Makine Mühendisliği
136 öğrenci ve mezun anlattı.

Bölüm Anlatımları

Öz güveni olmayan bir insan Makine Mühendisi olamaz bence.Evet belki Makine Mühendisliği diplomasını alır ama bu bir şey ifade etmez.Bana göre Makine Mühendisliği cesur, yeniliklerden korkmayan, gelişime açık insanlar için ideal bir meslektir.
Makine Mühendisliği Okuyorsanız ya da okuyacak olursanız. Çevre yapmanız ve dil öğrenmeniz gerekir. Aksi halde Teknik üniversitelerden mezun olmadığımız sürece özel sektörde işçi olarak bile işe başlayabileceğimiz ve yükselmemizin zaman alacağını maaşımızın düşük olacağının gerçeğini değiştiremeyiz. Akademisyen olmak isterseniz bu söylediklerim yine geçerli ve üstelik ders notlarınızın yüksek olması gerekir ki Makine Mühendisliği okuyosunuz bunun için çok ders çalışmalısınız. Devlete kapak atmak için kpss bile daha cazip gelebiliyor.
Tüm cevapları (3) görmek için tıklayın.
Öncelikle neden X bölümü demeden önce neden diğer bölümler değil sorusuna cevap vermek istiyorum ben.

Elektrik-elektronik mühendisliği öncelikle ODTÜ’de okuyabileceğim bir bölüm değildi. Zaten tercih edebiliyor olsam muhtemelen yine de tercih etmeyeceğim bir bölümdü. Her ne kadar gelecekte de istihdamını kaybetmeyecek bir meslek olsa da EE okumak lise öğrenim hayatımda hiç aklımda olan bir şey değildi. Kendi tasarlamadığım bir mekanizmanın üzerinde kontrol yapmaya çalışmak muhtemelen sistem benim istediklerimi yapmayacağı için pek ilgimi çekmeyecekti :) Bilgisayar mühendisliği okumuyor olmamın sebebi de yaptığım işlerin monitörün dışında bir yansımasını görme ihtimalinin olmadığını düşünmem, başka bir deyişle çok soyut olması :) Endüstri okuyan arkadaşlar kızacaklardır belki ama, mühendisin dilinden anlayan bir işletmeci olmak için mühendislik diploması almayı istemediğimden ve tasarladığım bir sistemin her alanında söz sahibi olabilme imkanını sağlayan geniş bir alanı barındırdığından (termodinamikten makina tasarımına, üretimden mekatroniğe, akışkan dizaynından dayanım&hareket; hesaplarına kadar) Makina Mühendisliği bölümünü tercih ettim ve şu anda da eğitimini alıyorum :)
Her anne baba gibi benimkiler de tutturmuş oğlumuz bu sene tıpa gidecek diye. Ben esasında çok düşünmüyordum. Puanım beklediğimden biraz düşük geldi ve tıp tuttu tutmadı seviyesindeydi. Risk alıp tercih ettim tıpı ve tutmadı. Şansım burada döndü. Esasında bu da bir vesile oldu diyebilirim. Makine mühendisliğini çok bilinçli yazmadım yani. Tıplardan sonra yazmıştım Yıldız makineyi.

Fakülte kapısından içeri adım attıktan sonra mesleği sevmeye başladım. Öğrenme ve araştırma merakıma uygun bir meslekti bu. Her geçen gün daha da seviyorum bu yüzden. Çünkü doğayı açıklama gayreti içerisindeki meslekler kendimi bildim bileli kendime uygun gördüğüm mesleklerdir. Buna ilkokuldayken yaptığım mermi hızı hesaplama deneyini veya bir yuvadaki karınca sayısını hesaplamayı örnek olarak verebilirim.Küçükten beri makine mühendisi olacağım demiyordum ama aklımın bir köşesinde hep mühendis veya bilim adamı olmak vardı.Elektronik, elektrik, bilgisayar gibi dallar bana biraz soyut geldiği için; biyomühendislik, inşaat, metalurji gibi dallar da makineden daha ağır basmadığı için bu bölümü seçtim. Bir diğer sebep de makine mühendisliği gibi devasa bir alana girdikten sonra 2. sınıfın sonunda dal seçimi yaparak çalışmak istediğim sektörü belirleyebilecek olmaktı. Böyle geniş bir dünyada seçim şansımın bol olması beni etkileyen başlıca faktörlerdendi. Makine mühendisliği eğer pazarlama vs. gibi mesleğinizden biraz bağımsız konularla ilgilenmiyorsanız çok zevk alabileceğiniz bir meslek. Tabi kimi sever kimi nefret eder orası ayrı ama, bilinçli tercih edenler kesinlikle pişman olmaz onu söyleyeyim.

Ha bir de. Uçak motorları çok etkiliyordu beni. Sırf uçak motoru merakım da etkili olmuştu makineyi tercih etmemde :) Sonra bu heves geçti tabi ,yerini başka hevesler aldı. Enerji santralleri gibi :)
Tüm cevapları (72) görmek için tıklayın.
Makine mühendisi genel olarak insan hayatını kolaylaştıran her türlü makine, parça, proses ve sistemleri tasarlayan, üretim sürecini yöneten bir teknik elemandır. Faaliyet gösterdiği sektör yelpazesi çok geniş olmakla birlikte başlıcaları imalat, konstrüksiyon, enerji, havacılık, iklimlendirme, ısıtma ve tesisat, otomotiv, ev aletleri ve endüstriyel satış-pazarlama'dır. Sanayinin olduğu her sektörde üretim de olduğu için makine mühendisleri her zaman ve her yerde iş olanağına sahiptir. Çok fazla sayıda şirket yönetici pozisyonlarında makine mühendisi çalıştırmaktadır. Bunun yanında Ar-ge faaliyetlerinde ve akademik çevrelerde de makine mühendisleri etkin rol almaktadır. Kazanç konusunda iyi olup, kendinizi geliştirdiğiniz ve öğrenmeye açık olduğunuz takdirde iyi paralar kazanabilirsiniz. Ancak birçok meslekte olduğu gibi ülkemizde bu mesleğe de gereken önem verilmemekte ve makine mühendislerinin sahip oldukları katma değer potansiyeli ülkemizde yeteri kadar faydaya dönüşememektedir.
Hangi dalda istiyorsanız, stajınızı da oralarda yapmışsanız her alanda çalışabilirsiniz, tıp sektöründen otomotive kadar en uç alanlarda çalışma imkanınız var, özellikle buradan mezun oluyorsanız bilin ki çok büyük artılara sahipsiniz.
Tüm cevapları (47) görmek için tıklayın.

Video Anlatımlar

Product Professional, Dishwashing
Açıkçası her sektörde çalışılabilecek bir meslek. Çünkü Türkiye’de insanlar meslek seçimini ileride çalışacağı yerlere göre yapıyorlar. Hani ben bu alanda çok başarılıyım, bunu seçeyim gibi. Örneğin; genetik mühendisliği mesela, Türkiye’de çok yok. Okuyanlar benim gördüğüm hep Amerika’ya gidiyorlar. Makine mühendisliği ben okurken sektör bazlı değil, bütün sektörlerde iş bulabilecek bir mühendislikti. Bende tabi babamın da etkisi var. Teknik bir bölümden geldiği için onun da yönlendirmesi oldu. Ben başlangıçta erkek egemen bir yerde okuyacağım için tedirgin oldum. Hatta üniversite tercihlerinde benim okulumda, benim bölümümde okuyan birisini bulup iletişime geçmiştim. Herhangi bir zorluk yaşayıp yaşamadığına dair sorular sormuştum. Bir problem olmadığını söylemişti ki; gerçekten ben de bir sürü erkek arkadaşla birlikte keyifli bir şekilde okudum. Bazen sınıfta 70 öğrenci arasında tek kişi ben olabiliyordum. Hoca beni fark etmeyebiliyordu mesela.
Production Engineering Technical Planning Head of Section
Makine Mühendisliği belki de çocukluktan gelen bir tutku benim için. Çünkü, ilk farkındalığımla birlikte fark ettiğim şey legolar oldu. İkiz kardeşimle legolarla oynamayı çok seviyorduk. En çok oynadığımız oyuncak sürekli legolardı. Birçok oyuncağımız arasından en çok ona vakit ayırıyorduk. Biraz daha büyüdükçe ve biraz daha farkındalığımız arttıkça mekanik şeylere veya bu şekilde makinelere ilgi duymaya başladık ve anlamaya çalıştık; “Nasıl çalışıyor, niye böyle, bu niye var?”. En basiti bisikletinden arabasına kadar nasıl çalışıyor diye merak ettik ve bu tutku hiçbir zaman azalmadı hatta giderek büyüdü. Üniversitede tercihimi yaparken Makine Mühendisi olmak istediğimden ve o bölümde keyif alacağımdan gerçekten çok emindim. Daha sonra ikiz kardeşimle ikimiz Makine Mühendisliği tercihini yaptık ve ikimiz de aynı bölümü kazandık. Okul da tabi ki hem mesleki hem kişisel gelişim anlamında çok fazla şey kattı. Üniversite gerçekten bu anlamda önemli. Kendinizi bir yandan teknik olarak geliştirirken, aynı BSH gibi İTÜ’de de kişisel olarak da geliştirebiliyorsunuz. Çok fazla olanak var. Yine üniversitedeyken de uluslararası işler yapma şansım oldu. Öğrenci kulüplerinin sayesinde çok değişik, yarı akademik yarı sosyal tecrübelerim oldu. Orada da hem teknik olarak eğitimimi aldım, hem de bu anlamda kendimi geliştirdim. Çok fazla şey kattı. Üniversitenin bugünkü bende katkısı büyüktür diyebilirim.
Technical Product Management Head of Section
Benim aslında lise yıllarında da hep istediğim İşletme Mühendisi olmaktı. Bir işletmede her türlü departmanda bilgi sahibi olup, bir şekilde yönetim kademesinde yer almaktı. O yüzden lise yıllarında hayalim hep işletme mühendisliğiydi. Fakat üniversite sınavına girdikten sonra makine mühendisliğini kazandım. Aslında makine mühendisliğini kazandıktan sonra çok sevdim. Çok sevdiğim bir bölüm oldu. Makine mühendisliğinde işin tamamen teknik boyutunu, teknik detaylarını öğrenebildim. 1. sınıf sonunda başarımla beraber 2. bir bölüm okuma şansı elde ettim. Ondan dolayı hayalim de işletme mühendisliği olduğu için bu bölümü tercih ettim. Bu sayede 2 bölümü de bitirdim. Bu hakikaten iş hayatında bana çok büyük avantaj sağladı. Hem tekniğin biraz daha detaylarını bilmek, hem de finans, yöneylem vesaire konularını da bilip, ikisini bağdaştırmak. İş hayatında da şu an çalıştığım departmanda, bu iki konuyu da kullanabildiğimden, çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
Supply Planner
Mühendislik eğitiminin bana en büyük katkısının analitik düşünme becerisi olduğunu düşünüyorum. İşim gereği sayılarla oldukça çok uğraşıyorum ve bu sayılardan bir anlam çıkarmam gerekiyor. Bunun yanısıra yine mühendisliğin temeli olarak farklı bakış açılarından bakabilme ve olaylara bu şekilde yaklaşma becerisi olduğunu düşünüyorum. Bu özellikle kriz anlarında bir adım geriye çekilip büyük resme bakmayı ya da başka bir pencereden bakmayı ve çözüme bir adım daha yaklaşmayı olanaklı kılıyor. Bir mühendis eğitimini almadığı bir konu üzerine çalışabilir çünkü orada size verilen aslında temel mühendislik eğitimi ve bu gerçekten yeterli bir düzeyde. Mühendis olmanın belki de en büyük avantajlarından biri de bir şeyleri daha çabuk öğrenebiliyor, daha çabuk kavrayabiliyor olmak. Dolayısıyla sizin önünüze hangi iş verilirse verilsin bir mühendis bakış açısıyla bunu çok daha kolay bir şekilde alıp daha iyi bir noktaya götürmek için çalışabiliyorsunuz.
Powertrain Entegrasyon Proje Sorumlusu
İTÜ Makina Fakültesi‘nden mezun olmaktan gurur duyuyorum. Çünkü İTÜ, 1773’ten beri öğretimine devam etmiş bir kuruluş. İyi ki orayı seçmişim. Diğer arkadaşların da bu okulları tercih etmelerini öneriyorum. Çünkü çok köklü bir eğitim anlayışına sahipler. Bazı üniversitelerin sahip olduğu öğretim görevlisi kadar sadece Makina Fakültesi‘nde o kadar profesör bulabilirsiniz. Dolayısıyla bu köklü olma durumu hem buradan mezun olan insanlar anlamında hem de üniversitenin size vermiş olduğu eğitim nosyonu çok ciddi faydalar sağlıyor. İtü Makine bize bir probleme nasıl yaklaşmamız gerektiğini ve nasıl çözmemiz gerektiğini öğretti. Çünkü hayatınız boyunca size öğretilen şeyleri tekrarlayarak yaşamıyorsunuz. Önünüze daha önce hiç görmediğiniz yeni yeni problemler çıkıyor ve bunları bir şekilde aşmanız gerekiyor. İTÜ’nün kattığı en önemli şey, bunları nasıl çözebileceğimiz olduğudur yoksa teknik bilgileri ya da teknik nosyonları aynı şekilde aşağı yukarı alabilirsiniz.
Powertrain Entegrasyon Proje Sorumlusu
Makina Mühendisliği‘nin iş alanı çok geniş. Örneğin; ben İTÜ’den mezun olurken otomotiv anadalını seçmiştim ve otomotiv üzerine çalışıyordum. Mezun olduğum arkadaş grubum çok farklı işlerle uğraşıyorlar. Birisi Üretim‘de plastik enjeksiyonla ilgileniyor. Bir tanesi üniversitede kalmayı seçti ve kontrol sistemleri üzerine çalışıyor. Kontrol sistemlerine robotik sistemler diyebiliriz. Havacılık sektörüne yönelebilirsiniz. Mezunlarımızdan birkaçı pilot olmayı tercih etti ve bir arkadaşım Kanada’ya giderek yüksek lisansını uçak komponentleri üzerine yaptı. Şu anda da Havacılık sektöründe çalışıyor. Bunların hiçbirinden memnun olmazsanız gidip çamaşır makinası yapan bir yerde de çalışabilirsiniz. Bu tamamen sizin hangi alanda olmak istediğinizle alakalı ama çalışma perspektifi oldukça geniş bir bölüm diyebilirim.
Powertrain Entegrasyon Proje Sorumlusu
Torino benim hayatımda önemli bir dönüm noktası oldu çünkü ilk yurtdışı deneyimimi ben orada yaşamıştım. Orada gözlemlediğim en önemli şey, İTÜ ve Türkiye’den farkı olarak orada üniversite ve sanayi çok iç içe bir şekilde birbirini tamamlıyorlar. Örneğin; Politecnico di Torino, Fiat’ın destek vererek açtığı bir Otomotiv Mühendisliği bölümüdür. Fiat’ın bizzat parasını vererek kurdurduğu bir bölümdür. Burada 10 tane ders alıyorsak, 5 tanesini üniversite hocaları diğerlerini ise Fiat’ta kendi alanında kompetan insanlar veriyordu. Bir örnek vermek gerekirse; bizim bir Aerodinamik dersimiz vardı ve dersimize bizzat bir Fiat grubu olan Alfa Romeo’dan, o birimin en başındaki adamdan dinleme fırsatımız olmuştu. Hocamız işinde duayen bir insandı. 90’lı yıllarda Ferrari’nin Formula 1 motorunun tasarım şefliğini yapmış bir insandan bahsediyoruz. Öyle birinden bu dersi dinlemek insanı çok tatmin ediyor ve insana büyük motivasyon sağlıyor. Bir diğeri ise, ben yüksek lisans tezimi yazarken orada çalışma fırsatı bulmuştum. Çünkü Avrupa’da yüksek lisans yaparken bir sanayi kuruluşunda minimum 3 ay çalışmanız gerekiyor. Bende 6 ay kadar Fiat’ta çalışmıştım. Klima stratejilerinin yakıt tüketimine olan etkisini incelemiştim. Bunları yüksek lisans tez haline dönüştürerek oradan mezun olmuştum. Yani bana en büyük katkısı, üniversite ve sanayinin nasıl iç içe olduğunu görmem oldu ve bunları deneyimleme şansına sahip oldum.
Powertrain Entegrasyon Proje Sorumlusu
TEV bursiyerliğine yine otomotive olan tutkum sayesinde ulaştım. Yüksek lisansımı Otomotiv Mühendisliği üzerine yapmak istiyordum ama aynı zamanda burs bulmam da gerekiyordu. Burs bulmaya çalışırken internette TEV ile Otomotiv Mühendisliğini bir arada gördüm ve TEV’in yurtdışına bu tarz bir burs verdiğini o zaman öğrendim. Akabinde TEV’e başvurdum ve bazı seçim aşamaları oldu. Bunlar birkaç stepten oluşuyordu. İlk öncesi, Tev’in belirlediği çeşitli kıstasları aşıyorsunuz akabinde tüm kriterleri sağlıyorsanız, TEV’de bir sözlü mülakata bir komitenin karşısına çıkıp sözlü mülakattan geçiyorsunuz. Orada aynı zamanda Tofaş’tan da biri oluyor. Çünkü bu fonun destekçisi, finansörü Tofaş. Burayı da atlattıktan sonra size bir case study veriliyor. Bunun belirli bir zamanı var. Benimki bir haftaydı yanlış hatırlamıyorsam. Bu case study’i bir hafta içerisinde çözüp, sunum haline getirip, direktörlerimize bir sunum yapıyorsunuz. Akabinde bu sunumu da geçtiğinizde başvuran arkadaşlardan iki kişiye TEV, her yıl otomotiv alanında İtalya’ya yüksek lisans yapmanız için ya Milano ya da Torino’ya yolluyor. Torino’da Politecnico di Torino, Milano’da da Politecnico di Milano diyebiliriz. Bu burs fonuyla oralara giden arkadaşlar genelde bu okulları tercih ediyorlar.
Production Planning Engineer
Ben liseyi Eskişehir’de okudum ve son sınıfta hayatıma İstanbul’da devam etme kararı aldım. Bu yüzden ilk hedefim İstanbul’da üniversiteye girmekti. Bence İstanbul’da ilk akla gelen üniversite İTÜ’dür. İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki teknik eğitimin çok iyi olması ve yerleşkelere baktığım zaman Makine Mühendisliği’nin Gümüşsuyu Kampüsü’nde olması benim çok ilgimi çekti. Makine Mühendisliği’ni seçmemin nedeni de, çok genel bir mühendislik dalı olduğu için insanın kendisini bir alanla sınırlamak zorunda kalmamasıdır. Üretimden tutun makine yapımına veya başka bir türdeki iyileştirmelere kadar her türlü alanda kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Dolayısıyla ben de Bilgisayar Mühendisliği gibi tek alanda devam etmektense Makine Mühendisliği’nde önümün daha açık olacağını düşündüm. Okulun bana kattığı avantajlar disiplin ve çalışma yöntemidir. Çünkü İTÜ’de en zor bölüm Makine Mühendisliği olarak bilinir. Bu da bendeki zorluklara karşı dayanma gücünü arttırdı. Çalışma arkadaşlarıyla proje yaptığımız zaman bazen bana projeye nasıl vakit ayırdığımı soruyorlar. Ben 4 yıl boyunca bunun eğitimini aldığım için hem geniş açıdan bakmayı hem de zorluklarla savaşmayı öğrendim. İşime de sosyal ve psikolojik açıdan en büyük getirisi bu şekilde oldu.
Gövde Üretim Yöneticisi
Balıkesir Üniversitesi 1993 yılına kadar Uludağ Üniversitesi‘ne bağlı olarak Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi olarak devam eden, 1993 yılından sonra da kendi ismiyle kurulmuş bir üniversitedir. Akademisyen kadrosuna baktığımızda eski ve tecrübeli personelden oluşması sayesinde, ben birçok teknik bilgimi üniversite yıllarımda teorik olarak almıştım. Sonrasında bu teknik bilgiyi pratik ortamda değerlendirme şansım oldu. Balıkesir‘i genel olarak değerlendirecek olursak; Türkiye‘deki diğer şehirlere göre küçük bir şehir ama küçük şehir olmanın getirdiği ilave avantajlar da var. Örnek vermek gerekirse; İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere göre nispeten daha ucuz ve öğrencinin çok rahat yaşayabildiği, ulaşım imkanları çok fazla olan ve kalabalığın olmamasından dolayı rahat hareket edebildiğiniz bir şehir. Trafik problemini yaşamadığınız, yaz aylarında Edremit, Altınoluk, Ayvalık, Asos gibi ilçelerinin olduğu, öğrenciler için aslında çok da zor olmayan küçük tatiller yapabildiğiniz sempatik bir şehirdir.
Gövde Üretim Yöneticisi
Makine Mühendisliği‘nin iş imkanlarına baktığımızda, çok geniş bir yelpazesi olduğunu görüyoruz. Örneğin; birlikte okumuş olduğum arkadaşlarımdan ya da çevremden, diğer Makine Mühendisi arkadaşlara baktığımda; gıda sektöründe, otomotiv sektöründe, tekstil sektöründe, hatta ilaç sektöründe bile çalışan arkadaşlarım var.
İnsan Kaynakları Direktörü
Makine Mühendisliği bölümü diğer mühendislik bölümlerine göre eğitim ve öğretim zorluk dereceleri açısından bana hep daha fazla efor gerektiren bölüm gibi gelmiştir. Diğer bölüm öğrencilerinin ders yükü veya ders çalışma durumu daha azken, Makine Mühendisliği bölümü daha fazla gibiydi. Dolayısıyla bu kadar yoğun çalışma temposunun içerisinde belli bir disiplini muhafaza etmek, disiplin içerisinde çalışabilmek ve o zorluğa dayanabilmek bu bölümün kattığı bir durum. ODTÜ kampüs içerisinde yurtlarıyla birlikte olan bir yerleşke. Ben de o yurt hayatını yaşamış biri olarak; orada da arkadaşlık, paylaşım, dayanışma gibi kavramları da tatmış oldum. Bölümün yapısı itibari ile geçme, kalma ve not sıralamasında öğrenciler arasında bir rekabet ortamı vardı. Dolayısıyla orada da rekabet edebilme, belli bir grup içerisinde sıyrılabilme, öne çıkabilme gibi durumları öğrendim. Rekabet, kişisel gelişiminize de katkı sağlıyor. Bu anlamda baktığımızda sadece okul ve ders değil farkında olmadan pek çok niteliği kendinize katmış olarak çıkıyorsunuz. Bana en fazla kattığı şeyler; kendini iyi ifade edebilme, öz güven, tek başına ve birlikte var olabilme yeteneğidir.
İnsan Kaynakları Direktörü
Tarihsel olarak mühendislik mesleğinin temelini oluşturan bir bölüm, diğerleri bunun üzerine inşa edilmiş mesleklerdir. Elektrik-Elektronik, Kontrol Sistemleri makinanın icadından sonra gelmiş. Endüstri Mühendisliği verimlilik çalışmalarının gereği olarak sonradan gelmiş. Makina branşı disiplin olarak çok temel bir öğreti. Dolayısıyla analitik düşünce yapısını yerleştiriyor. Birçok farklı parçayı bir arada düşünüp tümevarım veya tam tersi olarak bütünü parçalara ayırıp daha küçük sistemlere dönüştürebilmeyi sağlıyor. Birçok düşünsel yeteneğini geliştiriyor. Analitik olma, bütünsel bakabilme gibi kavramları hayatınızın pek çok yerinde kurgulayabilirsiniz. Bunun için illa ki Makina bölümünden mezun olarak Makinacı olmanıza gerek olmayabilir. Benim arkadaşlarım da benim gibi mezun olduktan sonra ya kendi işlerini kurmuşlardır ya da kurumsal, üretim veya sanayi şirketlerinde görev almışlardır. Birçoğu Satış ve Pazarlama kulvarında gitmiştir. Petrol ve enerji şirketlerine giden ve oralarda üst kademelerde görev alan, pilot olan arkadaşlarım da var. Kurumsal hayattan ayrılıp Danışmanlık kulvarına, hizmet sektörüne, eğitim ve siyaset kulvarlarına geçen, hayatın ve iş dünyasının pek çok farklı alanında görev yapan arkadaşlarım var.
Gillette Türkiye ve Kafkaslar Marka Müdürü
Bu konuyla ilgili daha önce hocamın söylediği tek bir şeyi söyleyeceğim. Ben Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenmeyi öğrendim. İnsanoğlu hiçbir şeyi tam olarak bilemez ama öğrenmek istediği zaman nereye bakması gerektiğini, herhangi bir veri setine baktığı zaman bundan ne çıkarması gerektiğini bilmesi, birçok yetkinliğe ulaşabilmesine yardımcı oluyor. Makine Mühendisliği bölümünde belki Pazarlama ile ilgili çok bir şey öğrenmedim ama onlar bana doğru analiz etmeyi, bilgiye ulaşmak için nerelere bakmam gerektiğini öğretti.
Gillette Türkiye ve Kafkaslar Marka Müdürü
Aşağı yukarı her işi yapıyor. Benim çoğu arkadaşım bu işin ana kolu olan sanayi veya Ar-Ge’de çalışıyor. Bunun dışında da Pazarlama, Lojistik, Satış, Hastane Yönetimi gibi birimlerde çalışan arkadaşlarım da var. Dediğim gibi; üniversite hayatı, hayatta karşınıza çıkan şeylerle mücadele edebilmeyi öğretiyor. Makine Mühendisliği bölümünde de bunu öğrendiğimiz için muhtemelen diğer iş kollarında da bir şekilde başarılı oluyoruz.
Gillette Türkiye ve Kafkaslar Marka Müdürü
Yeditepe Üniversitesi Pazarlama bölümünde yaptığım yüksek lisansta, öğrendiğimiz yetkinliklerin literatür olarak çok da zengin olmayabileceğini düşünmüştüm. Pazarlama kitaplarında günlük hayatlarımızda çıkan sorunların nasıl anlatıldığını merak etmiştim. Bu yüzden böyle bir altyapımın olmasını istediğim için, Yeditepe Üniversitesi Pazarlama bölümünde yüksek lisans yaptım ve bunun da bana birçok şey kattığını düşünüyorum.
Teknoloji Geliştirme Proje Müdürü
INKOMPASS Üretim Stajyeri
Müşteri İlişkileri Müdürü
Dijital Pazarlama Uzman Yardımcısı