Cavit Yantaç
Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı
2006 yılından beri Microsoft şirketinde çalışıyor.
Birincisi ve her şeyden önce meraklı olmaları. Merak, bir insanın sahip olabileceği en önemli özelliklerinden bir tanesi. Çocukken çok meraklı oluyoruz ama sonra merakımız çeşitli nedenlerle ölebiliyor. Bu merakı öldürmeyen, dünyanın ne yöne doğru gittiğini inceleyen arkadaşlar Microsoft’ta çalışabilmek için bir adım önde oluyorlar. İkincisi İngilizce dil bilgisi çok kritik. Dolayısıyla ben buraya başvurmak isteyecek arkadaşlara hep İngilizce’nin öneminden bahsediyorum. Üçüncü olarak analitik zeka çok önemli. Microsoft çok analitik bir şirket olduğu için kodlama yapmasanız bile algoritmik bir düşünceye sahip olmanız gerekiyor. Neden-sonuç ilişkisi, matematiksel düşünce, rakamlar, rakamlara sahiplik, rakamları bilebilmek çok önemli. Pazarlama faaliyetleri yaptığınız zaman bu faaliyetlerin geri dönüşünün ne olduğunu düşünecek ve bu faaliyetleri yürütecek kadar rakamlara sahip olmak gerekiyor. Dolayısıyla Microsoft’ta çalışmak isteyen arkadaşlarda en önemli özelliklerden bir tanesi bu analitik düşünce. Dördüncüsü de global düşünebilmek. Yalnızca Türkiye'de belirli bir ürünü, konsepti anlatmayı ve tanıtmayı düşünmek önemli değil; global düşünebilmek önemli. Yeni Zellanda, İsveç, Irak, Japonya’nın nereye gidiyor olduğuyla ilgili düşünebilmek bence çok önemli. Bütün dünyanın gittiği yönü eğer iyi görebilirseniz, arkasından çıkacak fırsatları ve Türkiye'deki ekosistemi de doğru şekilde yönlendirebilirsiniz. O yüzden merakı global şekilde yönlendirmek çok kritik.

Diğer Cevapları

Yazılım; anlamayı, yazılım dünyasını takip etmeyi gerektiren ve bu anlamda çok meraklı olmayı gerektiren bir rol. Yazılım, çok hızlı değişen bir dünya. Bundan 5 sene öncesine kadar bu kadar popüler olmayan bulut teknolojileri şu anda dünyanın gidişatını inanılmaz değiştirebiliyor. O yüzden bulutun neyi ifade ettiğini çok iyi bilecek kadar teknik olmak gerekiyor. Ama yalnızca teknik olmak ve kod yazmak yeterli değil. Zamanımın üçte biri çeşitli toplantılarda ve etkinliklerde Microsoft’u temsil ederek geçtiği için, temsil ettiğimiz kitleye “Gelin arkadaşlar kod yazalım.” demek yeterli olmuyor. Fırsatların nerede olduğunu, tehlikelerin nerede olduğunu, piyasanın nereye gittiğini, dünya çapında yeni çıkan fırsatların nerelerde odaklandığını ve öbeklendiğini anlatabilmek gerekiyor. O yüzden özellikle işletme mezunu olmam da benim için bir anlamda artı değer yaratıyor. Piyasanın nereye gittiğini anlayabilmek, yeni startupların nereden çıktığını ve nasıl büyüdüklerini anlamak önemli. O yüzden piyasayı takip eden meraklı bir insan olmak, teknik ve analitik olmak ayrıca İngilizce’nin iyi olması önemli. Özellikle yazılım dünyası İngilizce’yi çok iyi bildiği ve gelişmeler İngilizce’de oluştuğu için bu dünyayı takip edebilecek kadar iyi İngilizce bilmek ayrıca dış yayınları bu anlamda çok iyi takip etmek gerekiyor.
İşimizin en zor yanı küçük bir ekiple, görece kısıtlı kaynaklarla tüm Türkiye çapındaki yazılımcılara ulaşabilmek. Yazılımcıların sayısı Türkiye çapında tahmin ettiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla 50.000’in üzerinde. Dolayısıyla bu insanlara ulaşabilmek işimizin zor ama bir yandan da keyifli tarafı. Çok etkinlikte konuşmak, çok etkinlikte yer almak, birtakım online ve offline faaliyetleri beraber yürütmeyi gerektiriyor. Dolayısıyla işimizin en zor yanlarından bir tanesi bu dengelemeyi yapabilmek. O 50.000 kişilik kitleye küçücük bir insan topluluğuyla nasıl ulaşabileceğimiz üzerine düşünüyoruz. İkinci zor yanı yazılımdaki gelişmeleri takip edebilmek. Çünkü; dünya çok hızlı değişiyor ve gelişiyor. Dünyadaki değişiklikleri takip edebilmek, anlamak ve başkalarına öğretebilecek kadar iyi bilmek insanın kendini teknik olarak ve merak anlamında zorlamasını gerektiriyor. İşimizin üçüncü zorluğu da Türkiye'ye özel bir zorluk. Türkiye'de yazılım geliştirici ekosistemi pek büyük değil. Türkiye potansiyeliyle karşılaştırdığınız zaman bu kadar genç, bu kadar online, internet erişimi çok olan, cep telefonu çok kullanan bir kitle var. Ama bakınca yazılımcı olma bilinci ve isteği çok fazla yok. Her sene tüm Türkiye'de 5.000’den biraz fazla yazılım veya bilgisayar mühendisi mezun oluyor. Bu Türkiye için yeterli değil. Dolayısıyla işimizin en önemli zorluklarından bir tanesi o pastayı büyütebilmek. Paydaşlarımızla, kamuyla, diğer özel şirketlerle beraber burayı nasıl büyütebileceğimiz üzerine çözümler bakıyoruz.
İşimin en tatmin edici yanı insanların hayatını değiştirebiliyor olmak. Örneğin; acikadakemi.com üzerinden verdiğimiz eğitimlerle gençlerin yazılım geliştirme teknolojilerini anlamalarına, öğrenmelerine yardımcı oluyoruz. Oradan öyle başarı hikayeleri duyuyor, öyle enteresan arkadaşlarla tanışıyoruz ki; daha lisede ya da üniversitede, dünyanın çeşitli yerlerinde kullanılan yazılımlar geliştirmeye başlamışlar. O zaman öğrettiğimiz ve anlattığımız şeylerin bir şeyleri değiştirdiğini, birtakım insanların hayatını pozitif etkilediğini, onların yazdığı uygulamalar yoluyla belki yazılımcı olmayan ama o insanların uygulamalarını kullanarak hayatı değişen insanların olduğunu görmek bizi çok mutlu ediyor. Dolayısıyla, Türkiye'de ufak da olsa değişiklikler yapabiliyor olmak bizi çok motive eden, mutlu eden yönler.
İş hayatımın yaklaşık olarak üçte biri iş ortaklarımızda, üçte biri içeride, üçte biri de üniversiteler ve çeşitli yazılım geliştirme toplulukları gibi topluluk etkinliklerinde geçiyor. Bu etkinliklerde kimi zaman konuşmacı, kimi zaman panelist olarak yer alıyorum; kimi zaman da Microsoft teknolojilerini ya da rakip teknolojileri anlatan insanları dinlemek üzere yer alıyorum. Ofiste geçen zaman diliminde 6 kişilik ekibimizi yönlendirme, onlarla beraber iç toplantılar yapma, şirket içerisindeki diğer bölümlerle toplantılar yapma ve bizim yazılım geliştirme teknolojileri başlığı altında yaptığımız şeyleri diğer bölümlere anlatma şeklinde geçiyor. O yüzden bu arkadaşlar kimi zaman teknik roller üstlenseler de, benim rolüm çok fazla teknik olmayı gerektirmiyor. Geçmiş deneyimlerim çok teknik olmakla beraber bu rolümde şu an çok teknik bir iş yapmıyorum.
1993-1997 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünde okudum. Hemen sonrasında 1999 yılına kadar Amerika'da University of Georgia’da MBA’e gittim. 6 senelik işletme eğitiminin son dönemlerinde bilgisayar programlama ve MIS dersleri alma imkanım oldu. Bu dersler bana müthiş bir keyif verdi. Kendimi hep finansçı, bankacı ya da oditör olacak diye düşünürken birden bire yazılım geliştirme dünyasının içerisinde buldum. 1999 yılında Amerika'da yazılım geliştirme üzerine danışman olarak çalışmaya başladım. 2001 yılında da Türkiye'ye tam krizin ortasında dönüş yaptım. Türkiye'de 2006 ya kadar danışmanlık yapma imkanı imkanım oldu. O danışmanlık esnasında özellikle iş geliştirme, iş zekası, analitik gibi konular üzerine uzmanlaştım ve yoğunlaştım. 2006 yılında Microsoft’ta bulunan Teknik Satış Uzmanlığı rolüne başvurma imkanım oldu. Rolün gereksinimleri de, tam benim o döneme kadar biriktirdiğim, işletme dünyasının problemlerini anlayan bir bakış açısı ve kodlayabilme yetenekleriydi. Özellikle de analiz yapabilme gücünü gerektiriyordu. Bugün itibariyle de 9 seneyi aşkın süredir Microsoft'ta çalışıyorum. Microsoft’ta bu role girdim ve bu rolü 3 sene yaptıktan sonra o bölümün yöneticiliğini üstlendim. Bundan üç sene kadar önce de Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladım hala bu görevi devam ettiriyorum.
Yazılım geliştirme teknolojileri adını verdiğimiz bölüm özellikle 5 hedef segment ile çalışıyor. Onların yazılım geliştirme teknolojileri konusunda Microsoft teknolojilerini anlamasını sağlıyor. Bu 5 hedef segment; öğrenciler, öğrencilerin kurduğu startuplar, startuplar büyüdükten sonra ortaya çıkan büyük yazılım evleri, ister o yazılımı evlerinin içerisinde çalışsınlar ister kurumsal dünyada çalışsınlar profesyonel uygulama geliştiriciler ve IT Pro adını verdiğimiz sistem yöneticileri. Biz bu 5 hedef segmentin Microsoft teknolojilerini anlamalarına yardımcı oluyoruz. Teorik olarak 10 yaş civarında başlayabilen bir öğrenci kitlesinden kimi zaman yaşı 50-60’ı bulan profesyonel geliştiricilere Microsoft teknolojilerini, bulut bilişimi, nesnelerin internetini anlatıyoruz. Onlardan ortaya çıkan bir takım başarı hikayelerini dinleyip bunları dünyaya yayma konusunda onları desteklemeye çalışıyoruz. İstanbul ağırlıklı olmak üzere çalışan 6 kişilik küçük bir ekibimiz var. Ancak dışarıda bu 6 kişilik ekibi destekleyen çok büyük bir öğrenci temsilcisi kitlemiz de var. MSP adını verdiğimiz öğrencilerin sayısı 50’yi yaşıyor. Aynı zamanda Microsoft teknolojilerini profesyonel hayatta kullanan ve bizim adımıza temsilcilik yapan arkadaşlar var. Bir de onları yönlendiriyoruz.
Evangelism özellikle yazılım geliştirme teknolojilerini insanlara duyurmak için kullandığımız bir yöntem. Bizim bölümümüzün Türkçe adı “Yazılım Geliştirme Teknolojileri” diye geçiyor ama İngilizce'de bölümün adı “Developer Experience and Evangelism”. Yazılımcının nasıl bir deneyim yaşadığını, bu deneyimi özellikle Microsoft dünyasıyla nasıl birleştirebileceğimizi, yazılımcıya ne katabileceğimizi anlamaya çalışan, dinleyen ve çok yerde konuşan bir bölüm bizimkisi. O yüzden de, her ne kadar Türkçe'de “Yazılım Geliştirme Teknolojileri” desek de İngilizcesi “Evangelism” diye geçiyor. Yazılım dünyasına giren ya da bu dünyayı takip eden arkadaşlar bilirler; eskiden Microsoft’çular, Oracle’cılar, Java’cılar, Apple’cılar gibi çeşitli kamplar vardı. Artık özellikle bu son 5-6 senede, mobil dünyanın gelişmesi, birtakım yazılım geliştirme teknolojileri arasında ortak noktaların ortaya çıkması ile beraber bu kamplar ortadan kalkmaya başladı. İşte biz bu dünyayı bu anlamda büyütebilmek ve bu dünyada Microsoft teknolojilerinin bayraktarlığını üstlenecek insanları tanımak amacıyla buna “Evangelism” diyoruz.
Yazılım Geliştirme Teknolojileri bölümü olarak bizim amaçlarımızdan bir tanesi Türkiye'de yazılım ekosisteminin büyütebilmek. Türkiye'de maalesef istediğimiz kadar yazılımcı yok. Bilgisayar mühendisliği bölümlerinin sayısı kısıtlı. Mühendis olarak mezun olan insanların sayısı da az. Halbuki yazılımcı olmak için artık bilgisayar mühendisi olmak gerekmiyor. Geçtiğimiz günlerde gördük ki, insanlar Amerika'da, Hindistan'da, Japonya'da ya da Kore'de daha gençken yazdıkları yazılımları büyük şirketlere, büyük fiyatlara satabiliyorlar. Dolayısıyla yazılım geliştirme, algoritmik düşünce, o algoritmik düşünceyi kullanarak kafasındaki fikri hayata geçirebilme aslında çok küçük yaşlarda edinilebilecek bir bilgi. Bizim “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor” projemiz bundan bir sene önce başladığımız bir program. Microsoft binasında kimi beş, kimi sekiz, kimi on yaşında yüzlerce çocuğu yazılım geliştirmenin ne olduğuyla ilgili heveslendirdik. Onlara bir saatlik eğitimler verdik. Bundan bir süre önce de yaz ayları itibariyle gönüllü eğitmenleri eğiterek, bizim bu ofiste verdiğimiz eğitimlerin Türkiye'ye yayılmasını sağladık. Bu konuda Finansbank ve bir sivil toplum kuruluşu olan Habitat ile beraber çalışarak tüm Türkiye çapında 20 ilde bu eğitimlerin düzenlenmesini sağlayacak bir altyapı oluşturduk. Önce gönüllüleri eğittik. O gönüllüler artık çeşitli belediyelerin halk eğitim merkezlerinin, okulların, sivil toplum kuruluşlarının binalarında bu çocuklara kodlama eğitimi verebilecek hale geldiler. Buraya gelemeyen insanları da acikakademi.com sitesinde var olan kodlama eğitimlerine yönlendirdik. Senenin sonunda bir yarışma yapacağız ve bu yarışma ile beraber tüm Türkiye çapında bu eğitimi alan arkadaşları ödüllendiriyor olacağız. Amacımız tabii ki ödüllendirme değil. Amacımız yaşları 8 ile 12 arasında olacak olan bu çocukların kodlama dünyasına girebilmelerini sağlamak. O kıvılcım bir kere doğduğunda daha sonra durduramayacaklar ve hayatlarında yepyeni kapılar açılıyor olacak. O yeni kapılarda yeni projelerle de bu arkadaşları destekliyor olacağız.
acikakademi.com bundan 5 sene önce hazırlıklarına başladığımız 3.5 sene önce de hayata geçirdiğimiz bir yazılım geliştirme eğitimi platformu. O dönemde yazılım geliştirme teknolojileri konusunda Türkçe içerik yoktu. Dolayısıyla aklında bir fikri olan, bunu mobil yazılım olarak hayata geçirmek isteyen bir öğrencinin ya da bir girişimcinin önü kapalıydı. Mutlaka İstanbul'a gelip ya da İstanbul'da birtakım topluluklara girip oradan yazılımcı bulması gerekiyordu. Biz bundan 3.5 sene kadar önce hayata geçirdiğimiz Açık Akademi ile yazılım geliştirme konusunda tamamı Türkçe olan ücretsiz eğitimler vermeye başladık. Dolayısıyla internet erişimi ve bilgisayarı olan herhangi birisi artık fikrinin arkasındaki mobil uygulamayı ya da bununla ilgili bir web sitesini hayata geçirmek için gerekli her türlü eğitimi burada bulabiliyor. Şu ana kadar buradan 150 binden fazla öğrenci yararlandı. Yararlanan öğrenciler çok farklı yaşlarda ve seviyelerdeler. İlkokulda, ortaokulda, üniversitede ya da mezun olup şu an çalışmayan ve bunun sayesinde yazılım dünyasına girme başlayan insanlar var. Dolayısıyla acikakademi.com’dan eğitim olarak yazılım geliştirme dünyasında ilerleyebilmek son derece kolay.
Kısaca MSP diyoruz. MSP’lerimiz her 6 ayda bir seçiliyor. Tüm Türkiye çapındaki çeşitli üniversitelerden 50’den fazla öğrenci seçiliyor. Her dönem bir kampta önce bu arkadaşları topluyor, bir araya getiriyoruz. Ondan sonra 6 ay boyunca hem uzaktan eğitim yoluyla uzaktan toplantılarla bu arkadaşlara dokunuyoruz. Hem de bu arkadaşların düzenledikleri toplantıları uzaktan destekliyoruz. Eğer bu arkadaşlar uzun dönem bu şekilde çalışıp arkasından yazın Microsoft ofisinde bir staj yapmak isterlerse genellikle Ağustos ayında düzenlenen “Yaz Okulu” adını verdiğimiz programla bu arkadaşları destekliyoruz. Bütün bunların tanıtımını da msakademik.net adresinden ve Microsoft'un Facebook, Linkedin ve sosyal medyada yer alan sayfalarından duyuruyoruz. Bir öğrenci bizimle buradan irtibata geçip, bağlantı kurup Microsoft Student Partner olduğu zaman Microsoft’ta stajyer olarak çalışabilmesi çok daha kolay hale geliyor. Microsoft’un staj politikası gereği, genelde kısa vadeli staj programı barındırmıyoruz. Genellikle stajyerlerimiz Ağustos ayından Mayıs ayına kadar 9 aylık bir dönemde staj yapan arkadaşlar. İşte bizim bölümümüz için çalışacak bu arkadaşları genellikle bahsetmiş olduğum bu program içerisindeki arkadaşlar arasından seçiyoruz. Stajyerlerimiz eğer uzun dönem bizde çalışıp başarılı ve mutlu olurlarsa daha sonra MACH (Microsoft Academic College Hire) adını verdiğimiz programa girip Microsoft’ta full time bir çalışan olarak çalışabiliyorlar.
Bizim bölümümüzde genellikle pazarlama tarafında aktif olan pazarlama nosyonuna sahip ama bilgisayar bilen bilgisayardan, kodlamadan anlayan teknoloji dünyasını, yazılım dünyasını takip edilebilen arkadaşlar çalışıyor. Dolayısıyla kodlama bilgisi önemli olmakla beraber stajyerlerimizin çoğu fiilen kod yazmıyorlar. Pazarlama faaliyetleri yapıyorlar. Kendileri gibi kod yazan, kod yazabilecek arkadaşlara nasıl erişebileceklerini belirliyorlar. Stajlarımız 9 ay sürdüğü, kısa dönem yapmadığımız için bu arkadaşlar o 9 ayın içerisinde fiilen Microsoft çalışanı gibi projeler yürütüyorlar. Mesela arkadaşlarımızdan bir tanesi akademik programların yöneticisi. Fiilen bir full-time Microsoft çalışanı gibi bütün MSP programını yönlendiriyor. Açık Akademi üzerine eğitimler veriyor. Bunun için minimum haftada 3 gün burada yer almak gerekiyor. Dolayısıyla bu yoğunlukta burada bulunabilecek kadar ders programı müsait arkadaşlarla çalışmayı tercih ediyoruz. Maalesef haftada bir gün iki gün bu denli beklentileri karşılayacak arkadaşların zamanı için yeterli olmuyor. Genellikle bilgisayar mühendisliği ve benzeri bölümlerde okuyan arkadaşlarla çalışıyoruz ama dediğim gibi pazarlama merakı da önemli bizim için.
Microsoft, 40 sene önce kurulan ve 40 sene önce kurulduktan sonra da dünyayı değiştiren bir firma. Her evde ve her ofiste bir PC hayaliyle ortaya çıkan ve bu hayalini belki bundan 10-15 sene önce gerçekleştirmiş bir firma. Bütün dünyada evleri, ofisleri, okulları, iş yerlerini, havayollarını, uçakları; PC, bilişim, yazılım ve internetle buluşturabilmiş bir firma. Burada çalışmanın beni en çok motive eden tarafı belki son 4-5 sene içerisinde Microsoft’un yepyeni bir vizyonla bütün dünyadaki herkesi, her çalışanı, her kurumu kuvvetlendirebilme, onların eline bilişim gücünü verebilmek gibi yepyeni bir vizyonu olması. Bu yepyeni vizyonu hayata geçirebilecek dünyadaki çok ender firmalardan biri, belki de tek. Dolayısıyla böyle bir firmada yer almak, böyle bir firmada çalışmak, böyle bir firmada en azından Türkiye'de insanların hayatını pozitif şekilde etkileyebilmek, onların yazılım dünyasına girip para kazanabildiklerini görmek, o yazılımlar sayesinde hastalıklara ve problemlere çözüm bulabildiklerini görmek beni çok motive ediyor.
Dünyada 5 sene sonra çok fazla cihazın hayatımıza girdiğini göreceğiz. Son beş sene içerisinde nasıl mobil bilişim hayatımızı değiştirdi; hepimiz bankacılık işlemlerini, üniversite kayıtlarını oradan yapar hale geldik. Oyunlarımızı oradan oynadık, belki sevgilimizi oradan bulduk, belki arkadaşlarımızla oradan tanıştık. Bu mobil dünyada gerçekleşen değişikliğin çok benzeri önümüzdeki 5 sene içerisinde bütün dünyada daha fazla nesnenin, daha fazla cihazını internete bağlı olması ile ortaya çıkacak. Çok verilen örneklerden biridir; buzdolabımız daha akıllı hale gelecek ve marketten bizim adımıza sipariş verebilecek. Dünyada gidilen yön bu. 2020 itibariyle dünyada 50 milyardan fazla cihazın internete bağlı olacağı söyleniyor. Türkiye'de de bu trend gündelik hayatta karşımıza çıkmaya başladı. Birtakım sensörler trafiğin durumunu bize haber veriyorlar ve bizi eve ya da ofise gitme konusunda önceden haberdar ediyorlar. Bankalara gittiğimiz zaman hangi sıranın daha kısa olduğuna dair sıcaklık tespiti yapan bir takım sensörler hayatımıza girmeye başladı. Yazılım geliştirme teknolojileri, donanımla bu anlamda iç içe girmeye başlıyor. Önümüzdeki beş sene içerisinde entegre devre yapan elektronik mühendislerinin makine mühendisleriyle ve bilgisayar mühendisleriyle beraber çalışmaya başladığını göreceğiz. Bu entegre devrelerin üzerinde son derece kolay kullanılır Windows İşletim Sistemleri’ni görmeye başlayacağız. Bunlar üzerine kod yazabilmek hem makine mühendisliği, hem mekatronik yani elektronik mühendisliği, hem elektronik hem de bilgisayar bilgisini birlikte kullanmayı gerektirecek. Bunun üstüne bir de psikoloji ve sosyoloji gibi birtakım faktörleri devreye aldığımız zaman, yazılım geliştirmenin çok disiplinler arası bir konu olacağını, herhangi bir tüketicinin hayatını değiştirme konusunda kullanıcı deneyimi kelimesinin ön plana çıkmaya başlayacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla tipik bir yazılım geliştiricinin tipik bir cihaz üzerinde, tipik bir kodlama faaliyeti yapmasının çok da anlamlı katma değerli olmayacağını görüyoruz. Bundan beş sene sonra kodlama faaliyeti muhtemelen çok daha kolay ama çok daha interdisipliner oluyor olacak.

Benzer Kişiler

Windows ve Cihazlar İş Grubu Yöneticisi
Teknik Müşteri Yöneticisi
User Experience Designer
Head of Advertising Technologies
Xbox Kategori Müdürü
Software Operations Coordinator
Optimizasyon Mühendisi
Android Developer
Product Information Solutions Head of Section (IT)