Felsefe
21 öğrenci ve mezun anlattı.

Bölüm Anlatımları

Bir kere okumayı sevmiyorsanız gerek yok bu bölümde olmanıza kitap okumayı kitapları sevmeniz gerekiyor.Kisinin kendisini her alanda geliştirebileceği bir bölüm ne yazık ki Türkiye de pek te kıymeti bilinmese de size çok şey katacağına inanıyorum..
Felsefe; inanmaktan yorulmuş, birçok soruyla esir alınmış, yinede umudunu kaybetmemiş, elde ettiği bilgilere sevdalanmış kişinin zihninde yeşeren bir uğraş ve şerbetini bir kez tadanı ömür boyu müptelası eden bir şaraptır.

Sorgulama bir kez başladı mı kişi adeta içine sürüklenir bu hayat girdabının. Amansız bir seyahate çıkar. Yolculuk boyunca birçok engele takılır. Kimi zaman şüpheyi kimi zaman ise kendi aklını tanrı edinir. Arada bir mantığıyla savaşır, tutarlılığı uğruna yepyeni fikirleri katleder.

Bazen sevmeyi unutur, aşkı sorgularken. Bazen doğruyu unutur, bilgiyi irdelerken.
Bazen doğayı unutur, varlığı düşünürken.
Bazen insanı unutur, etiği incelerken.

Fakat sormayı, düşünmeyi, anlamayı veya tek bir kelime ile "yaşamayı" asla unutmaz.

Dolayısıyla yukarıda betimlenen tarzda bir ömrü çekici bulan ve başkalarına pabuç bırakmaksızın kendi hayatının tek sorumlusu olmak isteyen bir kişiysen öyle yada böyle felsefe ile uğraşacaksın zaten. Fakat tutup birde doğru insanlardan bu uğraşın eğitimini alabileceğin bir bölüm bulursan, dünyanın en şanslı insanı sensin.
Tüm cevapları (3) görmek için tıklayın.
Türkiye’nin farklı üniversitelerinden tanıdığım insanların anlattıklarından edinmiş olduğum izlenime göre felsefe bölümüne girenler, belli istisnalar dışında, genelde bir üst bolüme giremeyen insanlardan oluşuyor. Benim için de bu durum geçerli. Ancak eğer felsefeyi öğrenciye sevdirebilecek beceriye ve birikime sahip hocalarla karşılaşılırsa bu başlardaki negatif tablo kısa surede değişiyor ve felsefeyle girişilen çok özel bir iliksi turu kendisini yavaş yavaş hissettiriyor. Türkiye’deki felsefe bölümlerinin pek çoğu için temel sorun olduğunu düşündüğüm nitelikli, felsefeyi seven ve hissederek anlatan hoca yokluğu hali, ODTU Felsefe Bölümü’nde belli hocaların değerli çabaları sayesinde yok diyebilirim. Altını çiziyorum, bu bahsim hocaların tamamı için geçerli değil. Zaten böyle bir bolum de Türkiye’de yok. Kütüphane, yabancı dil, ikinci bir dil öğrenme olanağı, kampus olanakları gibi nesnel kriterlerin katkısı elbette ki önemli ve belirleyici, ancak özellikle felsefe gibi, pratik tekabuliyet sorunu yasayan (ki bu sorun Türkiye gibi bir ülkede oldukça ağır bir bicimde yaşanıyor) bir bolum için hocaların niteliği büyük bir önem arz ediyor. Su anda felsefe doktorama yurt dışında severek devam ediyor ve bir şekilde felsefeye bulaşmış olmayı hayatimin en güzel tesadüflerinden biri (belki de en güzeli) olarak görüyorsam, bunu ODTÜ’deki belli hocaların bu isi bana sevdirmesine borçluyum.
Üniversitenin işi meslek edindirmekten çok insani olan her şeye dair sistemli bir bilgiye erişmek ve kişinin kendini yetkinleştirmesini sağlamaktır. Bunun belki de en iyi yapılabileceği bölüm felsefedir. Çünkü Boğaziçi Felsefede, sorgulama, felsefe-bilim ilişkisi, akıl yürütme ve doğru karar verme tüm derslerin içerisine yedirilmiş ve öğrencinin bunları içselleştirmesi için doğru bir eğitim modeli uygulanmaktadır. Felsefe diğer alanlarla ilişkili bir alan olduğu için Boğaziçi Felsefe daha da tercih edilesi. Lisans eğitiminiz boyunca, fizikten, matematiğe, dilbilimden psikolojiye, sanat tarihinden siyasete ve ekonomiye kadar birçok alanda dersler görebiliyorsunuz. Bütün bunlara ek olarak okulda verilen dil dersleri sayesinde ünlü filozofların eserlerini özgün dillerinden öğrenebiliyorsunuz. Meslek olarak da felsefe mezunları birçok alanda kendilerini yetkinleştirdikleri için akademik hayatında dışındaki alanlarda da kendilerini gösterebiliyorlar. Çalıştıkları yerlerin başlıcaları: Yayınevleri, dergiler, müzeler, sergiler, eğitim kurumları, (alınan dersler sayesinde bankalar, danışmanlık şirketleri vs. de sayılabilir). Akademisyenlik düşünülüyorsa Boğaziçi Felsefe ideal bir bölümdür. Dünyaca ünlü akademisyenlerle buluşma ve onların konferanslarına katılma olanaklarının sağlanması sanırım neden ideal olduğunun anlaşılmasında etkili olacaktır. Hocalarımız öğrencilerle yakın ilişki kurmakta ve her birimizin felsefi gelişiminde oldukça yardımcı olmaktadır. Felsefe okuyan birinin kendini en iyi geliştirme yolu makale yazmaktır. En iyi makale yazılacak yer de Boğaziçi’dir çünkü hocalarımız makale yazımını desteklemekte ve bu konuda yardımcı olmaktadırlar. Akademik üretim açısından kendileri de iyi birer örnek olan hocalarımızın verdiği bu destek konuları içselleştirmemizde de yardımcı oluyor.
Tüm cevapları (14) görmek için tıklayın.
İlgi yaşamın seyrini değişir. Şirketlerin tüm departmanlarında iş bulabilirler, medya yayıncılığı, akademi vs.
bilmiyorum
Tüm cevapları (10) görmek için tıklayın.