Ferhat Doğan
Product Information Solutions Head of Section (IT)
2010 yılından beri BSH şirketinde çalışıyor.
BSH hikayem aslında 2010 Eylül ayında Ürün Bilgi Sistemleri’nde işe başlamamla başladı. Yaklaşık bir sene kadar Ürün Bilgi Sistemleri’nde IT Sorumlusu olarak çalıştım. 1.5 sene kadar sonra da IT Uzmanı unvanını aldım. Takip eden bir sene sonunda da Alan Yöneticisi olarak çalışmaya devam ettim. BSH öncesinde de yine dayanıklı tüketim malları üreten bir şirkette SAP tarafında çalışıyordum. Ondan sonra da Çin kökenli bir telefon firmasında yine Yazılım Uzmanı olarak çalıştım.

Diğer Cevapları

Ürettiğimiz ürünlerin fiyatlama ve lojistik tarafını bir tarafa bırakırsak; resimlerini, videolarını, pazarlama metinlerini ya da kullanım kılavuzları ve bunların çevirileri gibi verilerin oluşturup son kullanıcılara ve son sistemlere aktarıldığı platformlar bütününü Ürün Bilgi Sistemleri olarak adlandırabiliriz. Mesela, en çok bildiğimiz, bir ürün aldığımızda her zaman hepimizin karşısına çıkan büyük büyük kullanım kılavuzları var. Bu kılavuzların hepsi öncelikle İngilizce ya da Almanca olarak tek bir dilde yazılıyor. Sonrasında bunların, hangi ülkelere satılıyorsa, bütün bu ülkeler için çevrilmesi gerekiyor. Ve tabi ki bu çeviriler yapılırken de bağlı kalınması gereken kurumsal kurallar var. Aslında bunların hepsinde kullanıcılara bir şekilde onları yönlendiren sistemler sunmamız gerekiyor. Mesela bu kullanım kılavuzlarını kullanıcıların, yani fabrikadaki yazıcı arkadaşların, girebilmesi için bir sistem sağlıyoruz. Bu bizim sistemlerimizden biri. Ki bu arkadaşlar belirli standartlar dahilinde bütün BSH’nın kullanım kılavuzlarını yazabiliyorlar. Başka bir örnek; global kimlikten yansıyan bir şey olarak ürün bilgilerini toparladıktan bunların sonra yaklaşık 70-80 farklı dil veya dil varyasyonuna çevrilmesi gerekiyor. Çeviri işleri de takdir edersiniz ki bizim açımızdan çok zaman alan ve aslında biraz da birbirini tekrar eden işler oluyor. Bunun için de mesela BSH kendi sistemini kullanıyor. Bütün çeviriler belli bir sisteme giriliyor ve oradan tekrar çeviri ajanslarına gidiyor. Bu noktada tekrar tekrar çevirilerin yapılması engelleniyor. Daha önce çeviri yapılmış bir şey varsa bunun tekrar çevrilmesine gerek kalmamış oluyor. Bunun sonucunda maddi anlamda bir kazanç sağlamış oluyoruz. Başka bir örnek vermem gerekirse; bizim ürünlerin ajanslardan gelen resimleri çok yüksek çözünürlüklü, özel çalışılmış resimler oluyor. Bunların internet ortamında görüntülenebilmesi, kullanıcıların kolayca açabilmesi için düşük görüntü formatlarına çevrilmesi gerekiyor. Bu resimlerin hepsi farklı sitelerde de görüntülendiği için jpg, png gibi çok farklı formatlarda ve farklı çözünürlüklerde tekrar tekrar işlenip farklı sistemlere aktarılması gerekiyor. Bunu yapan ayrı bir sistemimiz var mesela. Bunların dışında bütün derlenen, toplanan ürün bilgilerinin dış sistemlere aktarılması için web servisler ya da çeşitli arayüzler sunduğumuz ayrı bir sistemimiz var. Bu sistemin de aslında bizim internet üzerindeki web sitelerimize bilgi akışını sağlayan, çeşitli bayilerimizde kurulu olan bilgi sistemlerine bilgi akışını sağlayan ara yüzleri mevcut. Bu sistemin geliştirilmesi gerekiyor.
Bir günümüz aslında genelde telefon, video ve toplantılar şeklinde geçiyor. BSH’daki diğer birçok departman gibi biz de global olarak çalışıyoruz. Global olarak çalıştığımız için genelde bir konuyla ilgili herkesi, her zaman, aynı masa etrafında toplamak çok mümkün olamıyor. Bu nedenle saat farklarını da göze alarak çok önceden bir planlama yapmamız gerekiyor. Böyle olunca da tahmin edersiniz ki takvimimiz hızlı bir şekilde doluyor. Bunu göze önüne aldığımız zaman, zamanın çoğunluğunda toplantı yapıyoruz. Akabinde de iş takibi yapmakla geçiyor biraz. İş takibinden kastım da şu; bazı ürünleri biz kendi bünyemizde geliştiriyoruz, bazı ürünleri de dış kaynak kullanımıyla yönetiyoruz. Bunların takibini de yapmak bizim üstümüze düşüyor.
Aslında yaptığımız iş, görev üstlenirken sorumluluklara bağlı olarak kimi zaman teknik bir alt yapı birikimini gerektiriyor, kimi zaman da çoğunlukla planlama becerileri gerektiriyor. Bu bağlamda bu iki temel öğeyi harmanlamaya çalışıyoruz diyebilirim aslında. Yani kime göre derseniz de sadece şunu söyleyebilirim belki; biraz düzenli bir çalışma disiplini gerektiriyor. Bunu net olarak söyleyebilirim. Bunun haricinde, bahsettiğim kendi bünyemizde geliştirdiğimiz ürünler için genelde teknik alt yapı ön plana çıkarken, dış kaynak kullanımıyla yönettiğimiz ürünlerimizde ise daha çok bizim planlama yeteneklerimizi ön plana çıkarmamız gerekiyor.
İşin zor yanları konusunda sanırım iletişim konusunu en başa koyabiliriz. Yani global bir referans ile çalıştığımız için farklı kültürlerden farklı yaklaşımları olan birçok insanı bir araya getirip daha sonra belli plan terminleri dahilinde işler yapmamız gerekiyor. Belki işin en zor yanı bu diyebilirim. Bir diğer zor tarafı da aslında yaptığımız işteki çeşitlilik. Şu anda bahsettiğim dış kaynakları saymazsak 6 kişi Almanya’da 9 kişi Türkiye’de 1 kişi Çin’de. 10-11 farklı tipte veri işleyen IT platformunu yürütmeye çalışıyoruz bu şekilde. Bu da tabi bizim işimize ayrı bir karmaşıklık katıyor.
Motivasyon konusu aslında biraz farklı bir konu. Motive olmak için herkesin kendine göre sebepleri olabiliyor. Benimki biraz aslında BSH’daki farklılıklar. Çalışan insanların, yapılan işlerin farklılıkları; farklı kültürler, farklı yerlere gitmek. Bunların aslında hepsi işimize karmaşıklık katıyor. Ama motive de ediyor bir yandan. Bir de şöyle bir boyutu var aslında; BSH’da biz sadece kriz yönetimi değil, zaman yönetimi de yapabiliyoruz. Bu da bizim aslında iş ve özel hayat dengemizi düzgün bir şekilde kurabilmemize imkan sağlıyor.
IT’deki birçok departman gibi biz de matriks bir organizasyon yapısına sahibiz. Yani iş tanımlarımızın, görev tanımlarımızın büyük bir kısmı Almanya’daki yönetimcimizin ve oradaki iş birimlerinin istekleri doğrultusunda oluşturuluyor. Organizasyon olarak da Türkiye’deki yöneticimizle beraber çalışıyoruz. BSH’da genel olarak yatay bir hiyerarşimiz var. Alan Yöneticiliği, Müdürlük ve Direktörlük olarak basamaklarımız mevcut. Kariyer olarak en büyük artı bence şirketin çalışanlarının kendini geliştirmesine imkan tanıması. Gerek teknik eğitimler gerekse bizim IK eğitimleri dediğimiz kişinin liderlik, süreç yönetimi gibi yetkinliklerini arttırabilmesi için sağlanan eğitimler var. Bunlara katılım bir şekilde sağlanıyor. Bu da kişinin kendini geliştirmesi için fırsatlar doğuruyor. Buna ek olarak BSH aslında güçlü olarak büyüyen bir organizasyon. Bu sayede birçok insanın karşısına farklı fırsatlar çıkıyor ve bunları değerlendirme imkanı da olabiliyor.
Bana göre BSH aslında çalışanını dinleyen, değer veren bir çok uluslu şirket. Tabi bu uzun yıllar sonucu oluşmuş ve Alman kültüründen de etkilenerek oluşturulmuş olan süreçler dahilinde yapılıyor. Hani BSH değişimleri bir solukta değil de, daha çok kendi süreçlerine uydurarak yapıyor. Uyum kelimesi aslında BSH içinde ayrı da bir önem arz ediyor. Bizim uyum kuralları dediğimiz çok net bir şekilde tanımlanmış etik kurallarımız var. Ve bütün çalışanların da bunlara büyük bir katılıkla uyması bekleniyor. Bunun haricinde aslında bu bağlamda konuşursak BSH uluslararası tecrübe edinmek isteyen, düzenli, disiplinli, planlı çalışmayı seven ve farklı kültürde insanlarla çalışmaktan zevk alacak insanların daha mutlu olacağı bir şirket diyebilirim.
En önemli tavsiye belki daha okurken mezun olduktan sonra çalışacakları piyasa koşullarını aslında biraz olsun öğrenmeye çalışmaları. Bu şekilde hani “Hangi şirketler beklentilerini karşılayabiliyor, nasıl kültürler var, yerli şirketlerle yabancı kaynaklı şirketlerin arasındaki kültür farklılıkları neler?” gibi hususları aslında biraz vakit ayırıp tanımaya çalışmaları gerekiyor. Bu şekilde kendilerine bir hedef belirleyebilirlerse aslında kendilerini nasıl geliştirmeleri gerektikleri konusunda fikir sahibi oluyorlar. Önlerinde çalışacakları bir ajandaları oluşmuş oluyor. Bunu yapmak için de yine BSH’nın da yapıyor olduğu kariyer günleri, ya da proje öğrenciliği programları gibi şeylere katılarak şirketler hakkında çok fazla bilgi edinebileceklerini düşünüyorum. Bu konuda sizin platformunuzun da çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Başka bir tavsiyem de biraz daha sabırlı olunması aslında. Sabırlı olmaktan kastım da şu; tabi ki herkesin şartları kendisine göre değişecektir ama mezun olduktan sonra bir an önce bir işe girme düşüncesiyle değil de kendileri için daha uygun olacağını düşündükleri bir iş aramak için kendilerine vakit ayırırlarsa daha iyi olacağını düşünüyorum. Keza işe girdikten sonra da o şirketin dinamiklerini anlamak için şirkete biraz zaman tanımaları gerekiyor. Hemen, fevri bir şekilde hareket etmemek gerekiyor. Bu anlamda biraz daha sabırlı olmak gerekiyor diye düşünüyorum.
Proje öğrenciliği aslında genelde İK’nın yürüttüğü bir süreç. Biz sürece sadece proje öğrencileri ile beraber çalışılan işlerin belirlenmesi noktasında giriyoruz. Bu noktada bizimle beraber çalışmaya başlayan proje öğrencilerimizle normal bir iş mülakatı gibi bir mülakat da yapıyoruz. Nelere ilgileri var, ne tarz işlerde çalışmak istiyorlar bunları anlamaya çalışıyoruz. Ve bizim pozisyonlarımızdaki uygunluk durumuna göre benzer uygun adayları seçip, uygun işler vermeye çalışıyoruz. Şu an bizim kendi grubumuzda da çalışan bir proje öğrencimiz var. Bu proje öğrencimize, grupta çalışan herhangi birisi gibi yine terminleri olan, belirli kontak kişileriyle iletişim kurması gereken her türlü normal bir çalışanmış gibi görevler veriyoruz. Mevcut akan projelerin hepsine dahil olma ve şirketi de tanıma şansı bulmuş oluyorlar esasında. Seçim sürecinde de dediğim gibi İK’dan destek alıyoruz.

Benzer Kişiler

Windows ve Cihazlar İş Grubu Yöneticisi
Android Developer
User Experience Designer
Teknik Müşteri Yöneticisi
Head of Advertising Technologies
Optimizasyon Mühendisi
Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı
Xbox Kategori Müdürü
Software Operations Coordinator