Deniz Kafkas
İnsan Kaynakları Birim Müdürü
2008 yılından beri Perfetti Van Melle şirketinde çalışıyor.
İnsan Kaynakları Departmanı’nda çalışmak için öncelikle işi çok sevmek gerekir. Bunun için de işi çok sevmekle beraber organizasyonu ve çalışanları da çok sevebilmek gerekir. Sevebilmek diyorum çünkü en başında böyle bir duyguyla başlamıyorsunuz çalışmaya. Sonrasında eğer o kurumu, o kurumun çalışanlarını sevmezseniz orada çalışmak gerçekten zorlayıcı bir süreç haline gelecektir. Bu öncelikli diyebilirim aslında. Bunun yanı sıra İK’da çalışmak, çok iyi bir iletişimci olmayı beraberinde getirir. Günümüz için en öncelikli öğelerden bir tanesi kuşakları yönetmektir. Siz burada öncülük yapmalısınız ki organizasyon bu kuşaklar arası iletişimde başarılı bir şekilde ilerleyebilsin. Bunun yanı sıra adil olunmalıdır. Çünkü yaptığınız her uygulamayla aslında bunu yaymaya çalışırsınız. Her bir çalışana eşit uzaklıkta ve en doğru şekilde destek vermeye çalışırken bu çok önemli ve kıymetlidir. Bunun yanı sıra analitik olunmalıdır. En efektif programları, en efektif sistemleri organizasyona getirebilmek için her bir açıdan değerlendirebilmeli ve doğru kararları alabilmelidir. Organizasyonun önceliklerini değerlendirebilmek adına organizasyonun yaptığı işi çok iyi bilmelidir. İşi çok iyi anlatmalı, organizasyonu çok iyi anlatmalıdır. Bu doğrultuda ilerlemesi halinde zaten başarı beraberinde gelecektir. Teknolojiyi çok iyi takip etmelidir. Günümüz trendlerinde, aslında teknolojiyle beraber bir şeyler başarıya ulaşabiliyor. Bu nedenle bunu çok başarılı bir şekilde kullanmalıdır diyebiliriz. Diğer bir taraftan, her bir departman için de geçerli olan şekilde, çok iyi bir marketingçi olmalıdır. Her bir çalışanın, aynı zamanda her bir departmanın sahip olması gereken özelliklerden biri de yaptığı işi çok doğru sunmalı, çok doğru aktarmalıdır. Bunların hepsi bir arada olduğu taktirde hem insan kaynaklarında hem de diğer birimlerde başarı beraberinde gelecektir diyebiliriz.
Türkiye’yi değerlendirdiğimizde özellikle zorlu bir sınav sürecinden geçip üniversite yıllarına başladığınız zaman herkeste öncelikle üniversiteli olmanın mutluluğu önem kazanır. Orada hayalini kurduğunuz üniversiteli olma periyodunu doğru değerlendirmek gerekir. Tabi ki çok gezmeli, çok eğlenmeli, o üniversiteli olma hayalini başarmış olmanın mutluluğunu yaşamalısınız. Ama her birini doğru ve kıvamında yaşamalısınız diyebilirim. Özellikle çok eğlenip çok güzel vakit geçirirken, çok da iyi çalışmalısınız. Derslerinizi çok iyi takip etmelisiniz. Fırsatları kaçırmamalısınız. Özellikle günümüzde çok güzel fırsatlar var. Bunları değerlendirmeli ve yakından takip etmelisiniz. Bunlar; staj fırsatları, part time çalışmalar, kariyer günlerine gelip sunum yapan kişilerin dinlenmesi gibi çeşitli fırsatlar. Bunlara dahil olmalısınız diye düşünüyorum. Diğer taraftan üniversitelerde pek çok proje dersleri, pek çok farklı alanda çalışmalar yürütülüyor. Bunun içerisinde her bir projenin içinde bir takım çalışması vardır. Bu takım çalışmasının içerisinde çalışmayı yaparken, sunumu yapan da olun derim. Çünkü iş hayatına döndüğünüz zaman klavyeyi kullandığınız kadar sözlü sanatınızı da kullanmanız gerekiyor. Ne yazdığınız kadar neyi, nasıl aktardığınız da çok kıymetli. Bu anlamda hep bunu öteler, geri planda bırakırsanız yarın iş hayatına geldiğinizde kendinizi ifade etme, doğru cümleleri kurma anlamında zorluklar yaşayabilirsiniz. Özellikle üniversite yıllarında bunların çok doğru ve kıvamında kullanılması gerek diye düşünüyorum. Bu aslında iş ve özel hayat dengesini de beraberinde getiriyor olacak. Hep bir tarafa yoğunlaşıyor olmak bazı şeyleri kaçırmak anlamına gelecek. Halbuki her biri aslında bizi günümüzde mutluluğa getirecek öğeler. Her birini doğru açıdan kullandığınız takdirde daha mutlu, daha huzurlu bir yaşamınız olacaktır.
Uluslararası İlişkiler aslında geniş bir eğitim programına sahip. Hem İktisadi İdari Bilimler derslerini görüyorsunuz, hem de seçmeli derslerle kendi istediğiniz alana yön verebiliyorsunuz. Ben böyle bir eğitim sistemiyle ilerleyebildim. Yapmış olduğum staj deneyimiyle de beraber aslında 3. sınıftan itibaren insan kaynakları yapmak istediğimi biliyordum. Bu doğrultuda buna özel dersler ile eğitimime devam ettim. Genel olarak arkadaş çevreme baktığımda ithalat ihracatla uğraşan arkadaşlarım da var, insan kaynakları yapanlar var, satış alanında çalışanlar var. Kimse siyaset alanında çalışmıyor ya da bu alanda faaliyet göstermiyor. Ama her bir arkadaşım günün sonunda kendi yapmak istediklerini doğru değerlendirerek mutlu ve başarılı oldukları işlerde yer alıyorlar.
İK departmanında öncelikle birim yapısıyla, departmanlara özel ayrılmış olarak çalışıyoruz. Bu noktada ben satış pazarlamadan sorumluyum. Bir başka arkadaşım tedarik zinciri ve finanstan sorumlu, başka arkadaşım üretim ve mühendislikten sorumlu olarak görev yapıyor. “Bu 3 yapı içerisinde satış ve pazarlamadan sorumlu İnsan Kaynakları Birim Müdürü ne iş yapar?”a dönersek; aslında iki şapkası vardır aslında işin özeti. Bir şapkası insan kaynaklarındaki tüm fonksiyonları satış ve pazarlamaya özel yönetir. Bunun içerisinde işe alımdan eğitim planlamaya, performanstan kariyer yönetimine, tüm adımları değerlendirebiliriz. Diğer bir yapıda da satış ve pazarlamanın bir öğesi, o departmanların bir parçası olarak pazarın ihtiyaçlarını, tüketicilerin trendlerini, pazarlama stratejilerini hep bir arada değerlendirip doğru stratejileri türetmek konusunda destek sağlar. Burada nasıl destekler sağlar? Ekibin ihtiyaçlarını bu doğrultular içerisinde değerlendirir ve buna göre çalışmalarını yürütür. Onların daha iyi kendilerini ifade edebilmeleri, organizasyona daha fazla katkı sağlayabilmeleri, bu doğrultuda organizasyonun daha fazla büyüyebilmesi için ortak bir iş planı hazırlarlar. Buradaki en önemli özellik aslında stratejik iş ortağı olarak her iki tarafın da efektif büyümesini sağlamaya çalışmaktır. Bunun yanı sıra satış hedefleriyle çalışan ve toplumsal ekonomik her türlü olumsuzluktan birinci derecede ekipler ile beraber çalışıyorsanız eğer, onların motivasyonları ve onların tekrardan aynı istek ve hevesle işlerine sarılabilmeleri için onların ruhunu çok iyi anlayabiliyor olmanız gerekiyor. O motivasyonu ve çalışma azmini yakalayabilmeleri için gerekli aksiyonları onlarla beraber alabiliyor olmanız gerekiyor.
Bizim de önemli bir rol aldığımız hızlı tüketim ürünleri sektöründe inovasyon, teknoloji, pazar trendleri gittikçe hızlı bir şekilde değişmekte. Bu anlamda buna adapte olan bu sektör içerisinde sektöre yön vererek devam eden her türlü şirketin hızlı tüketim ürünleri sektörüne olumlu bir katkı sağlayacağını söyleyebiliriz. Geçmiş yıllar ile değerlendirdiğimizde de bu büyümenin sürdürülebilir bir şekilde devam edeceğini ön görüyoruz diyebilirim.
Buraya her geldiğim gün mutlu olarak geldim. Her geldiğim gün ayaklarım buraya gelmek isteyerek geldim. Bunun içerisinde pek çok neden var aslında. Birincisi buradaki çalışan arkadaşlarım, buradaki çalışma ortamı... Çok huzurlu ve mutlu bir organizasyonuz. Burada pek çok kişiye sorduğunuzda bu cevabı alırsınız. Öncelikli olarak mutlu bir çalışma ortamı olduğunu söylerler. Neden mutlu bir çalışma ortamı var? Öncelikle çok başarılı bir organizasyon. Her yıl daha da büyüyor, her yıl daha büyük başarılara imza atıyor, her yıl yeni ürünler çıkarıyor ve her gördüğünüz üründe sizin bir katkınız olduğunu hissedebiliyorsunuz. Çünkü işe dokunmak, ürüne dokunmak, sonuca dokunmak burada hepsi bir arada ve siz bunu hissedebiliyorsunuz. “Bunu nasıl hissediyorsunuz?” diye sorarsanız eğer, bizim organizasyonumuz üretim ve merkez ofis birimlerinin bir arada olduğu bir organizasyon. Bu anlamda üretim haklarında ne ürün üretildiğini, ne ürün paketlendiğini, hangi ürünün hangi ülkeye ihraç edileceği anında görebiliyorsunuz ve hissedebiliyorsunuz. İç içe bir yapıdayız bu nedenle. Her türlü değişikliği anında görebiliyor ve öğrenebiliyoruz. Bu da aslında işin sonucuna ne kadar katkı sağladığımızı hissettiriyor. Sizin ürettiğiniz ürünler bir okyanustan diğer okyanusa tüketicilerle buluşuyor. Bu çok kıymetli ve gurur verici bir şey bence. Diğer bir taraftan organizasyonun yetenek yönetim sistemi dahilinde yabancı çalışanlarla bir arada çalışabiliyor, aynı zamanda Türkiye’den çalışanlarımızın da yurt dışında önemli rollerde görev almasını sağlayabiliyoruz. Hem başarının organizasyonunuzdaki dağılımını görebiliyorsunuz, hem de sizin bu başarıya katkınızı görebiliyorsunuz. Yalın bir organizasyon olma sayesinde de her türlü seviyede çalışanla bir arada projelerde görev alabiliyor ve katkı sağlayabiliyoruz.
Burada belli noktalara değinmek gerekir. Burada çalışmak buranın ruhunu da taşımayı beraberinde getiriyor. Burada çalışan ya da burada çalışacak öğrencilerimize ve adaylarımıza şunları söyleyebilirim: Burada çalışmaya başladıktan sonra işe gelirken yolda radyonuzda jingle’ınızı duyduğunuzda ya da bir markette ürününüzü gördüğünüzde ve ürün standınızın dağınık olduğunu gördüğünüzde eliniz, o standı düzeltmeye gidecektir. Ya da herhangi bir yerde oturup yemek yerken yan masada ürününüzün ikram edildiğini görüyorsanız yüzünüzde bir tebessüm oluşacaktır. Bunları baştan söyleyerek eğer bu ruha sahipseniz başvurmanızı ve ilanlarımızı takip etmenizi tavsiye ederim.
Esnek Yan Haklar Programı’mız çalışanların kendi ya haklarını kendileri belirledikleri sistemdir. Bir menü gibi kendi ihtiyaçları doğrultusunda seçimlerini yaparlar. Online bir sistem kullanıyoruz bu doğrultuda da. Burada özellikle yatarak sağlık sigortasını zorunlu seçmelerini istiyoruz ki olası bir sağlık probleminde hızlı aksiyon alabilme esnekliklerine sahip olsunlar. Bunun dışında tüm yan haklarını kendileri belirliyorlar. Neler var bunun içerisinde? Yatarak özel sağlık sigortasının yanına ayakta özel sağlık sigortası seçiyorlar. Eşlerini ya da çocuklarını dahil edebiliyorlar. Bireysel emeklilik ya da hayat sigortası seçebiliyorlar. Hediye çekleri, spor salonu üyelikleri, diyetisyen, check up gibi farklı alternatiflerden kendi ihtiyaçları için o yıl adına öncelikli olanı belirlemeyi tercih ediyorlar. Burada özellikle yapmak istediğimiz şey standart bizim onlar adına seçtiğimiz bir yan haklar paketinden ziyade, onlar için en iyi ihtiyacı ifade eden yan haklarını belirlemeleridir. Bu doğrultuda onlara böyle bir seçenek sunuyoruz.
Perfetti Van Melle için yeni mezun, daha önceden iş hayatı deneyimi olmayan adaylar aslında çok kıymetli. Neden kıymetli? Çünkü organizasyonun pek çok seviyesine baktığımızda kişiler stajyerlikten başlamış, part time görevler almış ve daha sonrasında uzmanlık, yöneticilik, müdürlük hatta yurt dışında görevler almış. Bu aslında organizasyonun hem yeni mezun, hem genç yeteneklere verdiği değer ve kıymeti gösteriyor. Bu noktadan başlayarak Career Kitchen programını dizayn ettik. Career Kitchen programı genç yeteneklerle buluştuğumuz özel bir program. Bu program dahilinde öğrencilerimize hem staj olanakları sağlıyoruz hem de part time fırsatlar sağlıyoruz. Uzun vadede bu programdan öğrencilerin, organizasyonumuz içerisinde görev almasını hedefliyoruz.

Benzer Kişiler

İşe Alım Müdür Yardımcısı
İnsan Kaynakları Direktörü
Human Resources Vice President, NAMET & RUB
Laundry Regional Category Vice President
İnsan Kaynakları Direktörü
Human Resources Director
Talent Acquisition & Development Leader
Assistant Brand Manager
İnsan Kaynakları Müdürü