orada da tekrardan bir eleme süreci başlıyor. Ortadoğu-Afrika bölgesindeki üst düzey yöneticiler tüm adaylarla tek tek görüşüyorlar. Sonrasında oturup hangi adaylara teklif yapılacağını belirliyorlar. MBA-MACH ise biraz daha farklı. Daha deneyimli olan ama çok da deneyimli olmayan çalışanlara yönelik. Orada da adayın maksimum 7 yıllık bir profesyonel çalışma süresi olmasını bekliyoruz. Aynı zamanda da, yurt dışı veya Türkiye’de olması fark etmez, MBA bölümü mezuniyetinin üzerinden en fazla 6 ay geçmiş olması gerekiyor. Ne yazık ki bu iki şartı sağlamayan arkadaşları değerlendiremiyoruz. Ancak Türkiye’de şu an çok iyi MBA okulları var. Buralar bizim için en önemli yerlerden bir tanesi. Yetenek bulma anlamında yurt dışında da birçok üniversite ile de işbirliği yapıyoruz. Oradaki Türk öğrencileri Türkiye’ye geri dönmeleri için bir nevi ikna etmeye çalışıyoruz. Avrupa’da ya da Amerika’da MBA gören arkadaşlarımız orada kalmasın, beyin göçünü de bir nevi tersine çevirelim diye MBA-MACH programını değerlendiriyoruz.
MACH açılımı Microsoft Academy for College Hires diye geçiyor. Aslında Microsoft’un tüm globalde yaklaşık 10 yıldır uygulamış olduğu bir yeni yetenek çekme programı diye düşünebilirsiniz. İki tane ayrı alanı var bunun. Birincisi yeni mezunlara yönelik olan, ikincisi ise MBA’ini bitirmiş olan kişilere yönelik olan program. Bu da MBA-MACH ismiyle adlandırılıyor. Bunu global bir eğitim programı olarak da düşünebilirsiniz. Şu anda yeni yeni MACH programı içerisinde gelen üst düzey yöneticileri de görmeye başlıyoruz. Bu tabi ki MACH programının ne kadar verimli, ne kadar etkin bir program olduğunun da kanıtı. Onun için de bizler için son derece motive edici ve aynı zamanda sevindirici. MACH programı aslında 2 yıl içerisinde uygulanan bir program. İki yıllık süreç içerisinde özellikle ilk yıl arkadaşlarımız gerek Türkiye’de gerekse dünyanın farklı yerlerinde eğitimlere gidiyorlar. Tüm dünyada MACH alımları yapıldığı için aynı zamanda tüm MACH’ler ile birlikte eğitimlerini görüyorlar. MACH’ler içerisinde bir networking de oluşmuş oluyor. Kendi bulunmuş oldukları bir toplulukları var. MACH arkadaşlıklarını aslında bir nevi Erasmus arkadaşlığı gibi de düşünebilirsiniz. Oldukça eğlenceli eğitimlerin geçtiğini görüyoruz. Özellikle Türkiye’de yapılanları birebir gözlemleme şansımız oluyor. Hem eğitimleri hem de daha sonrasında yapılan eğlenceleri olan, gerçekten oldukça eğlendirici bir program. Ama tabi ki bu eğlenme periyodundan sonra işin daha ciddi bölümüne yani hem eğitimlere geçiyor iş. Arkadaşlarımız yaklaşık 2 aylık bir dönem içerisinde farklı ülkelerdeki farklı bir yöneticinin yanında bir nevi gölgeleme yapıyor. Onu gittiği her yerde izliyor, toplantılara giriyor, onunla beraber sunuma gidiyor. Böylece çok değerli bilgiler ve çok değerli deneyimler edinme imkanına sahip oluyorlar. Bu periyot bittikten sonra bu arkadaşlarımızla beraber oturup, hangi departmanlarda ve hangi pozisyonlarda çalışmak istediklerini konuşuyoruz. Zaten bu dönem içerisinde işe alımdan bu bölüme veya departmana yerleşinceye kadar sürekli kariyer danışmanlığı almış oldukları 2-3 kişi oluyor şirket içerisinde. Bu kişilerle beraber konuşup az çok kafalarında belli şeyleri netleştirmiş oluyorlar. Şirketteki o anki açık pozisyonlar ve arkadaşların beklentileri doğrultusunda, onları ilgili pozisyonlara yerleştiriyoruz. Sonrasında normal bir Microsoft çalışanı gibi çalışmaya devam ediyorlar. Ama tabi ki çalışmaya başladıktan sonra da bu 2 sene içerisinde eğitimleri sürekli şekilde oluyor. Çok ağırlıklı olarak global eğitimler oluyor. Ya da bunun yanında ek, uzaktan eğitim şeklinde vermiş olduğumuz eğitimler oluyor. Aynı zamanda onlara şirket içerisinde birer mentor atanıyor. O mentorlarla kendi kariyerleri üzerine, Microsoft’ta kendilerini nasıl geliştirebilirler, burada ne gibi gelişim imkanları var, kariyer anlamında, kişisel gelişim anlamında, iş anlamında etki alanını nasıl artırabilirler bunlar üzerine konuşabiliyorlar. MACH programını genel olarak böyle tanımlayabilirim.
Microsoft global anlamda yurt dışında çalışma imkanının en yüksek olduğu şirketlerden bir tanesi. Microsoft şu an yaklaşık 190 ülkede faaliyet gösteriyor ve 120 bin çalışanı var. Devasa bir organizasyondan bahsediyoruz. Neredeyse dünyanın tüm ülkelerinde olan bir organizasyondan bahsediyoruz. Onun için de, Microsoft’ta gideceğiniz yerin ve elde edebileceğiniz kariyerin aslında sınırı, limiti yok. Bu limiti çalışanlar olarak bizler koyuyoruz. İtalya’da çalışmak istersen İtalya’daki pozisyona başvurabilirsin, İngiltere’de çalışmak istersen İngiltere’deki pozisyona başvurabilirsin. Bunun herhangi bir sınırı yok dediğim gibi. Microsoft içerisinde özellikle son birkaç yıla baktığımız zaman, gerçekten onlarca kişi Amerika’ya gitti. Yine çok yüksek oranda kişi Dubai’de görevlendirildi. İstanbul’daki bölgesel rollere geçen de birçok arkadaşımız oldu. Baktığınız zaman aslında Microsoft içerisinde farklı farklı ülkelerde farklı farklı pozisyonlarda çalışmak mümkün ve şu ana kadar bunun çok fazla sayıda örneğini verdik. En son eski Genel Müdür'ümüz şu an İngiltere’ye transfer oldu. Aslında Genel Müdür düzeyinde bile geçişlerin olması, uzman düzeyinde geçişlerin çok çok daha rahat olabileceğinin bir göstergesi.
Öncelikle mutlaka bir yerde bu alanda staj yapsınlar. Böylece hem İnsan Kaynakları’nın farklı alanlarını görme imkanları olur, hem de gerçekten hangi alanda çalışmak istediklerini az çok netleştirmiş olurlar. Çünkü işe alım, farklı yetkinlikler gerektiriyor. Ücretlendirme farklı yetkinlikler, beklentiler gerektiriyor. Öncelikle buna karar verebilecekleri bir deneyim edinmeleri çok önemli. Sonrasında ise gitmek istedikleri alan ile ilgili kendilerini geliştirmeleri gerektiriyor. İşe alımsa eğer, özellikle işe alım yapan danışmanlık firmalarından başlayabilirler. Çünkü danışmanlık firmaları özellikle yeni mezun işe alımları yapabiliyorlar. İnsan Kaynakları’nın farklı alanları ile ilgili çalışmayı düşünüyorlarsa bunla ilgili de özellikle hem global firmaların hem Türk firmalarının yeni mezun programları içerisinde yer almalarını kendilerine tavsiye ederim. Genelde bu tip programlar farklı farklı eğitimlerle geliştiriciliği anlamında çok üst düzeyde oluyorlar. Bunlarda sadece İnsan Kaynakları alanında değil, aslında topyekün şirketin gitmiş olduğu alan ile ilgili, içinde bulunmuş olduğu sektörle ilgili veya farklı sosyal yetkinliklerle ilgili eğitim alma imkanına sahip oluyorlar. Bunları mutlaka değerlendirsinler. Oralardan İnsan Kaynakları alanına geçiş yapma imkanı da çok daha fazla olabilir.
Bence mülakatlarda değil de aslında mülakatların öncesinde bir şeylere dikkat etmeleri gerekiyor. Mülakatlarda ve CV’lerinde yazabilecek şeyleri gerçekte yapmış olmaları gerekiyor. Birçok yeni mezun arkadaşımızla oturup konuştuğumuz zaman görüyoruz ki, ne yazık ki üniversite yaşantıları boyunca üniversite haricinde çok da fazla bir şey yapmıyorlar. Staj yapmamışlar bir yerlerde, ya da farklı sosyal sorumluluk projelerinde çalışmamışlar. Yani kendi kişisel gelişimleriyle ilgili çok fazla şey yapmadıklarına şahit oluyoruz. Gerçekten bu oldukça üzüyor beni kişisel olarak. Şu an her şey şu anki gençlerin ellerinin altında, bir tıkla bir çok şeye ulaşabiliyorlar. Kendilerini geliştirebilecekleri, değer katabilecekleri birçok olanak mevcut. Ancak ne yazık ki öğrenci arkadaşlarımızın bunları yeterli derecede kullanmıyor olduklarını görüyorum. Tabii ki bazıları da tam tersine inanılmaz şeyler yapmış. Bakıyorsunuz 20 yaşında adam ama yapmış olduğu şeylere baktığımız zaman bu kadar yıla bunları nasıl sığdırdığını anlayamayabiliyorsunuz. Onun içinde mutlaka mülakattan ve CV’den evvel buraya gelinceye mutlaka, her bulacakları zamanı staj programları ile veya kendilerini geliştirebilecekleri farklı konularda değerlendirmeleri gerekiyor. Mesela İngilizce kursuna gitsinler, gitar kursuna gitsinler, sosyal sorumluluk projelerinde yer alsınlar. Farklı derneklere gidip, orada birtakım insanlarla işbirliği içerisinde olsunlar. Kendilerini büyütsünler. Gerçekten de yarın öbür gün bir mülakat sürecine geldikleri zaman hem CV’lerine yazabilecekleri, hem mülakatta anlatabilecekleri doneleri olsun ellerinde. Genelde böyle şeyleri olmayan insanlarda mülakat hemen, 10 dakikada bitiyor. Çünkü bir şey soruyorsunuz ve arkadaşımızın onunla ilgili verebileceği bir örneği olmuyor ne yazık ki. Öyle olunca da zaten 10-15 dakika içerisinde biten bir mülakatın, tahmin edersiniz, çok olumlu olmadığını söylememe gerek yok herhalde. Onun için orada yazabilecekleri şeyleri bugünden, şu an üniversite birinci ikinci sınıfta olan arkadaşlar için özellikle söylüyorum, mutlaka ki doldurmaya çalışsınlar. Her anlarını doldurmaya çalışsınlar. Tabi ki öğrenciliklerini yaşasınlar, gençliklerini yaşasınlar; ona bir şey demiyorum. Ama onun haricinde arta kalan zamanlarında mutlaka kendileri için değer yaratabilecek bir şeyler oluşturmaya çalışsınlar. Sonrasında da mülakata geldiklerinde CV’lerinin iyi ve açık bir şekilde düzenlenmiş olduğuna emin olmaları lazım. Ayrıca gerçekten yapmış oldukları şeyleri oraya yazmış olmaları gerekiyor. Çünkü deneyimli, özellikli bir mülakatçıysanız az çok oynayabiliyorsunuz. Gerçekten doğruları mı söylüyor yoksa biraz şişirilmiş, abartılmış şeylerden mi bahsediyor bunları anlayabiliyorsunuz. Onun için herkese, özellikle genç arkadaşlara tavsiyem gerçekten ne yapmışlarsa onu yazsınlar. Yapmadıkları, bilmedikleri bir şey varsa dürüstçe yapmadım desinler. Bu dürüstlükleri onlara çok fazla şey kazandıracak. Aynı zamanda bilmemekten ziyade öğrenmemek ayıp derler ya, gerçekten böyle. Öğrendikleri şeyleri gerçekten kendilerine katmaya çalıştıklarını ve bu konuda da hevesli olduklarını görmek, bizler için şu ana kadar yapmış olduğu şeylerin çok daha ötesinde oluyor.
Microsoft’un öğrenci arkadaşlara ve yeni mezunlara yönelik birçok farklı programı var. Bunlardan öncelikle “Talent Explorer” staj programımızdan bahsedebilirim belki. Bu staj programı yaklaşık 11 aylık bizim çok önem verdiğimiz bir program. Çünkü yeni mezun programımız olan MACH (Microsoft Academy for College Hires) programına direkt kaynak teşkil eden bir program. Şu ana kadar çok sayıda eski Talent Explorer stajyeri olan arkadaşımızı MACH programı çerçevesinde şirketimizin full time kadrolarına geçirme imkanına eriştik. MACH programı, bir yeni mezun programı olarak öğrenci arkadaşlarımızın çok ilgilerini çekebilecek bir program. Bir diğeri MSP (Microsoft Student Partner) programımız. Bu, Microsoft’un üniversitelerdeki gönüllü marka temsilcileri olma imkanına sahip olmayı ifade ediyor. Bu da oldukça önem verdiğimiz programlardan bir tanesi. Bunun yanında her yılın Ağustos ayında yapmış olduğumuz ve “Yaz Okulu” ismini verdiğimiz, özellikle de teknik bölümlerdeki arkadaşlarımıza yönelik bir program var. Arkadaşların ofisimize gelip burada bir ay boyunca farklı eğitimler, programlar içerisinde yer alıp, kendilerini teknik anlamda geliştirebildikleri ve sonrasında da Microsoft odaklı hem staj hem iş olanaklarına sahip olabilecekleri programlar. Bu programlar açıldığında birçoğu zaten Microsoft’un kariyer sitesi üzerinden yayınlanıyor. Aynı zamanda Microsoft Kampüs Facebook hesaplarında da tüm bu programların başvuru linkleri ve detaylı bilgileri oluyor. Arkadaşlarımızın buralara abone olup, orada ilgili pozisyonlar veya programlar açıldığı zaman başvuru yapmalarını tavsiye ederim.

Benzer Kişiler

Chief Innovation Officer
Human Resources Vice President, NAMET & RUB
İnsan Kaynakları Direktörü
Human Resources Director
İnsan Kaynakları Direktörü
Çalışan Etkinlikleri Müdürü
İnsan Kaynakları Birim Müdürü
İşe Alım Müdür Yardımcısı
Talent Acquisition & Development Leader