Hande Karamanoğlu Orhan
İletişim Grup Müdürü
2012 yılından beri Avon şirketinde çalışıyor.
Avon diğer markalara göre sosyal sorumluluk konusunda biraz daha hassas. Çünkü biz zaten neredeyse ana işi sosyal sorumluluk olan bir şirketiz. Biz kadınların kadınlar için çalıştığı bir şirketiz. Kadınlardan aldığını kadınlara geri veren bir şirket. Avon’un iş yapısında; iç organizasyonundan dış dünyaya, dış dünya ile ilişkilerinden kazanç modeline kadar her şeyde kadınları güçlendirme misyonu var. Biz, “Avon güzelliğe değer katar.” diyoruz. Neden? Çünkü; Avon’dan aldığınız her güzellik ürününün arka tarafında güçlenen bir kadın, meme kanseri ile savaşına destek olunan bir kadın, belki aile içi şiddete karşı sesini yükseltmekte bir adım daha öne çıkabilen bir kadın var. Dolayısıyla aldığımız her ürünün arkasında kadını güçlendirme misyonu var. Bu yüzden biz diyoruz ki “Güzelliğe değer katar.”. İşte bu aslında bütün entegre sosyal sorumluluk Iletişimimizin ana yapı taşı. Bunun altında farklı kategorilerimiz var. 20 yıldan fazla süredir kadınların en büyük düşmanı olan meme kanseriyle savaşmakta ve mücadele etmekte onlara destek veriyoruz. Her yıl milyonlarca TL’lik fon topluyoruz. O fonu doğrudan tedaviye, bilinçlenmeye veya tarama yöntemleri ile kadınlarımızı güçlendirmeye ayırarak değerlendiriyoruz. Bir yandan geçen sene, aile içi şiddete karşı sesimizi yükseltmek için başlattığımız bir projemiz var. Maalesef bu Türkiye'de çok ciddi, hassasiyet ve titizlikle eğinilmesi gereken bir bir sorun. Türk kadınlarına, şiddete karşı gerektiği zaman nasıl sesini yükseltebilecekleri konusunda bilinçlendirmek için eğitimler veriyoruz. Bir yandan da her gün kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmalarına, kadınların birleşmelerine, kadınların ayakları üzerinde durmalarına katkı sağlayan bir iş yapıyoruz. Dolayısıyla Avon'da çalışan herkes aslında kurumsal vatandaşlık ve sosyal sorumluluk adına ilk günden itibaren çok donanımlı bir iş yapıyor.

Diğer Cevapları

Avon için uzun bir yolun mutlu sonu diyebilirim. Ben İletişim Fakültesi mezunuyum. Galatasaray Lisesi sonrası Fransa'da 4 senelik iletişimle ilgili bir eğitimden sonra Türkiye'ye gelip reklamcı olmak istiyordum. Ama zamanı gelince şunu fark ediyoruz; üniversitede öğrenilen şeylerle gerçek hayatta işe başlayayım dediğinde ihtiyaç duyduğun bilgiler aynı şeyler olmuyor. Mesela ben neresinden başlayacağımı biraz araştırıp, kurslara katılıp, biraz ek dersler alıp sonra bir reklam ajansında çalışmaya başladım. Ondan sonra çok keyifli, dört buçuk senelik bir askerlik dönemim var. Ajansta çalışan herkes bilir; ajansı biraz askerlik gibidir. Çok çalıştığın, az para kazandığın ama çok şey öğrendiğin, birçok markaya dokunabildiğin, birçok farklı disiplini görebildiğin bir alan. Ajans döneminden sonra artık kurumsal bir yerlere geçmeniz gerektiği hissiyatına kapılıyorsunuz. O dönemde de ben bankacılık sektörüyle başladım. Dört buçuk beş sene bankacılık sektöründe iletişimin farklı alanlarında deneyimlerim oldu. İç iletişim, PR iletişimi, stratejik iletişim altında toplanmış biraz daha farklı stakeholderlarla nasıl iletişim yapılır konusunda kafa patlattığınız, biraz daha entegre bir iletişim departmanı içerisinde bulunmuşluğum var. Etkinlik yönetimi deneyimim var. Böyle bu kadar gri mavi ciddi bir bankacılık dünyasından sonra da 2012 yılının sonunda Avon'a katılıp; kredileri mevzuatları vesaire bir kenara bıraktım. En son rujlar, parfümler ve makyaj malzemelerine geçtiğim, mutlu sonla biten bir kariyerim var.
Entegre bir iletişim yapısındayız biz. Avon’un özellikle yeni dünyada farklı ihtiyaçlarla şirketlerin geldiği noktaya çok paralel giden bir iletişim anlayışı var. Artık iletişim demek, farklı farklı audiencelara farklı şeyler yapmak değil; artık bir şirketin belli bir ses tonu, belli bir konuşacağı dili, belli bir mesajı olması demek. Biz iletişim departmanında çok farklı disiplinleri bir araya toplayarak bu entegre yapıyı tutturduk. Benim ve ekibimin görev tanımları arasında dış iletişimle Avon'un birebir iletişimini yönetmek; içeride temsilcilerimiz ve çalışanlarımızla olan iç iletişimimizi yönetmek; bir yandan reklam stratejimizi, reklam tarafındaki yatırımlarımızı, Avon'a daha fazla kadını katabilmek amacıyla yaptığımız iletişimi yönetmek. Bir taraftan da bizim çok ana işimiz içerisinde olan sosyal sorumluluk projelerini yönetmek ve onların birebir başında durmak, onların her geçen gün daha ileri seviyeye gelmesi için çaba sarf etmek. Ayrıca da iletişimin önemli bir bacağı olan ve yakın zamanda da giderek gelişen etkinlik yönetimi tarafımız var. Farklı mecralarda Avon adına yapılan bütün iletişimleri koordine eden bir ekibimiz var.
Avon çok genç bir ekip. Avon'da çalışanların büyük çoğunluğu aslında yeni jenerasyondan oluşuyor. Dolayısıyla çok dinamik ve çok enerji katan bir ekibimiz var. Biraz da kadınlar ağırlıkta tabi. Hani “The Company for Women” dendiğinde bunun altında bir şey yatıyor. Gerçekten bol kadının çalıştığı ve bundan da gurur duyan bir şirketiz.
Avon, çalıştığın her gün önünde iyi bir şey yaptığını hissettiğin bir şirket. Bu, çok az şirkette bulunur. Eski banka deneyimlerime dayanarak Avon; ürüne bu kadar dokunabildiğiniz, ürün sonunda ürünü alan kişinin gözündeki sevinci görebildiğiniz, bu ürünü satan kişinin o parayla hayatının değişebildiğini gördüğünüz pek az şanslı şirketten biri. Dolayısıyla kadınlar için çalışmak, kadınlar için güzel bir şey yapmak, her rakamın ve her bilançonun arkasında aslında mutlu bir sürü kadın olduğunu bilmek beni her sabah işe koşa koşa getiren en önemli şey.
Bir kere çok yönlü düşünmeyi becerebilmek. Hep başka bir bakış açısı aramak. Önünüze konan ürün ya da önünüze konulan konu ne olursa olsun, sizden onu birine anlatmanız bekleniyor. Aslında ürün kendi kendine kadar anlatıyorsa sizin farklı bir açıdan, o kişinin gözünden bakıp o ürüne neden ihtiyacı olduğunu anlatmanız gerekiyor. Böyle baktığımızda kendinizi birçok farklı kişi yerine koyabilmeniz gerekiyor. Çok farklı noktalardan o ürüne bakabilmeniz gerekiyor. O ürünü sadece bir tek şey aldırıyorsa o şey nedir, onu bulabilmeniz gerekiyor. Aslında iletişim biraz pazarlamanın içerisinden çıkmış, pazarlamanın ihtiyaçlarından doğmuş bir meslek dalı. Dolayısıyla pazarlamayı çok iyi bilmeniz gerekiyor. Hedef kitleyi çok iyi tanımanız, dolayısıyla meraklı olmanız gerekiyor. Bu üniversitede okuyarak veya kitap okuyarak öğrenilen bir şey değil. O ruju alacak kadın kim? Ya da o arabayı alacak adam kim? Neden o arabayı almak istiyor? Sürekli o kadının peşinde koşmanız, anlamaya çalışmanız gerekiyor. Biraz meraklı ve sabırlı olmanız gerekiyor. Çünkü çok hızlı etki alabildiğiniz şeyler değil. Bir uzaya ateş atıyorsunuz, bekliyorsunuz o geri gelecek diye. Yeterince inançlı beklerseniz ve doğru şeyler yaparsanız geri geliyor. Sabırlı olmanız gerekiyor. Bence biraz da eğlenceli kişiler olmalılar. Eğlenerek çalışmak iletişimde çok önemli. Ne kadar ciddi bir iş yapıyor olsak, ne kadar diğer tüm fonksiyonlar kadar önemli performans ölçümlemelerimiz, önemli hedeflerimiz olsa da eğlenerek yapmadığınız hiçbir iş mükemmel olmaz. Dolayısıyla ekip ve eğlenmek çok önemli.

Benzer Kişiler