Duygu Sarısu
Manufacturing Engineering Manager
2002 yılından beri BSH şirketinde çalışıyor.
BSH’dayım çünkü BSH’da her geçen gün yeni bir zorluk, yeni bir “Evet, bunun sonunda bir başarı hikayesi çıkar.” dediğim olaylarla geçiyor. Her zaman yeni fikirlerimiz var. Bu aslında bizim stabil bir şekilde sürekli sabahtan akşama aynı şeyleri yapmamamızı sağlıyor. Dolayısıyla ben BSH’da her gün bir öncekine göre yol aldığımı hissedebiliyorum. Kendime katma değer sağladığımı, bunu yaparken aslında çevreme de katma değer sağladığımı görüyorum. Pozitif bir çalışma ortamında olduğumuzu düşünüyorum. Ekibim ve ben bu pozitif çalışma ortamını yayabildiğimizi hissediyorum. Motiveyiz. Dolayısıyla pozitif enerjiyle çalışıyoruz. Aynı zamanda BSH bize kendimizi geliştirme şansını da veriyor. Kariyer havuzlarımızda arkadaşlarımız farklı güçlü yanlarını geliştirme şanslarını buluyorlar. Dolayısıyla BSH’da her çalışan çok kıymetli bir değer ve çeşitliliğe değer veriyoruz. Dolayısıyla BSH’da tek düze çalışanlar beklemiyoruz. Bazı çalışanlarımız teknik alanda iyiyken, bazılarının ikna gücü daha iyi, bazıları sosyal olarak biraz daha zayıfken yaptığı işe en derinlemesine hakim olan arkadaşlarım. Dolayısıyla BSH bu çeşitliliği seviyor. BSH uluslararası çeşitliliği seviyor ve destekliyor. Uluslararası bir ortamda oluyor olmak bana her zaman heyecan verdi. Dünyada bir numaralı tedarikçilerle ve çözüm ortaklarıyla çalışıyor olmak beni her zaman motive etti. Çünkü sektörün nabzını tutan uluslararası ve Türkiye’deki çok iyi firmalarla bir arada çalışma şansımız var. Uzun dönemli bakış açısına sahibiz. 1 sene sonrası değil, belki 5-6 sene sonrası. Şu anda 2020’yi planlıyoruz. Bakabiliyor olmak bana tat veriyor, zevk veriyor. Bir şeyleri değiştirebiliyor olmak, insanları da beraberine katabiliyor olmak beni hala BSH’da tutuyor.

Diğer Cevapları

BSH’da hikayem Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği’ni bitirdikten sonra 2002 yılında başladı. Ekonomik krizin olduğu bir dönemde tüm gençler gibi önüme çıkan, ön plandaki bütün şirketlerin ilanlarına başvururken BSH’dan bir görüşme talebi aldım. O görüşme talebine istinaden Çerkezköy’e geldim. Çerkezköy’e gelmek ilk etapta moralimi bozmuştu. Ankara’da ODTÜ’de okuduktan sonra ilk başta “Neden Çerkezköy? Benim burada ne işim var? Neyse bir görüşeyim.” dedim. Daha sonra içeriye girdiğimde üretimin dinamizmini gördüm, akışın hızlılığını, tempoyu. Ve görüşme yaptığım yöneticim benim için büyük bir şanstı. Vizyonumu açabildi. Bana bir yön verebildi ve iş bana çok ilgi çekici geldi. “Peki o zaman, başlayalım.” dedim. Teknik Planlama olarak başlayıp, daha sonra Üretim Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği görevlerinde bulundum. Bölümüm Elektrik Elektronik Mühendisliği’ydi. O yüzden ilk önce test cihazları, onların programlanması, sistem tasarlanması üzerine çalıştıktan sonra; olay daha çok planlama kapsamını genişletip, imalat planlaması çerçevesine geldi. Ondan sonra dediğim gibi Üretim Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği ve arada 3 senelik bir yurt dışı tecrübesi oldu. BSH’ın piyasaya sunacağı yeni bir platform projesinde, ilk önce Berlin’de oturarak İspanya için çalıştım. Daha sonra da Türkiye projesinin konseptini hazırlayıp, devreye alımı için Türkiye’ye geri döndüm. Son 3 senedir Türkiye’de İmalat Mühendisliği Müdürü olarak devam ediyorum.
BSH’da yurt dışı opsiyonları oldukça fazla. Çünkü BSH global bakış açısıyla büyüme yönünde strateji üretiyor. Üretim networkümüz global bir network. Yıkama, kurutma, pişirme bütün alanlarda fabrikaların birbiri içinde sağlam bir network kurması, üretim standartlarının yerleştirilmesi, kurulması, bilgi ve çözümlerin paylaşılması üzerine ciddi oranda yoğunlaşıyor. O yüzden aslında BSH’da olup da ben yurt dışına kapalıyım demek dahi mümkün değil. Burada gelişebilmek, var olabilmek, önümüze bakabilmek için sürekli olarak uluslararası bir ortamda devam diyoruz. Dolayısıyla gençler şöyle düşünebilirler: eğer BSH’da bir kariyere başlamayı düşünüyorlarsa öncelikle process bilgilerini, kurumsal kültürü aldıktan sonra bu bilgi ve tecrübeleri yurt dışında diğer fabrikalarda paylaşacakları güzel şansları mutlaka doğacaktır.
Her şeyden önce fabrika içindeki ön üretim processleri, montaj processleri ve verimlilik analizi üzerine 3 farklı grubumuz var. Ön üretim processlerinde pressler, kazan enjeksiyon, boyahane gibi kimyasal processler; montajda ise otomasyon sistemleri üzerine yoğunlaşıyoruz. Biz verimlilik analizinde bütün fabrikanın, işletmenin karlılık bakış açısıyla imalat processlerine bakan gözüyüz aslında. Yani biraz daha maiyetleri göz önüne alarak, imalat processlerini o çerçevede inceliyoruz. Potansiyeller arıyoruz. İmalatta maliyetlerimizi azaltmak için, daha verimli olmak için potansiyeller peşindeyiz sürekli. Ana yaptığımız işler, devizyonun ileriye yönelik stratejilerinde piyasaya sürmek istediği yeni ürünler için üretilebilirlik analizi yapmak. Şöyle düşünün; Ar-Ge departmanı diyor ki: “Benim yeni bir ürün fikrim var ve bu ürün temelde şu özelliklere sahip olacak.”. O aşamada bizler o özelliklere sahip bir ürünün bu fabrikad,a bu hatlarda, bu presslerde, bu kalıplarla üretilebilirliği üzerine inceleme çalışması yapıyoruz. Eğer mevcut imkanlarla mümkün değilse yeni kalıplar, yeni pressler, yeni üretim hatları tasarlıyoruz. Bunları yerleşim planı üzerine yerleştirerek malzeme akışını, process akışını planlıyoruz ve bunu hayata geçiriyoruz. Yani İmalat Mühendislği Bölümü’nde sadece planlayıp kağıt üzerinde konsept hazırlamıyoruz; aynı zamanda üretimin içinde olup, gerçekten bunu mavi yakalılarla buluşturup, arızalardan arınmış yüksek verimlilikle çalışan, aynı zamanda iş güvenliği seviyesi yüksek olan makine ve ekipmanları devreye alıyoruz. Amacımız şirketimizin üretim hedeflerini, kalite hedeflerini, yakalamak. Bunları yakalamak için gerekli alt yapı ve processleri hazır etmek. Ondan sonrası için zaten çok güçlü bir ekibimiz var. Ekibimiz gerisini hallediyor.
Burada bizim özellikle üniversitelerle birlikte yaptığımız çalışmalar var. Temelde bunlar ham maddedeki arayışlarımız. Daha uygun maliyetli ama dayanıklı olan malzeme arayışlarımız var. Aynı zamanda üniversitelerle yaptığımız ürün geliştirme projeleri var. Sürekli müşteri için daha iyi hijyen sağlayan, enerji verimliliği daha yüksek olan ve, günümüzün öncelikleri zaman biliyorsunuz hepimiz zamanla yarışıyoruz, daha hızlı, daha kaliteli yıkama sonuçları alabileceğimiz ürünler üzerinde kafa yoruyoruz. Bununla ilgili geliştirme bölümümüz var. Bizler de bunun hayata geçmesi için neler gerekli onlara çalışıyoruz.
Öncelikle karar alırken bu işi sevmek gerekiyor. Yoğun bir tempoda buradaki çevrim süremiz çok kısa. Şöyle söyleyeyim 10 saniye civarında bir çevrim süresinden bahsediyoruz. Her 10 saniyede, bir müşteriye bir çamaşır makinesi üretmekten ve bunun yüksek kalitede olmasını garanti altına almaktan bahsediyoruz. Evet strese dayanıklı olmak gerekiyor. Ancak bunu negatif olarak görmesin gençlerimiz. Bu bütün iş alanında böyle. Burada önemli olan bir şeyleri değiştiriyor olmaktan tat almak. Akışa yön veriyor olmanın insana mutluluk vermesi. Çalışkan olmaları gerekiyor ve pes etmemek gerekiyor. Hiçbir yerde “galiba olmayacak” demememiz gerekiyor. Özellikle imalat mühendisliği kısmında. Çünkü ortada bir ürün var ve bunun müşteriye ulaşması gerekiyor. Ancak bu gereklilikler insanların güncel hayatındaki bazı konfor alanlarını etkileyebilir. Biliyorsunuz değişmeyi herkes sevmez. Değişmek kolay bir şey değildir. O yüzden imalat mühendisliğinde proje liderlerinin bu değişime karşı olan ön yargıyı yenip, insanları değişimin neden gerekli olduğunu yönünde ikna edebilmesi ve bunu yaparken bundan zevk alıyor olması lazım.
Her seviyeden çalışanla muhatap doğru anlamda olmamız gerekiyor. Onları bizim hedeflerimize yönelik motive edebiliyor olmamız gerekiyor. Bahsettiğim şey hatta çalışan montaj operatörlerimiz, teknisyenlerimiz. Aynı zamanda imalat mühendisliğinde biz, çözüm ortaklarımızla çalışıyoruz. Yani teknik makine, ekipman, kalıp tasarımcısı ve direk kalıp imalatı yapan firmalarla çalışıyoruz. Dolayısıyla her seviyedeki teknik ekiple iş birliği ve ortaklarımızla aynın dilden konuşabilecek, konuyu sonuca yönlendirebilecek arkadaşlara ihtiyacımız var. İşimizin zorluğu bu aslında. Her zaman çatışmayı yönetiyoruz. Herkesin farklı öncelikli var. Ve bu farklı önceliklerin içerisinde ortada ulaşmak istediğimiz bir sonuç var. Dolayısıyla işimizin zorluğu hedefe yönlenmek, çatışmayı yönetmek ve sonuçta verimli sonuçlar ortaya çıkarmak.
10-20 yıl sonra beyaz eşya sektöründe gördüğümüz vizyon için kendimizi hazırlıyoruz. Öncelikle çeşitlilik. Yani müşterilerimizin sahip olmak istediği ürün çeşitliliğini sağlayabiliyor olmamız lazım. Bu esnekliği processlerimizde hazırlıyor olmamız lazım. Dolayısıyla müşteri talepleri dalgalanabilir, çeşitlenebilir. Bu dalgalanma ve çeşitlenmeye cevap verecek esnekliği imalat processlerimize sağlamak istiyoruz. Müşterimiz yeşil, pembe, kırmızı çamaşır makinesi isteyebilir. 15 dakika uzun gelebilir. Gerçekten 7 dakikada hijyen sağlamak isteyebilirler. Bütün bu önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde olabilecek talepleri karşılamak için uğraşıyoruz. Kesinlikle bence 10-20 yıl içerisinde daha fazla elektronik ve uzaktan erişime yöneleceğiz. Belki uzaktan erişimle buzdolabımızı çalıştırmak, çamaşır makinesinde ilgili programı seçmek, ya da çamaşır makinemizin herhangi bir opsiyonunu smart phoneumuzdan anında yükleyebilmek isteyebileceğiz. Bunlara hazırlanıyoruz. Olabildiğince çabuk olup, tedarik süreçlerini kısaltmaya yoğunlaşıyoruz. Müşteriye zamanında, onların istediği hızda ve istediği çeşitlilikte cevap verebilmek için çalışıyoruz. Bu arada tabi pazardaki rekabet devam ediyor. Bu rekabetin daha da kızışacağını biliyoruz. Dolayısıyla her zaman dediğim gibi, o maliyet gözlüklerini hiçbir zaman çıkarmadan rekabetçi pozisyonumuzu koruyarak bunları yapmaya çalışıyoruz.
Yatırım planlama, bir işletmenin önümüzdeki yol haritasına göre beklenen hedeflerinin dikkate alınarak bütün ihtiyaçlarının detaylı bir şekilde incelenmesidir. Bunun içinde kapasiteler, çalışanlara yönelik ihtiyaçlar var. Hepsinin gözden geçirilmesi. Yeni ürüne yönelik dizayn ihtiyaçlarının belirlenerek, bu ihtiyaçlara göre makine, ekipman, kalıp, belki de bina, belki de inşaat, belki de laboratuvar… Bunların detaylı bir şekilde ihtiyaca, talebe göre planlanması ve hedefe yönelik yıllara göre ayrılmasıdır.
BSH’daki bir günümde öncelikli olarak imalatta olmaya çalışıyorum. Yani sabah gelir gelmez ilk iş aşağıda kısa bir tur atıyorum. Montaj hattındaki hem operatörlerimize, hem teknik ekibe, atölyedeki arkadaşlara bir merhaba demeye çalışıyorum. Bunu normal günlerimde mutlaka yapmaya çalışıyorum. Eğer çok özel bir workshopım ya da farklı bir şey yoksa bunu bu şekilde yapmaya çalışıyorum. Daha sonra montaj ve ekip toplantılarımız var. Ekip toplantılarımıza katılıyoruz. Bir önceki günün performans değerlerini, hem çıktı olarak hem kalite değerleri olarak yaşanan sıkıntıları, sorunları, plansız, olağan gelişmeleri yakalayıp not alıyoruz. Sonra bunları yoğunlaşmamız gereken kısımlara göre önceliklendiriyoruz. Ben ilgili kaynakları ilgili noktalara yönlendiriyorum. Çünkü önceliğimiz her şeyden önce üretimin planlanan kalitede devamlılığı. Daha sonra genellikle toplantılarımız oluyor. Bu toplantılar aslında bizim azaltmak istediğimiz bir şey. Toplantıları verimli ve kısa yapmaya, hedefe yönlenmeye çalışıyoruz. Ancak bazen çalıştay tadında giden toplantılarımız da oluyor. Hep beraber bir araya gelip, “Hadi şimdi bu konuda bizler ne yapıyoruz? Önceliklerimiz neler?” dediğimiz toplantılarımız oluyor. Yoğunlukla ekiple iç içeyiz. Hep beraber çalışıyoruz ve herhangi bir makine, bir ekipman ya da ileriye yönelik bir plan gibi özel bir konudan bahsederken hemen yerine inip, hemen yerinde processe gidip, yerinde incelemeler yapıyoruz. Gerçekten orada hayatın nasıl gittiğini öğrenmeye çalışıyoruz. Çünkü işi yapan, o an hisseden arkadaşın geri bildirimleri, processle ilgili verdiği şeyler her şeyden daha önemli. Onları yolluyoruz, ekibi topluyoruz. Yani evet, bütün günüm üretim, toplantılar ve ekip içinde yaptığımız çalışmalarla geçiyor.
Her şeyden önce ben özellikle bayan mühendislerimizin çok daha fazla motive ve istekli olmalarını bekliyorum. Çünkü BSH çapında söylemem gerekirse, BSH inanılmaz toleranslı ve yol gösterici, eğitici anlamda destekliyor bayan mühendisleri. Ben kulak koruyucularımla, üzerimde önlüğümle ön üretim sahasında bin tonluk bir pressin yanına gittiğimde, bu bütün mavi yakalardan takdir topluyor. Ve inanın size çok daha fazla yardım ediyorlar. Bunun amacı sizin çok daha fazla yardıma ihtiyacınız olması değil. Sizin kendinizi o ortamda güvenli hissetmeniz. BSH, o ortamda güvenilir ve kendinizden emin olmanız için bütün koşulları sağlıyor. Bunu tüm fabrikalarımız için söyleyebilirim. Mavi yakalılar çok fazla yardım ediyor, destek oluyor. Aynı zamanda kendinizi özel, önemli ve ayrıcalıklı hissediyorsunuz. Bu ayrıcalık sizin duygusal zekanızı daha güzel kullanmanızdan geliyor. İnsanları yanınıza çok daha kolay alabiliyorsunuz. Yardım isterken diğer beyefendiler biraz daha zorlanırken bayanlar duygusal zekalarını kullanıp, doğru noktalardan, insanları doğru yerlerinden yakalayıp amaca yönlendirme konusunda daha başarılı oluyorlar. Hassaslığıyla çalışması ve motivasyonuna verdiği önemle kesinlikle fark yaratıyorlar. Çünkü biliyorsunuz bayan üretkendir. Sadece iş yerinde değil, ailesinde, evinde üretkendir, daima yenilikler yaratır. İş yerinde de ciddi bir fark yaratıyor. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kendi mesleklerini yapsınlar genç bayan mühendisler. Ve BSH, bunu yapmak için en uygun yer.
Öncelikle saygı görmek önemli olan. Benim için kişisel şahsıma duyulan saygı önemlidir. Yaptığım işin çerçevesi bellidir. Bunu hissetmek isteyenler BSH’ı düşünsünler. Kurumsal bir firmadır. Kurumsal bir firmanın çalışanlar için izdüşümü aslında tam dediğimdir. Çalışanın yaptığı işle ilgili kendisini nasıl hissettiği, verimli görüp görmediği, yaptığı işten tat alıp almadığı, yaptığı işe yenilikler katmak farklı bir adım, farklı bir pencere açmak isteyip istemediği. Eğer açmak istiyorsa BSH buna önem verip bunu dinler. Bu yüzden kişinin aynı zamanda değişime açık olması lazım. Yani insanlar eğer değişime açıklarsa BSH bu kültürü destekleyecek. Çünkü BSH’ın da bu yönde ihtiyacı var. Uluslararası değişime açık BSH. Dolayısıyla BSH kültürü, çeşitliliği ve uluslararası değişimi destekliyor. Tabi bir de çok çalışkanlarsa. Şunu söyleyeyim: evet, yoğunluğumuz var. Ancak yoğunluktan ve başarmaktan, “Hadi, şimdi bir sonraki gelsin.” demekten zevk alan arkadaşlar eminim mutlu olacaklardır.
Ben İstanbul Atatürk Fen Lisesi mezunuyum. Dolayısıyla Fen Lisesi’nde daha çok matematik, fizik yoğunluklu ve gerçekten laboratuvar ortamlarımızın olduğu güzel ortamlarda bulunmaa şanslarını yakaladım. Bu ortamlar bizi matematiğe, fiziğe, mühendisliğe doğru hep motive etti, ilgimi çekti. Her zaman bir şeyler keşfetmek ve bir şeyleri, bazı kompleksiteleri, zorlukları aştıktan sonra basitleştiriyor olmak. Yani zorluktan basite doğru gidiyor olmak. Bir mühendislik bakış açısıyla gelişimi takip etmek, yakalamak her zaman ilgi çekici geldi. ODTÜ okul olarak önemliydi. Elektrik Elektronik Mühendisliği’nde ise bir şeyler yaratır olmak, farklılık katmak ve geleceğe yönelik dizaynlarda bir parça olmak tat veriyordu bana. Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde çip dizayn ettik. Farklı fonksiyonları yapan küçük otomasyonlar gerçekleştirdik. Proje çalışmalarımız, robotik çalışmalarımız oldu. Bunların hepsi tat veriyordu. Çünkü yoktan bir şeyleri planlamak, dizayn etmek, hatalarıyla da yüzleşmek. Yani başarmak kolay değildi hiçbir zaman. Hataları düzelterek ve pes etmeden sonuca doğru gidebiliyor olmak çok şey kattı. Elektrik Elektronik Mühendisliği ODTÜ’de zor bir bölümdür. Aynı zamanda kendi içinde müthiş zevk veren bir bölümdür. Çünkü pratikte deneyebileceğiniz laboratuvar ortamlarımız çok fazladır. Bilgi paylaşımı yapabileceğiniz kişiler hem kadro olarak, hem de öğrenci ekibi olarak çok güçlü ve sağlamdır. Dolayısıyla ODTÜ bana ne kattı diyorsanız öncelikle sanırım pes etmemeyi yani “Evet, illa ki bunun bir çözümü vardır.” diye düşünmeyi. Çalışkan olmak ve o analitik düşünce dediğimiz sihirli sözcüğü. Bunu klişe olarak almasın gençlerimiz. Gerçekten karmaşık ve yoğun, ve birçok faktörün içinde olduğu durumları olabildiğince basitleştirerek o kapıyı aralamak. Ben bunu ODTÜ Elektrik Elektronik’ten aldığımı düşünüyorum. Bunun önemli katkısı olduğunu düşünüyorum.
Farklı disiplinlerin bir araya gelmesini sağlamak çok işimize geliyor. Yani Elektrik Elektronik’in teorik alt yapısı ve o dizaynla birleşen kısmıyla, Makine’nin biraz daha konstrüksiyon tarafından az daha ağır işleyen ama orada da ince mantığı götüren bakış açısını birleştirmek. Bir de Endüstri Mühendisleri’mizin bütüne yönelik fikirlerini almak. Onlar biraz daha bizim önümüzü açıyor, görüş açımızı genişletiyorlar. Almak hepimizin çok işine geliyor. Dolayısıyla İmalat Mühendislği’nde hem Elektrik Elektronik Mühendisleri’ne, hem Makine Mühendisleri’ne hem de Endüstri Mühendisleri’nin bakış açılarına yoğunlukla ihtiyacımız var.
Öğrencilere yoğunluklu tavsiyem üniversite yıllarında ellerine geçen her küçük fırsatı mutlaka değerlendirmeleri. Bu küçük fırsatlardan kastım, imalat sahasında bulunabilecekleri ufak tefek projeler de olsa bu projelerde mutlaka yer almaları. BSH’da bizim bitirme projesi programımız var. Dolayısıyla üniversiteden öğrencilerimizle beraber onların bitirme projelerini yapıyoruz. Bu tarz şansları mutlaka yakalayıp, endüstrinin içinde olabildiğince fazla bulunmaya çalışmalarını tavsiye ediyorum. Sektördeki konferanslar, insan kaynakları zirvelerine zaman olduğu kadar katılmaları gerek. Bu tarz olaylarda bulunmak önceliğimiz olmasa da bunlar inanılmaz bir fark ve farkındalık katıyor. Benim önerim endüstriye bir tarafından, az da olsa, küçük bir penceresinden de olsa girmeye çalışmak. Çünkü o bir sonraki adımlar için büyük bir farkındalık yaratıyor. Ve başlangıç noktasını değiştiriyor diye düşünüyorum.

Benzer Kişiler

Technical Product Management Head of Section
Product Professional, Dishwashing
Production Systems Plastic Processes Expert
Profilo Special Products Manager
Production Engineering Technical Planning Head of Section
Product Professional, Dishwashing
Production Systems Plastic Processes Expert
Production Engineering Technical Planning Head of Section