Cenk Alper
Vodafone Kurumsal Çözümler Direktörü
2014 yılından beri Vodafone şirketinde çalışıyor.
Sektörü yakından takip etmeleri, özellikle yeni nesil teknolojiler konusunda kendilerini eğitmeleri, tercihen üniversite döneminde bunlarla ilgili eğitimlere katılıp bir takım aktif olmaları ve kendilerini hazırlamaları lazım. Bu hazırlanma sadece okuyup öğrenmekle kalmamalı, üniversitede okurken uzmanlaşabiliyorlarsa bunu yapmalarını tavsiye ediyorum. Bana göre operatörlerde staj yapmaları, operatör dünyasıyla olan ilişkilerini geliştirmeleri ve bunları özellikle üniversite döneminde yapmaları çok önemli. Çünkü bu ilişkiler sayesinde neyin nasıl çalıştığını anlayabileceklerdir. Bugünkü aklım olsaydı ben üniversite 1. sınıftan itibaren yapardım. Telekomünikasyon sektörünü kendime hedef olarak koyup, o sektörle ilgili her türlü gelişmeyi takip ederek, zamanım ve gelirim izin verdiğince bunun eğitimlerini alırdım. 3. ve 4. sınıfa geldiğimde de farklılıklar yaratırdım. İlk organizasyona geldiğimde CEO'muz bana adapte olup olmadığımı sormuştu. Vodafone'da hayatın çok hızlı olduğunu söyledim ve kendimi İspanya'daki boğa festivallerinde koşanlara benzettim. Çünkü koşmadığınız zaman hayat duruyor. Dolayısıyla öğrencilerin operatör dünyasında da hızlı olmaları ve kendilerini yenilemeleri lazım. İstemek başarmanın yarısıdır. Öğrencilerimiz önce istesinler ve talep etsinler. Hiçbir şey önlerine hazır gelmeyecektir. Özellikle bu dönemler, rekabetin en yoğun olduğu dönemlerdir. Özel üniversiteler de çok gelişti, bu yüzden rekabet çok fazla olduğu için üniversite dönemini iyi kullanmaları lazım. Ben şimdi çok daha iyi anlıyorum ki o 4 yıl çok değerli bir 4 yılmış. Cesur olsunlar, hiç korkmasınlar. Hata yapmaktan korkmasınlar çünkü hatalardan çok büyük dersler çıkıyor.
Vodafone'u kurumsal ve bireysel iş birimleri olarak ayırdığımız zaman, kurumsal dünya için ürettiği bütün çözüm ve servisler bizim organizasyonumuz tarafından üretiliyor. Bizler, müşterilerimizin ihtiyaçlarını iyi anlayıp o ihtiyaçlara yönelik çok hızlı ve farklılık yaratacak, onların beklentilerini karşılayabilecek çözüm ve servisleri sunuyoruz. Takdir edersiniz ki sürekli hatta olmanız gerekiyor çünkü üretilen her çözüm ve servisin arkasından yeni bir tane gelebiliyor. İhtiyaç değişebiliyor veya pazarın dinamikleri çok hızlı olduğu için rakipler gelişebiliyor. Bu yüzden çok hızlı olup, Vodafone'un kurumsal müşterilerine yönelik her türlü çözüm ve servisi üremek zorundayız.
Normalde mesaimiz sabah 8'de başlayıp akşam 5'te biter ama hiçbir zaman böyle olmuyor. Az önce bahsettiğim gibi her an hatta olmamız gerekiyor. Kullandığımız teknoloji itibariyle normalde yurt dışından da haberleşip çalışabiliyoruz. Sektörde iyiye gittiğimiz için acentelerimiz çok yoğun. Örneğin, benim önümdeki 1 ay tamamen planlıdır. Çünkü planlı gitmek zorundayız. Arada tabii ki kriz çıkıyor ama genelde planlı hareket ediyoruz. O plana göre sabaha toplantılarla veya müşteri ziyaretiyle başlıyoruz. Bir müşterilerle olan toplantılar, bir de kendi ekiplerimizle olan toplantılar var. Bu toplantılar; ürün geliştirme, sahaya sürdüğümüz performans, çözüm servisi veya müşterinin bir projesi olabilir. Dolayısıyla internal toplantılar yapıyoruz. Öğle aralarını kendimize ayırmaya çalışıyoruz ama bazen iş konuşmak zorunda kalabiliyoruz. Akşam saatinde mesailer bitmeyebiliyor. Müşteri toplantıları uzayabiliyor. Mesai bitince evlerimize gidiyoruz. Bu teknoloji o kadar dinamik bir iş ortamı ki iş hiçbir zaman bitmiyor. Sadece ara verme var. Eve gidip dinliyoruz ve dinledikten sonra mailleri kontrol ediyoruz. Çünkü ertesi güne de hazırlıklı olmak zorundayız. Ama ben genelde sabah erken gelirim ve günlük planlamamı işe başlamadan önce gözden geçiririm.
Biz bu konuda çok cesaretli davranıyoruz. Vodafone olarak genelde kısa dönem stajyer de alıyoruz ama daha çok uzun dönem stajyer almayı tercih ediyoruz. Uzun dönemli stajyerlerimiz genelde haftanın belli günlerinde okula gidip belli günlerde de bize geliyorlar. Bu hem onlar açısından hem de bizler açısından faydalı oluyor. Uzun dönem stajyerleri daha çok son sınıflardan tercih ediyoruz. Bu stajyerler arasında yetenekli arkadaşlarımızı kadrolarımız imkan veriyorsa bünyemize katıyoruz. Buna ilave olarak da bizim Genç Yetenek adında bir programımız var. Üniversitelerde Genç Yetenek Programı'na başvuran öğrencilerle ilgili bir değerlendirme süreci sağlıyoruz. Bu değerlendirme sürecinde tercih edilen arkadaşlarımızla İnsan Kaynakları Departmanı görüşüp Vodafone kadrolarına alıyorlar. Daha sonra bu genç yeteneklerimiz, 6 aylık dönemler halinde Vodafone'un değişik departmanlarında rotasyona tabi tutuluyorlar. Daha sonra da hem yetenekleri hem de tercihlerine göre uygun bir departmanda çalışmaya devam ediyorlar.
Yeni bir şeyi ortaya çıkarmak çok motive ediyor. Sürekli yeni bir ürün ve çözüm çıkarıyoruz. Var olanlara da çaba harcıyoruz ama yeni iş gelişmeleri de yapıyoruz. Geliştirdiğimiz çözüm ve servisin geniş kitleler tarafından kullanılıp şirketlerde, organizasyonlarda ve abonelerde mutluluk yaratması sonucunda onlar da gelirlerini büyütüyorlar. Bu da benim en büyük motivasyon kaynağımdır.
Bizim dönemimizde gelecek, iyi üniversitelere girmek demekti. Hatta iyi üniversiteye girdiğiniz zaman hayatımız kurtulur diye düşünürdük. Dolayısıyla o zamanların en iyi üç üniversitesi; İTÜ, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi'ydi. Özellikle İTÜ, benim için mühendislikte nirvanaydı. Biraz da İTÜ'den mezun olan amcamın etkisinde kaldım ve tercihleri birlikte yapmıştık. Bu yüzden İTÜ'ye çok istekli bir şekilde girdiğimi söyleyebilirim.
Ailede çok Tıp Fakültesi mezunu ve Sağlıkçı vardı. O zamanın trend mesleklerinden biri doktorluktu ama Elektronik ve Bilgisayar sektörü daha yeni popüler olmaya başlamıştı. O zamanlar Elektronik bölümü bilgisayar tabanlı olduğu için, bu bölümü kazanmak oldukça zordu. Bu alan kendinizi farklı hissedeceğiniz bir meslekti ve beni hayatım boyunca cezbeden hedeflerdi. Bu yüzden de daha geniş kapsamlı olduğu için bu bölümü tercih ettiğimi söyleyebilirim.
Marka değeri ve hayat görüşü kattı. İyi bir Mühendis olduğumu ve iyi yetiştiğimi düşünüyorum. İTÜ'de inanılmaz bir birikim var ve o birikimleri siz farkında olmadan alıyorsunuz. Bu yüzden İTÜ beni sektörde farklılaştırdı. Ben Master'ımı da Elektronik ve Haberleşme üzerine yaptım. Bence İTÜ'de Master yapmak ayrıcalıktır. İTÜ'de gerçekten iyi bir Mühendis olmadan mezun olamazsınız ve bu hiç kolay bir süreç değildir.
Genelde İTÜ'de iyi Mühendis olmak isteyen ve farklılık yaratmak isteyen öğrenciler bu bölümü okuyor. Artık tek başına Mühendislik yetmiyor. Hatta dünyanın büyük teknoloji firmaları aynı zamanda eğlenmeyi bilen, sosyal ve dışa dönük Mühendisleri tercih ediyor. Amerika'da sosyal medya teknoloji şirketleri, böyle Mühendisleri bünyesine katmak için üniversitelerde ofis bile açmış. Bence en büyük değişim, İTÜ'deki öğrenci profillerinin bunu keşfetmiş olmasıdır. Ben daha sosyalleşen, trendleri takip eden, ilişki yönetiminde oldukça iyi bir İTÜ öğrenci profili geldiğini görüyorum. Mezunlar derneğinde bulunduğumuz şirketlerde olan öğrenciler hiç çekinmeden fikirlerini beyan edebiliyorlar ve bu gerçekten gurur verici bir şey. Kimse aracı olmadan direkt olarak bana mail atarak randevu alıp görüşmeye geliyorlar. İTÜ'de bu şekilde cesaretli ve sosyal bir Mühendis profili bence globalleşecektir.
Ben hep profesyonel hayatta yönetici olmayı hedefledim. Mühendisliği seviyorum ama kendime Fabrika Mühendisliği'ni hiç hedeflemedim. Ben ilişki yönetimini ve sosyalleşmeyi severim. Belki de benim genetiğim itibari ile staj yaptığım yerlerde hep yöneticileri izlerdim. Sadece ben de bir yönetici olabilecek miyim diye merak ederdim. Bir zaman sonra hedef ve tutkunuz varsa zaten her şey kendiliğinden oluyor.
İTÜ'den 1988 yılında mezun olduktan sonra 1992 yılında Elektronik ve Haberleşme Master'ı yaptım. Master yaparken yarı zamanlı çalıştım ama gerçek çalışma hayatım Master'ı ve askerliği tamamladıktan sonra, 1993'te Türkiye'nin en büyük gruplarından bir tanesi olan bir teknoloji şirketinde başladı. Burada Satış Mühendisliği görevinde yer aldım. Yaklaşık 11 buçuk yıl boyunca bu organizasyonda çalıştım. İlk terfiimi de 3. yılın sonunda almayı başardım. Burada bir grubun yöneticiliğini yapmıştım ve benim için çok önemli bir sıçramaydı. 11 buçuk yıl ağırlık olarak Satış Pazarlama, son 3 yılda da Çözüm ve Servisler dediğimiz Teknoloji Yönetimi'nde görev aldım. Daha sonra yaklaşık 3 yıl süreyle Türkiye'nin hem Ar-Ge hem teknoloji üreten bir organizasyonunda Satış Direktörü olarak çalıştım. Sonrasında global bir organizasyonda Türkiye Satış Organizasyonu'ndan Sorumlu olarak çalıştım. Vodafone'dan önce 4 yıl kadar da Telekomünikasyon sektöründe üretici olarak çalışan uluslararası bir firmanın Kurumsal Satış Organizasyonu'ndan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev aldım. 2014 yılının Ağustos ayından itibaren de Vodafone Türkiye'de, Vodafone'un kurumsal dünyasına hitap eden kurumsal tüm çözüm ve servislerden sorumlu Bölüm Başkanı olarak çalışıyorum.
Makinalar arası iletişim dediğimiz M2M dünyası bugün dünyada çok hızlı büyüyor çünkü mobil iletişimi büyüyor. Biz makinalar arası iletişimde çok farklı projeler yaptık. Örneğin; Türkiye'nin en büyük çay üreticilerinden birinin çaylarının sahada verimli tarım alanlarında doğru ve düzenli toplanmasını, dağıtımını ve bunların performanslarının iyileştirilmesini sağlayan mobilite teknolojisi üzerinden bir proje yaptık. Türkiye'nin yine çok büyük su üreticilerinden birinin, Türkiye'de yayılmış toplam 7000 adet soğuk hava dolabının içindeki iklimlendirme ve doluluk oranlarını mobil teknolojilerimiz ile üretmelerini sağladık. Araç takip sistemleri sayesinde araçların uzaktan takip edilebilmesini hatta sürücü davranışlarını bile kontrol etmelerini sağlayıp, sigorta poliçelerinde sigorta kuruluşlarının indirim yaparak tasarruf etmelerini sağladık. Şimdi yeni jenerasyon nesnelerin interneti geliyor. Nesnelerin interneti konusunda da Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdik ve kendi platformumuzu duyurduk. Artık her çeşit makina, bir platform üzerinden haberleşebilecek. Sizin cep telefonunuz, evinizdeki buzdolabıyla konuşabilecek, Ipad'iniz çamaşır makinanızla konuşabilecek veya mobil telefonunuz evdeki ısıyı kontrol etmek için kombi ile iletişime geçecek. Bu sayede nesneler dediğimiz her çeşit cihazın birbiriyle konuşmasını sağlayan bir platformu hayata geçireceğiz. Gelecekte bu tür projeleri duyuyor olacaksınız.
Artık biz müşterilerimize sadece hat vermiyoruz, müşterilerimizin ihtiyaç duyacağı teknolojik çözümler de sunuyoruz. Hayat artık cihaz bazlı bir yapıdan çıkarak servis bazlı bir yapıya dönüyor. Cihazın ve teknolojinin ne olduğundan bağımsız olarak almak istediğiniz hizmeti veriyor olacağız. Vodafone'un Ar-Ge'ye yaptığı büyük yatırımlar ve sürekli büyüyen deneyimli kadrosuyla uçtan uca hizmetleri sunabilecek durumdayız. Biraz evvel saydığım projelerden de çok farklı projeler yapıyoruz. Bir AVM'nin içerisindeki mağazalara yaklaştığınız andan itibaren o mağazanın kampanyaları hakkında haberdar olmanızı sağlayacak ve sizi oralara doğru yönlendirecek navigasyon sistemleri bile şu anda var. Mobilite çok hızlı büyüyor ve mobilitenin bu kadar hızlandığı bir dünyada çözüm ve servisleri bu dünyaya adapte etmek durumundayız. Olaya sadece mobilite olarak bakmıyoruz. Bir müşterinin ihtiyaç duyacağı her türlü teknolojik çözümü gelecekte verebilmeyi amaçlıyoruz.

Benzer Kişiler

Home and Personal Care Vice President
Global Account Director, Unilever Food Solutions
Laundry Regional Category Vice President
Customer Development Vice President
Advertising Operations Manager
Assistant Brand Manager
Interactive Marketing Manager
NDG Business Manager
Windows ve Cihazlar İş Grubu Yöneticisi
Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı