Elif Gökbike Köseli
Ege Üniversitesi, Tıp, 2015 mezunu.
Doğduğumdan beri Denizli’de yaşıyorum. Çocukluğumdan beri çevremde ameliyat olması gerekenlerin Ege’den randevu almaya çalıştığına, Ege’de muayene olmak için uğraştığına şahit oldum. Ben ÖSS’ye hazırlanırken tıp yazmayı hiç düşünmemiştim, ancak puanım istediğim bölüme yetmeyince tıp yazmaya karar verdim. Ege bölgesinde oturanlar bilir, Ege Üniversitesi bu bölgede ciddi bir sağlık sorununda akla gelen ilk yerdir. Tıp yazmaya karar verince puanımın tuttuğu yerler arasında en iyisinin Ege olacağına karar verdim. Tabi İzmir’in güzel bir şehir olması ve Denizli’ye yakınlığı da etken oldu.

Bir de neden Ege Tıp sorusunun cevabını öğrenciden değil bizzat dekandan duymak isterseniz de geçen sene yaptığı bir konuşma, okulda yeni başlayan Araştırmacı Eğitim Programı’nı, Simüle Hasta Eğitimlerini, staj sistemini vs. anlatmış. http://goo.gl/4rKRw
Genelde fen lisesinden mezun olanlar ya tıp yazar ya da mühendislik. Benim istediğim üniversitenin mühendislik bölümleri tutmuyordu. Sınava tekrar girmek de gözümde büyüdüğü için tıp yazmaya karar verdim.
Pek çok tıp fakültesinde olduğu gibi Ege Tıp’da kapasitesinin üstünde bir kontenjanla öğrenci almaktadır. Dönemler çok kalabalıktır ancak laboratuvar dersleri çok iyi organize edilmiştir ve size bu yoğunluğu hissettirmez. Laboratuvar olanakları oldukça iyidir. (Hatta pek çok öğrencinin kadavra sayısının çokluğuyla övündüğüne şahit olabilirsiniz.)

Ayrıca bir çok tıp öğrencisinden duyduğunuz haftalarca çalışıp yine de geçememe olayı Ege’de yoktur. Çalıştığınız zaman mutlaka karşılığını alırsınız. Sistem öğrencinin işini zorlaştırmaz. Tıp eğitimi çok zor bir süreçtir, çok yoğundur, çok fazla şey öğrenmeniz, ezberlemeniz gerekir ancak ben Ege’de bu sürecin iyi sistematize edildiğini düşünüyorum. Başka hiç bir tıp fakültesinde olmayan Entegre Blok sistemi vardır. Her dönem 3-4 bloktan oluşur ve geçtiğiniz bloktan tekrar sorumlu olmazsınız. Her blokta 2-3 ara sınav olursunuz, bu her ay sınav olacağınız anlamına gelir ancak bu ara sınavlarda genelde derslerde vurgulanan yerlerden çıkar. Finaller testtir, ilk sene 1 hafta çalışmanın yeterli olduğu bu sınavlar, sınıf geçtikçe zorlaşmaya başlar. Laboratuvar derslerini takip ederseniz uygulama sınavları çok zorlamaz, bir gün önceki demosunda sınav hakkında az çok fikir sahibi olursunuz. Ayrıca bu demolarda bilen sınıf arkadaşlarınıza anlattırarak neyin ne olduğunu öğrenebilirsiniz, herkes bu konuda çok heveslidir ve kimse sizi geri çevirmez. Fotokopi piyasayı kendini aşmıştır, çok iyi ders notları, geçmiş yılların soruları, preperat resimleri gibi materyalleri bulabilirsiniz. Bazı okullardan duyduğum not saklama olayına da hiç şahit olmadım, öğrenciler genelde notlarını fotokopicilere bırakırlar. Önemsiz bir ayrıntı gibi görünse de sınav haftalarında hayat kurtarıcı olabilir.

Okulun 56 senelik bir geçmişi vardır. Hocaların çoğu Ege mezunudur. Bu yüzden Ege’nin tıp eğitiminde kendi ekolünü yarattığını düşünüyorum. Ayrıca okula geldiğiniz günden itibaren çok sık “Ege Tıp Ailesi” terimini duyarsınız, bu da pek çok şeyi anlatmakta sanırım.

Hocalara her daim soru sorabilirsiniz, odasına gidebilirsiniz, mail atabilirsiniz kimse sizi terslemez ve çoğunlukla yardımcı olurlar. Ayrıca Özel Çalışma Modülü denen küçük seçmeli dersler vardır, bunlar da öğretim üyeleriyle birebir ilişki kurmanızı sağlar. Forum sitesi üzerinden şikayetlerinizi birebir dekanla tartışabilirsiniz, çok yoğun olduğu dönemler dışında cevap yazar. Sınavlardan sonra geri bildirim formları dağıtırlar ve bu formlara yazdıklarınızı (çok ütopik olmadıktan sonra) her zaman dikkate alırlar ve çözüm üretirler. Sistem bu işinize gelirse demezler.

Sabah amfi derslerinde yoklama alınmaz, gereksiz bulduğunuz derse gitmeyebilirsiniz. Hatta ilk 3 sene hiç gitmeseniz bile olur kimse sizi sormaz, ancak sınavlarda sadece derslerde anlatılan yerlerden soru çıkar.

Ayrıca diğer tıp fakültelerinden en büyük farkı kampüsle yan yana olmasıdır. Bu da çevrede okul çıkışı takılabileceğiniz pek çok kafe olması anlamına gelir. Küçükpark’ı anlatmaya gerek yok zaten. Ayrıca İzmir güzeldir, güvenlidir, öğrenci için ucuzdur, aşırı kalabalık, trafik vs. yoktur. Sınav sonrası Alsancak’ta sabahlayabilirsiniz, başınıza (çoğunlukla) bir şey gelmez. İki günde tamamını gezip sonra sıkılabilirsiniz o ayrı tabi. İstanbul’dan sonra en ideal öğrenci şehridir bence. Yurt olanakları iyidir. Öğrenci köyü biraz pahalıdır ama görüp görebileceğiniz en rahat yurttur.

En sevdiğim olmasa bile aklıma gelen olumlu yanları bunlar.
Senede 3 kere Gelişim Sınavı adı altında bir sınav olursunuz. 6 seneyi kapsar, her dönem kendi içinde çan eğrisiyle değerlendirilir, not ortalamanıza çok az etki eder ama çoğunlukla düşürür. İlk 2 sene için bence gereksizdir, çoğunlukla sallayarak cevaplarsınız zaten.

Her sene 3 bloktan oluştuğu için tatilleriniz hiç bir zaman memleketinizdeki arkadaşlarınızla çakışmaz. Siz tatildeyken onların finalleri olur, onlar tatildeyken sizin derslerinizin en yoğun dönemi olur.

Yaz tatilleri gittikçe kısalır. İlk sene 3 ay yaparsınız sonra 2 sonra 1 derken son sene 1 hafta yaparsanız şükredersiniz.

Ayrıca son senenin çok yoğun geçtiğini, internlerin TUS’a hazırlanmakta zorlandığını duydum ancak henüz o aşamayı yaşamadığım için yorum yapamıyorum.
Evet, okulumu seviyorum.

Benzer Kişiler